T.C. Viyana Büyükelçisi Göğüş'ten Der Standard Gazetesine Tarihi Cevap

Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş, 1915 olaylarına ilişkin bin 673 sivil ve askerin yargılandığını ve ceza aldıklarını belirterek, "Bunu, Osmanlı İmparatorluğunun soykırım yaptığının kanıtı olarak göstermek tarihin çarpıtılmasıdır. Tam aksine bu gerçekler, Osmanlı yöneticilerinin Ermeni vatandaşlarının can ve mal güvenliğini korumak için gösterdiği hassasiyetin ve çabaların somut delilidir" dedi.

AVUSTURYA 23.04.2015, 14:05 23.04.2015, 15:07 Kaddafi Kaya
T.C. Viyana Büyükelçisi Göğüş'ten Der Standard Gazetesine Tarihi Cevap
 Göğüş, ulusal yayın yapan Der Standard Gazetesi'nin 16 Nisan 2015 tarihli sayısında tarihçi Gerhard Drekonja-Kornat imzasıyla yayımlanan "Ayrıntılı Olarak Belgelenen Katliam" başlıklı yazısına, aynı gazetede bugün yayımlanan "okur mektubu"yla cevap verdi.

- "Tarihçilerden beklentimiz akademik dürüstlük" -

Mektupta tarihçilerin, tarihin hassas ve karmaşık dönemlerini herkesten daha iyi bilerek konuşmaları gerektiğine işaret eden Göğüş, "Konuyu bilmeyen insanlar klişelerle konuşabilir, ancak gerçek tarihçilerden beklentimiz akademik dürüstlüğün ışığında taraf olmadan, propaganda yapmadan ve samimiyetle hakikatleri ortaya koyabilmeleridir. Türkiye’nin arşivleri gerçeğe ulaşmak isteyen tüm tarihçilerin kullanımına 10 yıldır açıktır" ifadelerini kullandı.

Göğüş, mektubunda "Türkiye'nin 1915 olaylarını da kapsayan Birinci Dünya Savaşı'nın zor yıllarında yurtlarından sürülen ve hayatlarını kaybeden Türklerin acılarını unutmadığı gibi Ermeni vatandaşlarının acılarını da bir acılar hiyerarşisi yapmadan paylaştığını" vurguladı.

Göğüş, "Burada tarihin inkârı söz konusu değildir. Türkiye sadece, hiçbir hukuki veya tarihi temele dayanmaksızın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelendiren tek taraflı anlatıyı sorgulamaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

- "Tarihin çarpıtılmasıdır" -

Osmanlı İmparatorluğu'nun tehcir sırasında alınan tüm önlemlere rağmen vuku bulan Ermeni kayıplarından sorumlu tuttuğu memur ve subaylarını yargıladığını kaydeden Göğüş, mektubunda sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kişilerin yargılanmasının sebebi, Ermeni halkının güvenliğinin sağlanmasına yönelik talimatlara rağmen, savaş şartları altında meydana gelen can kayıplarını önleyememiş olmalarıdır. Bu çerçevede, 1916 yılında bin 673 sivil ve asker görevli yargılanmış, bunlardan 67’sine idam, 68’ine ömür boyu hapis, 524’üne ise muhtelif hapis cezaları verilmiştir. Bunu, Osmanlı İmparatorluğunun soykırım yaptığının kanıtı olarak göstermek tarihin çarpıtılmasıdır. Tam aksine bu gerçekler, Osmanlı yöneticilerinin Ermeni vatandaşlarının can ve mal güvenliğini korumak için gösterdiği hassasiyetin ve çabaların somut delilidir."

- Ermeni terör örgütü ASALA -

Ermeni terör örgütü ASALA'nın 1973-1986 yılları arasındaki eylemlerinde 34 masum Türk diplomatını, eşlerini ve çocuklarını katlettiğini vurgulayan Göğüş, Viyana’da bir Büyükelçi ve iki görevlinin şehit edildiğini aktardı.

Tarihçi Drekonja-Kornat’ı ve diğer bütün tarihçileri, Türkiye'nin açık olan arşivlerini ayrıntılı şekilde incelemeye davet eden Göğüş, "Gerçeklerle yüzleşmekten endişe duyan Ermeni tarafının bugüne kadar bu davetimize icabet etme cesaretini göstermemiş olması kendilerini yıldırmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Son bir haftadır Avusturya medyasında 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tek taraflı olarak gündeme getirilmesi, tepkilere neden olmuştu.

Avusturya Parlamentosu'nda grubu bulunan 6 parti, dün bir basın toplantısı düzenleyerek 1915 olaylarını kınayan bir bildiri yayınlamış ve Türkiye, Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş'ü istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya çağırmıştı.

