Mevsim geçişi ruhunu nasıl etkiliyor?

Doğayla iç içe olmak illa ki ağaçların arasında olmayı gerektirmiyor. Doğanın döngülerini takip edebilir olduğumuzda da, 'doğada' olmanın nimetlerinden faydalanmamız mümkün olabilir.

Yakın zamanda İskoçya'da sağlık sisteminde bir devrim kabul edilebilecek bir kanun onaylandı. Buna göre doktorlar, insanın ruhunu besleyecek türde reçeteler yazabilecek, doğal ilaçların kapsamı biraz daha geniş bir açıyla ele alınacak. Bu sistemde örneğin rutin karın ağrılarınızın strese bağlı olduğuna karar veren doktor, size ilaç niyetine 'bir bankta oturup bulutlara bakmanızı' ya da 'komşumuzun köpeğini ödünç alıp biraz yürümenizi' reçete edebilecek.

Doğada zaman geçirmenin ve biraz yavaşlamanın faydaları artık bilimsel olarak da kabul edilmiş durumda. Vücudun doğal döngülere adapte olabilmesi için, içinde bulunduğu doğayı gözlemlemesi, fark etmesi ve zamanına göre bakım alması gerekiyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar, kalabalığın ve de iş stresinin etkisiyle çeşitli olumsuz etkilere maruz kalıyorlar. Hele ki kış mevsimine geçiş yaptığımız şu günlerde bedenimiz çeşitli sinyallerle bizi uyarmaya başlıyor. 

Kış ayları doğanın uykuya geçtiği, günlerin kısaldığı zamanlar. Doğa yavaşlarken ve bedenimiz de mevsime uyum sağlamaya çalışırken, günlük koşturmalarımız yaz-kış dinlemiyor ne yazık ki. Oysa mevsime uyumlanabilmemiz için, doğayı ve kendimizi can kulağıyla dinlememiz gerekiyor.

Eski çağlarda mevsim geçişleri özel zamanlar olarak bilinirdi ve muhakkak topluluk halinde kutlanırdı. Hasat zamanının başlaması, kışın gelişi, baharın karşılanması ve yazın kutlanması; çeşitli ritüeller ve sembolik kutlamalar aracılığı ile iyice belirginleştirilir ve toplumdaki herkesin bu geçişlere adapte olabilmesi sağlanırdı.

Modern sistem, bireylerin farklı farklı sistemler olduğunu ve farklı ihtiyaçlara sahip olabileceğini görmezden geliyor. Ne kadar büyük çarkların içinde yaşıyor  ve çalışıyor olursak olalım, her birimiz kendine has ihtiyaçları ve döngüleri olan sistemlere sahibiz ve üstelik yılın belirli zamanlarında da bu ihtiyaçlarımız değişebiliyor.

Kış mevsimine geçişte genel olarak yorgunluk, dikkat dağınıklığı, aşırı uyuma hali, hatta depresyon belirtilerinde ciddi oranda artış gözlemleniyor. Biraz kendimize dönüp bakarak ve ihtiyaçlarımızı tespit ederek doğanın döngüleriyle daha uyumlu hareket etmemiz ve olumsuz etkilerden korunmamız mümkün.

Mevsim geçişinde aşırı yorgunluk mu hissediyorsunuz? Bedeninizin ihtiyaç duyduğu saatlerde uyuduğunuzdan emin olun. Belki de bir süreliğine fazladan 3 saat daha uyumak istiyordur. Gün aydınlıkken dışarıda biraz yürümek ve sadece nefesinizi dinlemek için zaman ayırın. Toprak her mevsimde ihtiyacımız olan besini üretiyor. Mevsime göre, iyi beslenin. 

Modern zaman koşturmacası içinde doğayla olan bağımızı ve doğal dengenizi korumamız için yapmamız gerekenler bu kadar basit. Ormanlara ya da deniz kıyılarına gidemiyor olabilirsiniz ama her sabah pencereden dışarı başınızı uzatıp havayı hissetmeniz, her gün birkaç dakika ayırıp sakince yürümeniz mümkün. Gündelik hayatın koşturmacası içinde kaybolmamak için, daha sağlıklı ve zinde kalabilmek için; dahası, doğayla bağlantımızı kaybetmemek için yapmamız gereken sadece biraz daha farkında olmak. İhtiyaçlarımızın, değişim ve dönüşümlerimizin, mevsimlerin ve doğal koşulların farkında olmak, doğaya açık gözlerle bakmak çok şeyi değiştirebilir.
İskoçya’da değilseniz doktorunuz size rüzgarı hissetmenizi reçete etmeyecek belki ama kendi dengenizi gözlemleyip ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz için her zaman fırsatınız var. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşe
Ayşe - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı teşekkür ederiz

Melis Temelli
Melis Temelli - 2 ay Önce

Harika bir yazı. Sizi burada ilkkez görüyorum umarım bu tarz faydalı yazılarınıza devam edersiniz! basarılar

banner533