12.10.2015, 09:05

Viyana'da seçimleri ve isim tahlilleri

Öncelikle şahsım ve kurumum adına 11 Ekim seçimlerinde ortaya çıkan sonucun tüm Viyana ve Avusturya’ya hayırlı olmasını diliyorum.

Yazılacak ve konuşulacak çok şey var aslında…

Bu yazının yine birilerince sıkça eleştirileceği (saygı duyarım) hatta ve hatta eleştiri boyutlarının hakaret ve iftiralara kadar uzanacağı da ihtimaller arasında.

Gemeinsam für Wien, oluşumunun ilk kamuoyunda belirlenmesinin ardından tartışmalar birbirini izledi. Tabi işimiz gereği bu tarz içerikli bir yazının yazılmasının tarihi iyi belirlenmeliydi. Siz de takdir edersiniz ki, haberlerimizde her siyasi oluşuma aynı mesafe kaldık ve bu yöndeki çizgimizi koruduk. 

GfW’nin ortaya çıkmasında hak verilecek nedenler var. İşte siyasi partilerin tutumları, Türk kökenli aday politikası vs. vs. uzar gider.

Fakat oluşumun içindeki isimleri bir bir analiz ettiğimizde, bu oluşumun sağlıklı düşünüp hareket edemeyeceğini kavramak için büyük bir analizci olmaya gerek olmadığı gerçeğiyle karşılaştık.

GfW’den ilk haberdar olduğum zaman iki arkadaşa şu ifadeyi kullandım: ‘’Viyana’daki toplam Türk kökenli seçmen sayısı üzerinden hesaplar yapılmasın. Sandığa giden Türk kökenli seçmen sayısına göre hesaplar yapılmalı. Yoksa sonu hüsran olur bu işin sonu...''

Net olarak; GfW’nin içindeki birkaç ismi analiz ettiğimizde, sandığa giden Türk kökenli seçmen sayısını değerlendirdiğimizde ve akabinde arka plandaki koltuk savaşları kendini gösterdiğinde anladım ki; GfW’nin bu seçime girmesi bir hata olacaktı. Aldığı yüzde 1’lik oy 3 aylık çalışmaya göre başarı olarak nitelendirilebilir fakat Türk kökenli seçmen sayısı baz alındığında başarıdan söz etmek pek gerçekçilik olmaz.

(Ha şunu da belirteyim. Seçim çalışmalarında ciddi ciddi zaman ayıran ve emek veren kısacası bu işi olması gibi yapan isimler vardı. Buradan onları da tebrik ediyorum.)

‘’Taşkıran seçimden önce istifasını sunacaktı’’

İstifa iddiaları üzerine kendisiyle irtibata geçtiğimiz, GfW’nin başında yer alan Dr. Turgay Taşkıran, seçimlere yaklaşık 2 hafta kala istifasını açıklayacaktı. Hatta istifa haberinin metni de bitme aşamasındaydı. Kendisiyle son görüşmemizde ‘’Bu istifanın oluşuma zarar getireceğini, bunu yapması takdirinde topluma ağır bir yük kalacağını’’ ifade etmiş ve istifa etmekten vazgeçmişti.

Arka planda yaşananlardan haberimiz vardı. Merak etmeyin…

‘’Bu oluşum FPÖ’ye yaradı mı?’’

Seçim kampanyası sürecinde GfW’nin SPÖ oylarını alacağı ve bunun FPÖ’ye yarayacağı şeklinde eleştiler mevcuttu. Şahsım adına buna tamamıyla katıldığımı söyleyemem. Viyana genelinde GfW’nin SPÖ oylarını etkilediğini iddia etmek komik olur. Sadece bu durumu 10. Bölge için savunabiliriz. Zira FPÖ’nün diğer eyaletlerde elde ettiği oy artışı ortada.

 Ama aynı şekilde ‘’SPÖ’nün GfW’ye verilen oylar FPÖ’ye yarayacak’’ şeklinde ciddi bir politika izlediğini iddia etmekte bir o kadar komik olur.

GfW’nin içinde meydana gelen kişisel ve grupların ‘Ben ve biz’ kapışması, seçim çalışmalarında da kendini çok açık belli etti. Bir çok aday, GfW’nin ortak başarısından ziyade şahsi başarı elde etmek için çaba sarfetti. (Geniş şekilde ele alınacak bir konu)

Sonuç olarak SPÖ’nün Viyana’yı elde tutması, göçmenler için son derece önemli olduğu görüşündeyim. Bu görüşümü analiz etmek için FPÖ’nün kazandığı bölgelerde ilerleyen dönemde izleyeceği politikaları takip ederek ölçebilirsiniz. O sebeple acele etmeyin.

‘’Kaddafi, madem o kadar açık yürekli ve dürüstsün...’’

Eyvallah…!

