''Pekin Niujie Camii ve Hamidiye Üniversitesi''

Pekin’de bin yıllık geçmişi olan, tarihi bir Camiyi görmek, son derece güzel bir deneyim oldu benim için. Uzak bir coğrafyada, çoğunluğu budist olan büyük bir ülkede, geleneksel Çin mimari uslubunda muhteşem bir camiden bahsediyorum; Niujie Camii.

''Pekin Niujie Camii ve Hamidiye Üniversitesi''
ÇİN’DE İSLAMİYET

Çin, İslamiyet ile 7.yüzyilda, müslüman tüccarların ipek yolu vasıtası ile gelip ticaret yapmaları ile tanıştı. 651 yılında 3. Halife Hz. Osman (r.a), Tang imparatoru Gao Zong’a elçi gönderdi ve o zamandan beri Çin’in pek çok bölgesinde İslamiyet yaşanmaya başlandı. Çin’de yapılan ilk caminin hicretten yalnız 60 yıl sonra olduğu düşünülecek olursa Müslümanların buraya ne kadar çabuk gelip İslamiyet’i yaydıkları anlaşılabilir. Bundan sonraki dönemlerde dağınık olan müslümanlar, Çin’e kalıcı olarak yerleştiler ve Çinlilere tebliğde bulundular, camiler yaptılar ve kendi sosyal topluluklarını kurdular. Çin’in çoğu şehirlerinde de müslüman topluluklar ve camiler bulunmaktadır. İslamiyet’in gelişmesi Ming ve Qing (Manchu) hanedanı zamanında gerilemeye basladı ve komünist rejimin gelmesi ile de tamamen durdu. Ancak 1980’lerde Deng Xiaopeng liderliginde Çin dünyaya yavaş yavaş kapılarını açmasıyla müslüman cemaatin gelişmesi ve dünyayla irtibat kurması tekrar başladı diyebiliriz.

BUGÜNKÜ DURUM

Bugün Çin’de çeşitli müslüman halklar bulunuyor. Bunları başlıcaları; Hui, Kazak, Khalkas, Uygur, Dangxiong, Salar, Tacik, Özbek, Baoan, Tatar. Bu milletlerin hepsinin kendi yazılı ve sözlü dilleri, kendi etnik gelenekleri var. Toplam nufuslari ise 150 milyonun üzerinde. 1911’de Çin Cumhuriyeti kurulduğunda Müslümanlar ırk olarak kabul edildi. Şimdi Komünist hükumet bütün müslümanlara Hui ırkı diyor.

1 milyar 300 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de resmi kaynaklara göre, 30 milyon, ancak gerçekçi bir tahminle 200 milyona yakın müslüman yaşıyor. Bunların çoğu Çin’in batısında yaşıyorlar. Başkent Pekin (Beijing) şehrinde 200 bin, Xian’da 60 bin, Hohhot sehrinde ise 30 bin müslüman yaşıyor. Komünist rejim sırasında bütün camiler kilitlenmiş, müslüman halka baskı yapılmış, dinlerini yaşamaları engellenmişti. Bugün halen Doğu Türkistan Çin’in işgali altında bulunmaktadır. Genelde Müslüman halk fakir durumda. Özellikle kırsal alanda yaşayanların durumu çok daha kötü. Uzun süren baskı döneminden sonra İslamiyet’in yeni nesillere aktarılması, öğretilmesi önem arzediyor.

II . ABDÜLHAMİD VE PEKİN HAMİDİYE ÜNİVERSİTESİ

II.Abdülhamid döneminde Çin müslümanları genel nüfusa oranla önemli sayılara ulaşmıştı. Çin’in genel nüfusu 500 milyon civarındaydı. Müslümanların sayısı ise o dönemde 50-60 milyon olarak tahmin ediliyor..

II. Abdülhamid, 1901 yılında dönemin kritik uluslararası ilişkilerini göz önünde bulundurarak, hem Osmanlı-Alman ilişkilerini zedelemeyecek hem de Çinli Müslümanları İstanbul’a meylettirecek bir formülle, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi’nin de oluruyla ‘Nasihat Heyeti’ adı altında dokuz kişiden oluşan bir temsilci grubunun Çin’e gönderilmesini istedi. Sultan, bu kritik göreve, Yıldız’ın parlak subaylarından Enver Paşa’yı seçti. Yanına Kurmay Binbaşı Nâzım Bey verildi. Heyette ayrıca din adamı sıfatıyla Mustafa Şükrü Efendi yer aldı. Batılı diplomat ve ajanların kaygıyla izlediği bu ziyaretlerden pekçok faydalar doğdu.

