14.09.2020, 14:42

SÖZ Partisi Ahlak Masasına Hoşgeldiniz...

11 Ekim tarihinde Viyana'da yerel seçimler gerçekleştirilecek. Partiler seçim çalışmalarını yürütürken, bazı partilerin seçim kampanyalarında, "Türk medyasını mesnetsiz iddialarla zan altında bırakmak" gibi beyhude hedefler benimsediğine şahit olduk.

SÖZ Partisi Genel Başkanı Hakan Gördü yapmış olduğu bir paylaşımda, bir çok Türk medyasının özetle “SPÖ’den aldığı para karşılığında meslek ahlakını sattığı” imasında bulundu. Kendisinin böyle ciddi iddialarda bulunduğu bir yazıda açık isim belirtmemesi ve yazının altına SÖZ Partisi'ne yakın bir ismin "SÖZ Partisi'ni haberleştirmeyen medyalar" imasıyla bizim de yayın organımızı paylaşması, Hakan Gördü'nün de bunu tasdikler mahiyette beğenmesi, bizleri de zan altında bırakmıştır. 

Biz de SÖZ Partisi'nden bu yanlıştan dönmelerini ve ima ettikleri medyaların isimleri açıkça kamuoyuyla paylaşmaları yönünde talepte bulunduk. Maalesef Hakan Gördü ve SÖZ Partisi, "çamur at, yapışmazsa izi kalır" sözüne sadık kalırcasına, bu medyaların isimlerini kamuoyuyla paylaşma cesaretini gösteremememiştir. 

"İşlerine gelmeyince: Ahlaksız Medya"

Kendilerine "Açık Mektup" başlığıyla sorular yönelttiğimiz SÖZ Partisi Genel Başkanı Hakan Gördü, haklı talebimizi cevaplamak yerine, sayfamızda yazdığı yorumlarla bize, "Ahlaksız medyanın temsilcileri" ve "SPÖ'nün Medyası" gibi seviyesiz ama yorum sahibinin seviyesini belirleyen, mesnetsiz ve bir o kadar da çirkin ithamlarda bulunmakla meşgul olmayı tercih etti. Partinin bir diğer adayı ise kişisel Facebook sayfamda, bu 5 soruya cevap vermek yerine yoruma, "Kaç Para?" şeklinde, sahip oldukları seviyenin temsil ettiği bir yorum yazma girişiminde bulundu. 

Hakan Gördü'nün isim vermeden herkesi zan altında bıraktığı iddialarda bulunmasının ortaya çıkardığı "ahlaksızlık" resmi ve o paylaşımın altındaki yorumları tasdiklercesine beğenmesi bir yana, isim ve delil olmadan tüm medyayı zan altında bırakmayı "ahlak" çerçevesine sığdırabilecek "ahlaksızlığa" sahip olmanın, "ahlak-sızlık" kavramının kaçıncı seviyesidir? İnanın biz de bil(e)miyoruz.

Anlaşılan o ki; SÖZ Partisi, Viyana seçimlerinde barajı geçmesi durumunda "ahlak masası" oluşturmayı, kendileri için temel ihtiyaç olarak görecek.

"Onların gözünde tarafsız medya onlardan taraf olanlar"

Gerçekçi bakarsak, Hakan Gördü ve SÖZ yetkilileri tarafsız bir medya istemiyor, aksine kendilerinden taraf bir medya istiyor. Zira yayınlarımızla da sabit ki; 13 Eylül tarihine kadar iddia ettikleri SPÖ ya da bir başka parti adayına yönelik herhangi bir içeriğin olmamasına rağmen bizi "para karşılığında taraflı yayın yapmakla" suçlamalarının ortaya çıkardığı tek sonuç budur. 

"Almanca bilmeyen medyacılardan bıktık, usandık" 

Toplumu temsil etme iddiasında olan SÖZ Partisi Başkanı Hakan Gördü'nün bir diğer garip yorumu da "Almanca bilmeyen medyacılardan bıktık, usandık" olmasıydı. Kendi haberlerine yer vermiyor diye medyaları mesnetsiz iddialarla baskı altına almaya çalışan, fakat bunda başarılı olamayacağını anlayınca da kendince "küçümseme, küçük düşürme vb." hedefiyle ifadelere imza atması, bizim nazarımızda "seviye göstergesidir." Bu durum bizzat kendileri için "söylem-eylem" denkleminde bir samimiyet testidir. 

Almanca bilmeyen medyadan bıkmış ve usanmışsanız, neden sizi haberleştirmemelerinden rahatsız oluyorsunuz? Bırakın, ciddiye almayın efendim...! Siz o muazzam Almanca bilginizle yolunuza(?) devam ediniz!

"Fikrin dili yoktur"

Dil kavramından daha önce gelen bir kavram varsa o da "fikir" kavramıdır. 5-10 dil bilip de fikirsiz olmaktansa, fikir sahibi olup, tek dil bilmek; insanın kendini fethetmesidir. Kendini fethetmeyen insanlar, egolarına yenik düşmeye mahkumdur. Bu sebeple diyoruz ki; "fikrin dili yoktur".