Sevdiğim bir abimiz, dün gece Facebook’ta yayınladığım bir değerlendirmemi paylaşıp üstüne ‘’ Madem o kadar açık yürekli ve de dürüstsün, neden açık açık yazmıyorsun’’ şeklinde bir yorumda bulunmuştu. Ve sonuna kadar da haklıydı. Bu isimlerin artık topluma açık şekilde analiz edilmesi gerekliliğinin ciddi bir ispatıydı. O ismin zaten bu yazıda yer alacağı için, Facebook’ta kullanma gereği duymamamıştım.


‘’Bir isim tahlili: Abdurrahman Karayazılı’’

Kendisini yakından tanırsınız. Bir şekilde son dönemde GfW’de seçim listesinde yer bulmuştu kendisine.

Dün Turgay Taşkıran’ın teşekkür paylaşımı altına şu ifadeleri yazmıştı:


Karayazılı’nın UETD Avusturya başkanı olduğu dönemde yaptıkları hakkındaki görüşlerimi yakın çevremle paylaşmıştım.

 Şahsi çıkar uğruna politika izleyen ve topluma adeta bir enkaz bırakan Karayazılı, sağ olsun ‘’Siyaset bir sanattır, bunlarınki kuru gürültü’’ sözünün gerekliliğini bir kez daha ispat etmişti.

‘’Hadi canım, sende… demeyin sakın!’’

Dedik ya, siyaset bir sanattır diye. Karayazılı’nın izlediği şahsi çıkar politikası ise tam manasıyla kuru bir gürültüydü. Bir insan ortada tartışma imkanı var iken, hele ki bu ortam bir tv kanalında ise neden programı terkeder?



Mesela Karayazılı hakkındaki şu iddiaya bir açıklık getirebilir mi?



Programdan 1-2 gün önce yakın çevresindeki kişi yada kişilere ‘’ One Minute’’ yapayım mı?'’ şeklinde bir ifade kullandı mı?

Hataları en az 10-15 başlıkta yazılabilir.. Fakat konumuz bu değil…



Gelelim asıl konuya; Turgay Taşkıran, siyasetçidir değildir, bu konuda kabiliyetlidir değildir, bunlar tartışılabilir ama GfW ile öne çıkarak ‘’Ateşten gömlek giydiği’’ tartışılamaz… Öyle değil mi?



Ben Taşkıran’ın bu oluşum içinde yer aldığı için son haftalarda istifayı dahi düşünecek kadar, pişmanlık duyduğu kanısındayım. 



Fakat anlamadığım nokta şu, şahsi çıkarları uğruna topluma bir enkaz bırakan Karayazılı, hangi yüzle ateşten gömlek giymiş Taşkıran’a bu ifadeleri yazabiliyor? Hemde bu ifadeleri Facebook’ta yorum kısmına yazarak. Bu da enteresan bir nokta… Dedik ya hangi yüzle?



‘’GfW’den ziyade Karayazılı’nın icraatları FPÖ’ye daha çok yaradı’’

Şöyle bir geçmişe dönelim; 

Abdurrahman Karayazılı’nın geçmişte izlediği politikaları analiz edelim ve devamında Avusturyalıların verdiği tepkileri de değerlendirelim.

Ben RTE’nin Viyana’ya gelmesinden 5 gün önce 2 arkadaşa; ''Karayazılı’nın bu politikası FPÖ’ye en az 1,5 ila 2 oranında oy olarak gidecektir'' demiştim.

 Sağolsun, kendisi bu söylediklerimin çıkması için yoğun mücadele verdi.

Demem o ki: Geçmişi kirli olanlar, temiz bir gelecek vaat edemezler.



Artık bazı şeylerin açıkça konuşulması ve tartışılması gerekiyor. Ama lütfen bunu yaparken fikirle tartışalım, küfürle değil…!!!



Şimdilik selametle…
Yorumlar (6)
Zinnureyn 5 yıl önce
EyvAllah kardeş...
Selami aydin 5 yıl önce
Ekranda cikip one minute yapmis olsa bunu da diyelimki onceen planlamis olsa ne olacak? Elestirecek bir nokta bulamayinca ufak tefek kirintilarla ugrasmak bir gazeteciye yakismaz tabii gercekten gazeteciyse!!! Birini gercekten elestirmek isterseniz daha somut olaylar ve ifadeler bulun lutfen biz de itibar edelim!!!
viyanali 5 yıl önce
selami kardes sen nerde yasiyorsun? konuya baya yabancisin da
Murat 5 yıl önce
az bile yazilmis, bu cocugun yanlislerinin haddi hesabi yok
tanidik 5 yıl önce
bunun uetdnin nasil basina getirildiginide yazin lütfen .
Sedat Sungur 5 yıl önce
Diğer mevzuları bilmem de, Tv programındaki moderatörün misafirini yani Karayazılı'yı birşey söylemeye zorlaması kabul edilebilir birşey değildi. Kaç defa 'distansieren Sie sich' demesi ve onu konuşturmaması programı terk etmesini haklı kılıyor. Diğer yandan Karayazılı ya o facebook yorumunu yapmamalıydı, ya daha kibar bir şekilde ifade etmeliydi ya da konuyu ulu orta değil birebir görüşmeliydi, diye düşünüyorum.