Çinli müslüman alim Haoren, o günlerde kendisine ulaşan bu gayriresmî Osmanlı elçisinden ve modern eğitim seferberliğine girişen II. Abdülhamid’den çok etkilenir. 1906’da talebesi Ma Debao ile çıktığı hac ziyaretinin ardından Mekke’den İstanbul’a geçer. II. Abdülhamid tarafından çok sıcak karşılanır. Haoren, İstanbul’da bulunduğu günlerde, Osmanlı eğitim sitemini inceler, İslam konusundaki hassasiyetleri gözlemler. Tespit ettiği farklıkları not alır. Çin’e döndüğünde sohbet ve hutbelerinde Osmanlı’dan, Sultan ve Türklerin Müslümanlığından bahseder. II. Abdülhamid, İstanbul’a kadar gelen bu Çinli kanaat önderini eli boş göndermez. O dönemde Çin’de İslami eser pek bulunmadığı gerekçesiyle Haoren’e binin üzerinde kitap hediye eder ve bunları diğer Çinli âlimlerle paylaşmasını ister. Çinli kaynaklar bu eserlerden birkaçının günümüze ulaştığını ifade ediyor. II. Abdülhamid, İmam Haoren’e Pekin’de bir üniversite açma düşüncesinden bahseder. Modern eğitim yanlısı Haoren, bu konuda Sultan’a elinden gelen her türlü yardımı sağlayacağını belirtir. İstanbul’daki buluşmanın ardından henüz bir yıl geçmiştir ki Haoren’in kapısı çalınır. II. Abdülhamid’in okul açmak için Pekin’e gönderdiği iki Osmanlı muallimi ondan katkı beklemektedir. Yunnan bölgesindeki Müslümanların imamı Haoren, Muallim Ali Rıza Efendi ile Muallim Bursalı Hafız Hasan Efendi’yi Niujie Camii’ne götürür. Burada cemaate 10 bin kilometre öteden gelen bu Türk muallimlerin okul açma planını anlatır. O dönemde Niujie Camii Müslümanların buluşma mekânıdır. Çinli Müslümanlar bu caminin arka bahçesini Türk hocalara verir. Burada boş tutulan bir bina onarılır, yanına iki derslik daha inşa edilir. Çinli Müslümanlar Osmanlı bayrağının dalgalandığı derslikleri bir an önce faaliyete geçirmek için yardımcı da olur Türklere. İstanbul’dan gelen direktife bölgede Müslüman âlime duyulan ihtiyaç eklenince okulun üniversite seviyesinde açılmasına karar verilir.

Bir yıl süren çalışmaların ardından, 1908’de gözyaşları ve dualarla açılır Dâru’l-Ulûmi’l-Hamidîyye (Pekin Hamidiye Üniversitesi). Okul kısa zamanda Osmanlı-Çin ilişkilerinde bir doping etkisi oluşturur. Bir bakıma iki toplumu birbirine bağlar. II. Abdülhamid Han’ın 19. yüzyılın imkânlarıyla, Batı’nın düşmanlığına rağmen dünyanın öbür ucunda açtırdığı bu eğitim müessesesi Çinli Müslümanları İstanbul ve Halife’ye bağlar âdeta.

Pekin Huizu (Çin Müslümanları) Tarih ve Kültür Araştırma Bölümü Başkanı Yang HaiHaipeng, o günkü şartlarda Hamidiye Üniversitesi’nin açılmasını mühim bir olay olarak değerlendiriyor. Tarihçi Hai- Haipeng, aradan geçen 101 yıla rağmen okulun dersliklerinin Çinli Müslümanların hassasiyeti sayesinde ayakta kalabildiğini belirtiyor: “1907’de İstanbul’dan gelen iki Türk hoca, İmam Haoren ile görüşüp o zamanki adıyla bir ‘İslami Öğretmen Yetiştirme Enstitüsü’nü inşaya girişir. Türk kaynaklarında Hamidiye Üniversitesi olarak geçen, Pekin’deki Niujie Camii’nin arkasındaki bir dönüm alan üzerinde bulunan bu 3 sınıflı okul bugün hâlâ ayakta.

Ancak 1949’daki Mao devriminin ardından Arapça ve dinî eğitime son verilir, sadece Çince eğitime imkân tanınır. Sonraki yıllar maddi imkânsızlıktan dolayı kapanır. Gerçi son yıllarda cami cemaati Hamidiye Üniversitesi’nin bir dersliğini, isteyen gençlere din dersi vermek için kullanmaya başlamış. Zira, okulun yaşına rağmen sınıfların durumu iyi. Zaman içinde okuldaki Osmanlı motifleri silinse de İslami mimari olduğu gibi duruyor. Dersliklerden biri aradan geçen yıllarda Niujie Camii’nin tanıtımının yapıldığı bir müzeye dönüştürülmüş.

