Sizce popülist siyasetçiler, suçluluk duyuyor mudur?

Almanya ve Avusturya’nın başını çektiği Nazi yeraltı grupları tarafından dünyaya yayılan Müslüman düşmanlığı başta olmak üzere aşırı sağcı, sağ-popülist söylemlerle destekleyen Avrupalı siyasetçiler, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camiye düzenlenen terör saldırısı sonucu hunharca katledilen 50  masum Müslümanın ölümünden dolayı suçluluk duyuyor mudur?

Avrupa’da son 10 yıldır Müslümanlara yönelik kurumsal, sistematik bir şekilde artış gösteren ve siyasetin merkezine taşınan İslam düşmanlığı, Müslüman azınlığın yüzde bir oranında olduğu, dünyanın en demokratik ve özgürlükçü ülkelerinden bir olan Yeni Zelanda’da en korkunç yüzünü ortaya koydu.

Yapay zekanın insan aklının önüne geçtiği, dijitalleşmenin kurbanı olan, kaybolmuş batı gençliği, hala tarihin köhne karanlıklarında yaşayan, Nazi Almanya’sı hayali kuran, hiçbir zaman yok olmamış, bazen de görünmez eller tarafından korunan teröristlerin yaydığı zehirden etkilenerek, ibadet etmenin dışında hiçbir suçu olmayan masum insanlara bilgisayar oyunlarındaki gibi ölüm saçan bir katile dönüştürebiliyor.

Cuma günü yaşanan vahşetin ardından sarsılan dünya, şimdi bu caniliğin asıl sorumlusunun yada suç ortaklarının kim olduğunu sorguluyor...

Aşırı sağcı, Müslüman düşmanı söylem ve politikaları meşrulaştıran, küçük bir azınlığa ait Nazi nefretini yaşamın ortasına taşıyan ya da kişisel çıkarları için buna göz yuman herkesin eline 50 masumun kanı sıçradı.

Aşırı sağın devlet yönetimi haline dönüştüğü, ırkçı, Nazi oluşumlarla doğrudan ya da dolaylı irtibatı olan, Müslüman karşıtı ırkçılığı her platformda savunan kişilerin yönetimin önemli kadrolarını doldurduğu Avusturya bu suça etkinin neresinde?

-Kurz şahsi kariyerine toplumun huzurunu feda etti
Şahsen aşırı sağcı olduğunu düşünmediğim Sebastian Kurz, şahsi kariyeri için 2015’de yaşanan sığınmacı krizini fırsata çevirerek, aşırı sağcı, ırkçı politikacıların yıllardır dillendirdiği siyasi söylemi Avusturya’da yönetime taşıdı.

Dünyanın en genç başbakanı olarak adlandırılmak, ülkenin ABD Başkanıyla görüşen nadir başkanları arasına girmek ve belki ileride tek başına iktidara gelme adına birlikte yaşadığı insanların üzerine basmaktan çekinmedi.

Ülkede kalıcı hasarlara neden olacak, toplumu kutuplaştırarak kapanması zor ayrışmaların yaşanmasını sağlayacak popülist siyaseti sonuna kadar kullanırken, meşrulaştırdığı aşırı sağcı söylemin suyun altıda kalan Nazi uzantılarının dünyanın diğer ucunda bir vahşete yol açtığını görebilmiş midir?

Geçen hafta sonu başkent Viyana’da on binlerin katılımıyla gerçekleştirilen “Irkçılığa Başkaldır” gösterisine katılan hiç kimse, Yeni Zelanda’daki terör saldırısı nedeniyle sosyal medya hesabından “üzüntülerini” paylaşan Kurz’un samimiyetine inanmazken, Kurz’u göz yumduğu ve destek verdiği politikalar, aşırı sağla arasına mesafe koymadığı için suçlular arasında görüyordu.
 
Muhtemelen hiçbir suçluluk psikolojisi içinde olmayan Kurz, geceleri rahat uyuyabiliyor mudur?

Ancak Avrupa’da Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dışında yaşanan felakete olması gerektiği gibi doğru ve içten bir dille hiçbir siyasetçi tepki göstermezken, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in sergilediği samimi ve insani yaklaşımı hiçbir batılı ülkede gör(e)medik.

"Bu nedenle, her şey durulup dünyayı saran ırkçı, Neonazi, İslam düşmanı, aşırı sağcı rüzgar geride kaldığında, insanlar siyaseti bırakmaya zorlanan Merkel’i muhabbetle yad ederken, şahsi kariyeri için göçmene muhtaç olan ülkesinin birlikte yaşam normlarını dinamitleyen Kurz ve benzeri şekilde popülist siyasetten rant elde etmeye çalışan siyasileri çoktan unutmuş olacaktır."

YORUM EKLE
YORUMLAR
ilgisiz bir toplumuz
ilgisiz bir toplumuz - 4 hafta Önce

Gecen haftaki irkiciliga karsi Yürüyüsde En AZ irkiciliga maruz Kalan biz Türk ler vardik cok Yalniz hissettim orda kendimi gözleri kör bir Avusturya Li Bile gelmis orda irkciligi protesto Ediyor du 100 bin kisi olmaniz gerekirken 12 kisi idik