YürüMEyelim Arkadaşlar!

 Son yazımda sözde „Ermeni Soykırımı“ konusuna tepki vermek üzere düzenlenen yürüyüşe davette bulunmuş; bunun hepimizi ilgilendiren ortak bir sorun olduğunu ve ortak tepki göstermemiz gerektiğini vurgulamıştım. Yazı hakkında müspet düşüncelerini bildirilenlere ve yapıcı eleştiride bulunanlara teşekkür ediyorum. Aynı şekilde yürüyüşün sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesinde emeği geçen herkese de teşekkürü bir borç biliyorum.

Yoğun katılımın olduğu ve bir sorun yaşanmadan nihayete erdirdiğimiz yürüyüşün hemen akabinde aklıma ilk gelen cümle „şimdi ne olacak“ oldu. Binlerce kişi bir araya gelip tepkimizi demokratik çerçevede gösterdik. Peki yaşadığımız ülkenin demokrasisinde biz ne kadar varız?

Yürüyüş öncesinde katılım ne kadar olursa olsun Avusturya toplumunda bir karşılığı olmayacağını, hele ki siyasi arenada kaale bile alınmayacağını bilmiyor muyduk? Elbette biliyorduk. Peki neden yürüdük; neden 2 yıldır çeşitli gerekçelerle defalarca yürüyoruz. Bu arada toplum olarak yürümeyi de beceremiyoruz. „Ortak konu“ dediğimiz yürüyüşte bile kendi cemaatinin/derneğinin basit ve ucuz menfaati için kimlerin neler yaptığını görünce Avusturya siyasetinin bizi neden muhatap almadığını daha iyi anladım. Çünkü toplumumuzun yöneticilerinin çoğunluğu donanımsız, vizyon ve misyon sahibi olmamasına rağmen koltuklarına yapışmış insanlar. Yani Avusturya`da çok sayıda milli şefimiz mevcut. Yönetici ve temsilcilerimiz böyle olunca maalesef toplum/cemaat de böyle oluyor.

Herkes kendi cemaatinin güçlenmesi, işini yürütmesi derdinde. Elbette ki donanımlı, işinin ehli, toplumun sorunları üzerine kafa yoran ve gelecek üzerine projeler hazırlayan dernek ve başkanlarımız da var. Zaten bu kadar soruna rağmen hala ümitvar olmamızın en önemli sebeplerinden biri de bu büyüklerimizin varlığıdır.

Şahsım da dahil bir çoğumuz günlük hayatımızı ve fikirlerimizi Türkiye`deki gelişmeler üzerine şekillendiriyoruz. Her ne kadar bizleri doğrudan ilgilendiren konular olsa da tamamıyla Türkiye siyasetini merkeze alarak yaşadığımız için çoğumuz Avusturya`daki gelişmelerden haberdar bile değiliz. Günlerdir Türkiye genel seçimleriyle yatıp kalkıyoruz. Cami, kahvehane ve sosyal medyada derin analizler yapıp seviniyor veya üzülüyoruz. Avusturya gündemiyle ilgilenmemiz için Türkiye`den vazgeçmemize, sırt çevirmemize gerek yok. İkisini aynı anda takip edebilir, sorunların çözülmesi için gayret sarf edebiliriz; etmeliyiz.

Biz bütün bu gündemle meşgulken Avusturya`da yerel seçim maratonu başladı.

Steiermark`da yapılan seçimlerde ırkçı parti seçmene somut hiç bir proje sunmamış olmasına rağmen, sadece yabancı karşıtlığıyla oy patlaması yaptı ve bize yakın olduğu iddia edilen bir partiyle koalisyon görüşmelerine başladı. Önümüzdeki aylarda Viyana`da da yerel seçim olduğundan çoğu vatandaşımızın haberi yok. Artık yürümeyelim; bir araya gelip ortak sorunlarımız ve geleceğimiz üzerine birlikte somut adımlar atalım.

Hiç zaman kaybetmeden Türk toplumunun ileri gelenlerinin siyasi görüş farklılıklarını bir kenara bırakarak, asgari müşterekte buluşacakları ve topluma ümit verecek, siyasete bilinçli bir şekilde katılmasını sağlayacak bir platform kurmaları gerekiyor. Aksi takdirde Viyana`da da ırkçı partinin yükselişi engellenemez. Böyle bir platform toplumumuzdaki birlik ve beraberliği arttıracağı gibi, siyasi partilerin bizi muhatap almasının da yolunu açacaktır.

Umursamazsak, umursanmayız...


YORUM EKLE

banner533