16.10.2020, 17:48

"Sözün leş mefhumuna dönüştüğü bir ortamda, Kelam bütünüyle haysiyettir"

“… sorunlarla gerçekten savaşmak isteyen bir birey, bir siyasetçi (?) geçmiş gerçekleri ve yaşadığı çağın gerçeklerini iç içe düşünmek, gelişmeleri her durumda yeniden anlamlaştırarak, değerlendirmek zorundadır”. 

***

11 Ekim Viyana seçimlerinde yüzde 1.2 oranında (8.742) oy alan SÖZ Partisi Genel Başkanı Hakan Gördü, GfW sayesinde kazandıkları 100 bin avroya yakın bütçeye sahip olan partisinin 2015 seçimlerinde 7.608 oy alan GfW’den sadece 1.134 oy fazla almış olmasının gerçekliği üzerinden “siyasi özeleştiri” yapmak yerine “algı ve manipülasyon” yolu izlemesi, tarafımızca: “başarısızlığını örtbas etme girişimi” dışında bir anlam taşımamaktadır. 

FPÖ Başkanı Norbert Hofer’in dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik önergenin, parlamentoda 13 üyeden oluşan komisyonun “tamamının” oyuyla reddedilmesine yönelik yaptığım analiz yazısını paylaşma cesaretini gösteremeyen, manipülasyon ve algı yoluyla kendisini destekleyen insanlarımızı kandırma çabasını “büyük bir üzüntüyle” karşıladım.   

Üzüntümün kaynağı da kendisini destekleyen insanlarımızı manipülasyonla, algıyla “kandırılmaya müsait” olarak görmesidir. 

Hakan Gördü’nün içeriğini paylaşmaya cesaret edemediği analiz yazımı buradan okuyabilirsiniz: https://www.facebook.com/viyanarehberi.at/posts/2656864831243698

Bu noktada Hakan Gördü’nün paylaşma cesareti gösteremediği ve üzerinde manipülasyonla konuyu farklı noktaya çektiği analizimin giriş kısmını paylaşmak doğru olacaktır. 

Girişinde, bu karara imza atan partileri üye sayısıyla yer verdiğim, devamında “Sonucu ne olursa olsun, gönlüm Hofer’in dokunulmazlığının kaldırılmasından yanaydı.” şeklinde temennimi yazdığım bir yazıyı takipçileriyle paylaşamayarak, içeriğini çarpıtıp beni, “SPÖ’yü korumak için değerlerimi ve kutsalımı satmakla” itham edecek kadar “heyula” bir hale dönüşen sayın Gördü’nün, manipülasyona ve algıya yenik düşmeyen bir kesimin varlığını da “görmesi” gerektiğini düşünüyorum. 

Hakan Gördü’nün koalisyon kararına verdiği tepkiye bir göz atalım; https://www.facebook.com/hakan.gordu/posts/2165475903585676

Şimdi Hofer’in dokunulmazlığına ret veren komisyonun parti üye sayılarını hatırlayalım; ÖVP 5, SPÖ 3, FPÖ 2, Yeşiller 2 ve NEOS’un 1 üyesi bulunuyor. 

Hakan Gördü’nün paylaşımda koalisyonda en çok üyeyi barındıran, şuan ki hükümet ortağı olan Yeşillerin 2 oyuyla Hofer’in dokunulmazlığını kolaylıkla kaldırabilecek bir ÖVP gerçeğini görmemesi ve paylaşımında ÖVP’yi yazmaması sizce tesadüf mü? Üstelik yazının sonuna eklediği, “Bu partiler camilerin kapatılmasını da desteklemişti” yazısındaki camileri kapatan hükümetin ÖVP-FPÖ hükümeti olduğunu da düşünürsek, Hakan beyin tepki yazısında ÖVP’ye yer vermemiş olması gerçekten çok ilginç. 

Bir adım daha öteye gidiyorum: Aşırı sağ ve popülist siyasette rakibi olan FPÖ’nün Başkanı Hofer’in dokunulmazlığını kaldırmak için elindeki komisyon gücünü kullan(a)mayan ÖVP’nin bu tepki mesajında yer almamış olması, sözde toplumun haklarını savunma iddiasındaki bir isim tarafından eleştirilmemiş olması tesadüf mü? 

Şimdi düşünelim; Hofer’in dokunulmazlığının kaldırılmasını engelleyen en büyük güç olan (5 üye), camileri kapatan, Türkçe ehliyet sınavını kaldıran, Almanca sınıflarla ayrımcılığa yol açan, Siyasi İslam Dokümantasyon Merkezi kuran, başörtüsünü yasaklayan, Türk ve İslam derneklerini saçma gerekçelerle denetleyen ÖVP’yi görmezden gelen Hakan Gördü bu toplumun haklarını savunuyor, Hofer konusunun sonuçlarını toplum adına siyasi sonuç odaklı analiz eden Kaddafi Kaya ise “SPÖ’yü korumak adına değerlerini satıyor” öyle mi? 

İlginçtir ki “ÖVP’yi sakınma” girişimlerine seçim sürecinde de şahit olduk. Bknz: https://www.facebook.com/viyanarehberi.at/posts/2652849268311921

Bu noktada Horatius’un bir deyimini hatırlıyorum: “Ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayen?

- Sözün leş mefhumuna dönüştüğü bir ortamda, Kelam bütünüyle haysiyettir 

Algı ve manipülasyon girişimleriyle şahsımı ve gazetemi “itibarsızlaştırabileceği” hevesine kapılan sayın Gördü’nün bu hevesini kırmak istemiyorum. Lakin, kendisi attığı adımlarla bu hevesini “kaçan bir hayale” dönüştürüyor. 

Seçim sürecinde Türk seçmenlere gönderdiği bir mektupta adayının “başörtülü” resmine yer veren, “oy kazanmak” uğruna araç olarak gördüğü başörtüsü gibi toplumun değerlerini “pespayeleştiren”, bu hareketinden dolayı Avusturyalılardan bile tepki çeken isimlerin bana “dini ve toplumsal değerlerden” bahsetmeleri son derece gülünçtür. 

Son olarak;

Birilerinin söylemleri, kelimeleri ve sözleri manipülasyona kurban ederek “leşe” dönüştürdüğü, şahsıma kişisel hakaretlerin yer aldığı yorumları beğenecek kadar çaresiz kaldığı ve “sözün leş mefhumuna dönüştüğü bir ortamda, Kelam bütünüyle haysiyettir” gerçeğinden yola çıkarak, “seviyesizlik çukuruna” düşmemenin ısrarlı mücadelesiyle; kelamın haysiyetini koruyabilenleri selamlıyorum

Bu bir savaş!
30 Aralık 2013
Yorumlar (0)