2013'den bu yana kısıtlı imkanlara rağmen  bu toplum için yaptığımız işlerin şahitleri de arşivleri de mevcuttur. Sosyal medya sayfamızda şahsıma yönelik, "Almanca bilmeyen medyacılardan bıktık, usandık" yorumuyla beni küçük düşürebileceğinizi düşünüyorsanız, üzülerek belirtmeliyim ki yanılıyorsunuz! Siz daha toplum meseleleri kavramında yer almamışken, biz 3 yıl boyunca Türkçe & Almanca çıkardığımız gazetelerle bu topluma hizmet veriyor, toplumun değerlerini ve kazanımlarını savunuyorduk.

"İnsanlar sorumlulukları ölçüsünde büyürler"

Hakan bey, olaylara yaklaşım tarzınızı ve yaptığınız yorumlara bakınca; "İnsanlar sorumlulukları ölçüsünde büyürler" sözünün gerçekliğine ve geçerliliğine bir kez şahit olmak beni sevindirse de sizin adınıza derin üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. 

"Siz Almanca bilmeyen medyacılardan, biz de egoist sahte kahramanlardan bıktık, usandık"

Madem kartları açık oynayacak ve bu topluma karşı şeffaf olacaksak, ben kendi adıma bu sorumluluğu yerine getireyim.

Sizlerin de bu "şeffaf, dürüst ve samimi olma" sorumluluğunuzu yerine getirmenizi çok isterdim. Ama görüyorum ki bu pek de mümkün ol(a)mayacak.

Son 7 yılda 10 binin üzerinde haber, röportaj, analiz vb. içeriğe imza attım. Toplumun hemen hemen tüm kesimiyle irtibatta kaldım. Birçok şey gördüm, birçok şeye şahit oldum. Bazen haber yapıp yayınladık,  bazen de "yazdıklarımız kadar yazmadıklarımızdan da sorumluyuz" diyerek yayınlamadık. 

Siz nasıl ki; "erişemediğiniz ciğere mundar" pardon, "Almanca bilmeyen medyacılardan bıktık, usandık" diyorsanız, ben de şahsım adına "egoist ve sahte kahramanlardan bıktık, usandık" diyorum. Tabi haklı gerekçeklere dayanarak. 

Özellikle Viyana'da tecrübeyle sabit olan bir gerçek var ki; ucuz kahramanlıklar peşinden koşup, toplumu uçuruma sürükleyen isimler ve oluşumlar bu toplumun sırtına yük, popülist siyasilere malzeme vermekten bir adım öteye gidememiştir. 

“Ahlak bilgisi ‘ahlaksızlık’ metoduyla verilmez

Sizler, kendi fikirleriniz ve seviyeniz çerçevesinde "Toplumu temsil etme iddiasında olabilir, işinize gelmeyince “iftira” atabilir, hatta başkalarının emeklerinden devşirdiğiniz bir oluşumla bize "ahlak" dersi vermeye de kalkabilirsiniz". Ama tüm bunlar “herkes şartsız koşulsuz sizin peşinizden koşacak” anlamını taşımıyor. 

Söylemlerinizin, eylemlerinizle çeliştiğinin farkında mısınız bilmiyorum. Topyekün bütün medyayı zan altında bırakan iddialarınızın yer aldığı paylaşımınızın, “Bu gerçekten utanç verici” sözüyle bitmesi gerçekten çok manidar. 

Bizi “dava etmekle” suçladığınıza göre, hukuk bilginiz oldukça ileri aşamada anlaşılan. Ama hukukta temel kaide vardır: “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir”. 


(Bizzat kendisi diğer yorumlarından "olayın çarpıtılmadığını" tasdikliyor. Ama bu konuya daha sonra değineceğiz.)

Son günlerde yaşananlara bakınca söylemlerinizin pek de samimi olmadığı, benim için su götürmez bir gerçek. 

Ben Viyana’da yaşayan bir birey olarak sizleri, özellikle “dün şahit olduklarımdan” sonra, hiçbir şekilde bir temsilci olarak görmüyorum. 

Tarih kimin haklı kimin haksız olduğunu elbet ortaya çıkaracaktır. Tarihe not düşmek adına bu konuya ilişkin bu satırları kaleme aldım. Elbette ki bu ne ilk ne de son olacak. 

Umarım siz de şeffaflık ve dürüstlük cesareti gösterebilir ve para karşılığında meslek ahlakını kaybettiğini iddia ettiğiniz medya organlarının isimlerini ve delillerini kamuoyuyla paylaşabilirsiniz. 

Sizin yolunuz, bizim ufkumuz açık olsun!

Selametle

Yorumlar (0)
GazetelerTümü
Günün Anketi Tümü
Haber Sitemizden memnun musunuz?
Haber Sitemizden memnun musunuz?