NİUJİE CAMİİ

Pekin’de bulunduğum ilk gün Yasak Şehir ve Tiananmen meydanınında dolaştım. Niujie Camii’ni görmek için sabırsızlanıyordum. Adresi elimdeki haritalardan incelediğimde, Cami’nin bulunduğum otele çok yakın olduğunu tesbit ettim, Ve ikinci gün otelden yürüyerek Niujie Camii’ne gittim. Daha caminin bulunduğu bölgeye varır varmaz bir manevi hava hissettiğimi söylemek abartı olmaz. Caminin çevresinde, kıyafetlerinden müslüman olduklarını anladığım kişiler ve yine müslümanlara hitap eden market ve restoranlar vardı. Bu atmosfer içinde kapıya vardım.Kapıdaki görevlinin elinde giriş bilet koçanı vardı. Müslüman olduğumu anlayınca geçmemi işaret etti. Daha sonra öğrendim ki, burası aynı zamanda resmi turistik görülecek yerler arasında yer alıyor ve müslüman olmayanlar ücretli olarak burayı ziyaret edebiliyorlar.

Çin’deki en ünlü camilerden biri olan Niujie Camii, aynı zamanda Pekin(Beijing)’deki en eski ve en büyük İslami ibadethanedir.

Cami ilk kez 996 yılında inşa edilmiş olup 1000 yılı aşkın geçmişiyle devlet koruması altındaki tarihsel yapılardan biridir. Cami, namaz kılınan bir mescid ile bir dizi diğer binadan oluşmaktadır. Geleneksel Çin mimari teknikleriyle İslam süsleme sanatının mükemmel bir bileşimini yansıtan Niujie Camii, aynı anda binden fazla kişinin ibadet edebileceği büyüklüktedir. Hanımlar için ayrı bir mescid bulunmaktadır. Caminin minaresi de ayrı bir güzelliktedir. Çin mimari uslubundaki minare, küçük bir bina görünümündedir. Yine Cami kompleksi içinde yönetim binası, hediyelik eşya satış bölümü ve değinildiği gibi, Caminin zimmetinde bulunan tarihi eşya ve hatıraların sergilendiği bir müze bulunmaktadır.

Cami, 2005 ve 2008 yılında yapılan onarım çalışmalarıyla yenilenmiştir. Yaklaşık 200 bin Müslüman’ın yaşadığı başkent Pekin’in Xuanwu semtindeki bin yıllık Niujie Camii ve bahçesindeki Pekin Hamidiye Üniversitesi (devlet korumasındalar) en son 2008 Pekin Olimpiyatları çerçevesinde restore edilmiş. Toplam 3,7 milyon dolar harcanmış. Binalar üzerindeki geleneksel Çin ve İslam motifleri restorasyonun ardından daha görünür hâle gelmiş.

Yenileme sırasında caminin güneyinde bulunan iki âlimin kabri de restore edilmiş. Farklı tarihlerde Çin’e İslam’ı anlatmaya gelen ve burada vefat eden Molla Ali (1283) ve Ahmet Burdani’nin (1320) kabirleri bahçede bulunmaktadır. Yine bahçede tarih içinde kullanılmış çeşitli porselen eşyalar, bakır ve demir tencereler sergilenmektedir.

6 bin metrekarelik alanı bulunan ve aynı anda binden fazla kişinin namaz kılabildiği Niuje Camii’nde bayram ve cuma namazlarında yer bulabilmenin neredeyse imkânsız olduğu anlatılıyor. Namaz kılmak isteyenler bu tarihî mekâna sığmadığından Hamidiye’nin boş sınıfları da kullanılıyormuş. Görerek hayran kaldığımız Niuje Camii’nden, ayrıca manevi keyfle dolu olarak ayrılıyoruz. Gönlümüzün bır kısmını orada bıraktık.

Burayı ziyaret etmek isteyenlere adresi de verelim: 88 Niujie Street, Xuanwu District, Pekin 


Yazı ve Fotoğraflar: Yaşar Şadoğlu
YARARLANILAN KAYNAKLAR; MESUT ÇEVİKALP-OSMAN EROL ,Aksiyon Dergisi Sayı: 786/ Tarih : 28-12-2009 FATIMA M. MISIROĞLU, Tarih ve Medeniyet, Aralık 1995 Wikipedia

Kaynak: Gezgindergi
Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2014, 03:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
Yandex.Metrica