- 1915'te ne oldu ?

Osmanlı Devleti'nin 1914'te başlayan 1. Dünya Savaşı'na Rusya ile farklı saflarda katılmasını fırsat bilen Ermeni milliyetçileri, bağımsız Ermenistan devletini kurmak gayesiyle Rus güçleriyle işbirliği yaptılar.

Rus ordusu, Doğu Anadolu'yu işgal ettiğinde gönüllü Osmanlı ve Rus Ermenilerinden büyük destek gördü. Osmanlı ordusunda görev yapan bazı Ermeniler de Rus ordusuna katıldı. Ermenilerin oluşturduğu birlikler ordunun lojistik kanallarını tahrip ederek Osmanlı ordularının ilerlemesini yavaşlatırken, Ermeni çeteleri de işgal ettikleri yerlerde sivillere yönelik katliam ve zulümlere girişti.

Osmanlı Hükümeti, bu gelişmelerin önüne geçmek için Ermeni temsilcileri ve kanaat önderlerini ikna etmeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı. Ermeni komitalarının saldırıların artması üzerine hükümet, 24 Nisan 1915'te Ermeni devrimci komitelerin kapatılması ve bazı Ermeni ileri gelenlerin tutuklanmalarına ve sürgün edilmelerine karar verdi. Daha sonra, her yıl “Ermeni soykırımını” anmak amacıyla düzenlenen etkinlikler için bu tarih seçilecekti.

Tedbirlere rağmen saldırıların sürmesi nedeniyle 27 Mayıs 1915'te Ermeni nüfusunun savaş bölgesinde olanları ve Rus işgal ordusuyla işbirliği yapanlarının göç ettirilmesi kararı alındı.

Osmanlı Hükümeti, göç edenlerin insani ihtiyaçları için planlamalar yaptıysa da savaş koşulları, iç çatışmalar, intikam peşindeki yerel gruplar, eşkıyalık, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle göçler sırasında çok sayıda Ermeni hayatını kaybetti.

Tarihi belgeler, hükümetin, söz konusu trajik olayların yaşanmasını amaçlamadığı gibi göç eden Ermenilere karşı işlenen suçları cezalandırıldığını açıkça ortaya koymakta. Nitekim, henüz savaş son bulmamışken yaşanan insani trajedi sırasında olaylara karışarak suçlu bulunanlar yargılanarak idam edildi.

- Adil hafıza ve empati ihtiyacı -

Ermenistan ve Ermeni diasporasının genel beklentisi, Türkiye'nin 1915 tehciri sırasında yaşananları soykırım olarak tanıması ve tazminat ödemesi.

"Soykırım" kavramı, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme eylemi olarak tanımlanıyor.

Söz konusu olayların soykırım olarak tanımlanamayacağına dikkati çeken Türkiye, 1915 olaylarını her iki taraf açısından da bir "trajedi" olarak niteliyor. Türkiye, konunun siyasi çatışmalardan uzak, tarihe tek taraflı bakmadan, tarafların birbirlerinin neler yaşadığını anlama ve birbirlerinin hafızalarına saygı duyma şeklinde özetlenen "adil bir hafıza" perspektifinden çözülmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye, tarafların arşivlerinin yanı sıra üçüncü ülkelerdeki arşivlerde de 1915 olayları konusunda araştırma yapılmasını, Türk ve Ermeni tarihçilerle diğer uluslararası uzmanlardan oluşan bir ortak tarih komisyonu kurulmasını teklif ediyor.

- Erivan ilişkileri normalleştirme fırsatını değerlendiremedi -

İki ülke ilişkilerin normalleştirilmesi için en önemli gelişme Ekim 2009'da yaşandı. Taraflar, İsviçre'nin Zürih kentinde diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik iki ayrı protokol imzaladı.

Protokollerde karşılıklı güven tesisi ve mevcut sorunların çözülebilmesi için tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız, bilimsel incelenmesi konusuna yer verilirken, sınırların da karşılıklı olarak tanınması ve ortak sınırların açılması öngörülüyordu.

Türk hükümeti protokolü onaylanmak üzere doğrudan TBMM'ye gönderdi. Ermenistan hükümeti ise metinleri Anayasa Mahkemesi'nin incelemesine sundu. Mahkeme, protokollerin Anayasa'nın lafzına ve ruhuna uymadığına hükmetti.

Ermenistan Hükümeti protokollerin onay sürecini dondurduğunu Ocak 2010’da açıkladı. Bundan 5 yıl sonra da, Ermeni hükümeti tarafından geçen Şubat ayında geri çekildi.
banner551
Yorumlar (0)