Vaktin içerisindeki ânı yakalayabilmek

Zaman su gibi akıp gidiyor. Bu suda sürüklenecek miyiz, yoksa ustalıkla kürek mi çekeceğiz; bunu tamamen tercihlerimiz belirliyor.

Hayat her zaman bir mücadele olmamalı. Bu suda kürek çekmek demek, her zaman bütün gücümüzle sandalı yönlendirmek değil. Bir nehirde yol alırken suyu iyi gözlemlemelisiniz, o andan ayrı düşüncelere dalmak, suya dalıp gitmekle, sürüklenmekle ve hatta yolunu kaybetmekle sonuçlanabilir. Andaki şartları değerlendirebilecek kadar ‘şimdi’nin içinde olmak, küreklere asılmanız gereken zaman ile kendinizi akıntıya bırakmanız gereken zamanı ayırt edebilmeniz için hayati önem taşır.

Peki hemen hemen bütün öğretilerin sıklıkla tekrar ettiği ve çok önemsediği ‘anda olmak’ nasıl mümkün olabilir?

**

Zaman, sadece biz dikkatimizi ona vermeyi seçtiğimizde su gibi akmaktan vazgeçip bize bütünüyle bulunduğumuz yerde var olabilme lütfunu bahşediyor. Yoga öğretisi, ‘nefes insanı şimdiye bağlar’ diyerek dikkati nefese getirmeyi önerir. Nefes alışverişinize dikkat ettiğinizde, tüm dikkatiniz şimdiki anın içerisindedir. Şu anda neler olduğunu, ne halde olduğunuzu gözlemlemek için en iyi yöntem, dikkati nefese getirmektir.

İslam öğretisi ise; sabır ve şükür ile şimdiki anın içinde bulunmayı önerir. Geçmişin yükü veya geleceğin kaygıları arasında savrulup durmak yerine dikkati şimdiki âna vermek; olana şükretmek, mevcut duruma sabredebilmek ile mümkün olabilir.

Sabır ve şükür bilinci, çok büyük meziyetler gerektirmez. Nefes almak ise doğduğumuz andan itibaren büyük bir başarıyla, hiç durmadan sürdürdüğümüz tamamen doğal bir eylemdir. Neden yoğun duygular yaşarken hep ‘derin bir nefes alma’ ihtiyacı duyarız? Çünkü nefesin her daim akmaya ihtiyacı vardır. Heyecan, öfke, coşku gibi anlık duygular, nefesin doğal akışını etkiler. Oysa derin bir nefes almak, bizi şimdiye getirir; her şeyin olması gerektiği gibi akmasının yolunu açar, zihnimizi sakinleştirir. Kalbimize ‘her şey yolunda’ mesajı verir.

Derin bir nefes alıp ânı yakaladığımızda, sahip olduklarımızı fark etmek, bunlar için şükür duygusuyla dolmak, zorluklar için sabırlı olabilmek mümkün olur.

**

Sevdiklerinizle keyifli bir gün geçirirken sürekli olarak geçmişte olanlardan veya gelecekte olabileceklerden bahsettiğinizi düşünün. Gün gelip geçtiğinde, elinizde sadece varsayımlar ve yorumlar üzerinden konuştuklarınız kalır. Yeni bir anı yaratamamışsınızdır, o gün aslında ellerinizden kayıp gitmiştir.

Çok mutlu bir anınızda ya da bu mutlu an için ne çok beklediğinizi düşünüp durursanız ya da bu an gelip geçtiğinde yine mutsuz olabileceğinize odaklanırsanız, o mutluluğun tadını çıkarmanız artık imkansız hale gelecektir.

Yoğun, zorlu bir gün geçirirken bu günün nelere sebep olabileceğine ya da hangi yanlışlıkların sizi bu noktaya getirdiğine odaklanırsanız, o zorlu gün asla geçmek bilmeyecektir; dahası, zorluğun içinden çıkmanız için gerekli enerjiyi bir türlü toplayamayacaksınızdır.

Derin bir nefes alıp tüm varlığınızla o anda olmayı seçerseniz, güzellikler de zorluklar da tam olması gerektiği gibi gerçekleşecektir. Tadını çıkarmak da çözüm üretmek de ancak bu şekilde mümkün olabilir.

**

Çok zor değil. Meditasyon, karmaşık bir kavram gibi görünür, oysa sadece bir süreliğine kendinize dönüp nefes alıp verme pratiğinden ibarettir. Bunu günlük hayatınızın bir parçası haline getirmeyi deneyin, her gün sadece beş dakikayı kendi nefesinizi dinlemeye ayırın

Aklın koşturmacalarından, zamanın çılgın bir nehir gibi akıp gidiyor olmasından ancak böyle uzaklaşabilirsiniz. ‘Kapılmak’ dediğimiz şey, aslında her zaman kontrolsüzce savrulmayı ifade eder. Öfkeye kapılmak, paniğe kapılmak, coşkuya kapılmak... Bu duygular tamamen insanidir ve doğaldır, oysa kapılmak her şeyi karman çorman hale getirebilir. Herhangi bir duyguya kapılmak yerine, o duyguyu tam anlamıyla yaşayabilmenin yolu, anda olabilmektir. Yaşam ırmağında yol alırken kapılıp gitmemenin yolu, vaktin içerisindeki ânı yakalayarak sakin ve gerçek kalabilmekten geçer.

YORUM EKLE