29.03.2021, 21:02

İkinci Kurz döneminin skandalları bitmek bilmiyor

Başbakan Sebastian Kurz'un İbiza skandalı sonrası başlayan ikinci iktidar dönemi bazı yanlış kararlar ve skandal iddiaları nedeniyle bu gidişle "skandallar dönemi" olarak tarihe geçecek.

Son olarak ÖBAG’ı elinde tutan yöneticisi Thomas Schmid ve holding patronu olarak atanmasıyla ilgili Başbakan Sebastian Kurz ile mesajlaşmalarının kamuya yansıması, yeni bir skandal olarak gündeme oturdu.

Medyaya sızan mesajlarda Schmid, ÖBAG yönetim kuruluna atanmadan önce, başbakandan kendisini "yetkisi olmayan bir yönetim kurulu üyesi yapmamasını" rica ettiği, Kurz'un ise cevap olarak “İstediğin herşeyi zaten alıyorsun" dediği ortaya çıktı. Buna karşılık ise Schmid ‘’Çok mutluyum. Başbakanımı seviyorum’’ cevabını veriyor.

Mesajlaşmalarda kullanılan öpücük ve diğer emojiler dikkat çekerken, bu durumu ‘Öpücük Şirketi’’ olarak eleştiren muhalefet,  Başbakan Kurz’un Schmid’in derhal istifa etmesini sağlaması ve sonra hükümetin geri çekilmesini talep ediyor.

Öte yandan Schmid’in ÖVP’ye yakın olan kişilere istihdam sağladığı ortaya çıktı.

"Skandallar Dönemi"

Kurz, bugüne kadar kendisi ve çevresiyle alakalı kulislerde konuşulan ya da basında çok cılız bir şekilde yer alan İbiza skandalıyla bağlantısı gibi bazı konuları bir şekilde örtbas etmeyi başardı, ancak ikinci iktidarı döneminde basında yer alan iddialara bakılırsa artık mızrağın çuvala sığmadığı anlaşılıyor.

Kurz'a sadık isimler Maliye Bakanı Gernot Blümel'in yolsuzluk soruşturması kapsamında evinin aranması, İçişleri Bakanı Karl Nehammer'e bağlı istihbarat teşkilatının (BVT) terör eylemine yönelik hataları, Ekonomi Bakanı Margarete Schramböck'ün "Kaufhaus" dijital alışveriş platformu fiyaskosu, doktora tezinde intihal yaptığı gerekçesiyle istifa etmek zorunda kalan Aile ve Gençlik Bakanı Christine Aschbacher akla gelen ilk isimler.

Bununla beraber Kurz'un ilk dönemden eski Maliye Bakanının yolsuzluk soruşturulması kapsamında hakkında dava açılması, halihazırda Uyum Bakanlı Susanne Raab'ın Müslüman karşıtı, ayrıştırıcı uygulamaları da bu listeye eklenebilecek diğer konu başlıkları olarak öne çıkıyor.

Gelin isterseniz Kurz ve ekibini geren, bütün imkanlarını seferber ederek üstünü örtmeye çalıştıkları skandal iddialara hep birlikte bakalım.

-Terör saldırısı ve Nehammer bilmecesi

2 Kasım 2020'de 4 masumun ölümüne neden olan terör saldırısı belki de ülkenin en karanlık günlerinden biri olarak değerlendirilebilinir.

Yaklaşık 10 yıldır dünyanın en yaşanılabilir kenti seçilen başkent Viyana'da gerçekleşen saldırı yalnız Viyanalıları değil, yeryüzünde sağduyu sahibi, insani değerlere inanan, birlikte yaşam ve kültürel zenginliğe değer veren herkesi derinden yaraladı.

Sanat, müzik, tarih ve mimariyle anılan bu güzel şehirde ilk defa bir terör saldırısı meydana geldi. Olayın ilk şoklarının geçmesi ve saldırıya ilişkin detayların ortaya çıkması, durumu Viyanalılar ya da Avusturyalılar açısından daha da katlanılmaz bir boyuta taşıdı.

Teröristin saldırı öncesi bütün hazırlığından istihbaratın haberinin olduğu ve dünyanın neresinde olursa olsun kesinlikle önlenebilecek bir eylemin göz göre göre gerçekleşmesine göz yumulmasının ortaya çıkması, başta hayatını kaybedenlerin yakınları olmak üzere bütün ülkeyi şok etti.

Bu gelişme üzerine istihbarat içinde yapılan incelemeye ilişkin özelikle Zackzack.at internet portalında yer alan iddialar ise yenilir yutulur cinsten değildi.

İnternet sitesi konuya ilişkin haberinde, incelemeye ilişkin raporun önemli kısımlarının İçişleri Bakanlığı tarafından karartılarak sansür uygulandığını, İçişleri Bakanı Nehammer'in teröristin eylem öncesi yaptığı her hareketten haberdar olduğunu ileri sürdü.

Haberde, bu bilgiler doğrultusunda Nehammer'in istifa etmek zorunda kalacağı belirtilse de Nehammer tarafında henüz bu yönde bir gelişme kaydedilmedi.

-Sadık Blümel, Kurz'un imajını zedeledi

Kurz'a en sadık isim Maliye Bakanı Blümel'in yolsuzluk soruşturmasına adının karışması belki de en etkili skandal olarak öne çıkıyor. Yolsuzluk iddialarının Kurz'a dayanması durumu Başbakan açısından daha da sıkıntılı bir hale getirdi.

Kurz'un imajına ciddi zarar veren skandalı örtbas etmek için bütün ekibi seferber olurken, ülkenin yakın tarihinde ilk defa bir iktidar hukuka savaş açtı.

-Kaufhaus fiyaskosu

Salgın sürecinde AMAZON, EBAY gibi küresel alışveriş sitelerine alternatif sözde ulusal bir site oluşturularak Avusturyalı esnafını desteklemek amacıyla kurulan Kaufhaus (satın alma) projesini ise bir başka skandal olarak öne çıktı.

Kovid-19 nedeniyle insanların işsiz kaldığı, alış gücünün düştüğü bir süreçte vergilerden elde edilen gelirlerin böyle bir maceraya heba edilmesi, Ekonomi Bakanı Schramböck'ün öncülüğünde Kurz hanesine yazılan bir başka skandal olarak kayda geçti.

Irkçı, yabancı ve Müslüman karşıtı adımlar, yaşanan her sorunu örtbas etmek için Müslüman ve yabancıların hedef gösterilmesi gibi günlük hayatın parçası haline gelmiş uygulamaları bu skandalların dışında tutuyoruz.

Bunca skandal ve iddiaya dünyanın başka bir ülkesinde herhangi bir iktidarın dayanması pekte mümkün görünmüyor. Ancak muhalefetin kabız bir üretkenliğe sahip olması, iş bitirici, sözünü esirgemeyen siyasi figürlerin bulunmaması ve her şeyden önce iktidarın küçük ortağı siyasi kariyerini sonlandırma pahasına Kurz'un her dediğine kafa sallaması, Kurz'un kurduğu kâğıttan evin ayakta durmasını sağlıyor...

Bu bir savaş!
30 Aralık 2013
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Haber Sitemizden memnun musunuz?
Haber Sitemizden memnun musunuz?