''Avusturya Başbakanı Faymann'dan, Rusya Açıklaması''

Rusya'ya yaptırımların beklenen sonucu vermesi zor.

''Avusturya Başbakanı Faymann'dan, Rusya Açıklaması''

- Rusya'ya yaptırım kararı en erken Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasıyla ilgili referandumdan bir gün sonra, bir sonraki AB Dışişleri Bakanları .Toplantısının yapılacağı 17 Mart'ta alınabilecek, bu da yeni bir durumu ortaya çıkaracak.
- AB ülkeleri ağırlıklı olarak yaptırım taraftarı olsalar da yaptırıma olumsuz yaklaşan ülkeler de var.
- Rusya'ya uygulanması düşünülen yaptırımlar AB ve ABD ile sınırlı kalacağı için beklenen etkiyi göstermeyebilir, diğer taraftan ihracatının büyük bir kısmı petrol ve gaz gelirlerinden oluşan Rusya yaptırım nedeniyle kaybedeceği gelirleri başta BRICS ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle ticaretini artırarak telafi edebilir.
- Rusya'ya uygulanacak yaptırımlar, Rusya ile sıkı ekonomik ilişki içerisinde olan AB'yi de zor durumda bırakacağı gibi, Rusya piyasasından çekilecek şirketler de ilerde ilişkiler düzelse bile sektördeki paylarını rakiplerine kaptırmış olacaklar.

Rusya'nın Kırım konusundaki tavrı nedeniyle gündeme gelen yaptırımlar Moskova'ya geri adım attıracak kadar kapsamlı görünmüyor. Diğer taraftan ise Avrupa Birliği'nin (AB) Rusya ile sıkı ticari ilişkiler içinde olması, yaptırımların Rusya kadar AB ülkelerine de zarar vereceği endişesini doğuruyor.

Kırım'ın Rusya'ya bağlanması yönünde 16 Mart'ta yapılacak referandum yaklaşılırken, diplomatik çözüm umutları yerini yaptırım çabalarına bırakmaya başladı. Rusya'ya karşı, geçen hafta AB zirvesinden çıkan üç aşamalı strateji kararının ardından dün de ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu, Rusya’ya yaptırım çağrısında bulunan tasarıları kabul etti.

AB zirvesinde alınan üç aşamalı kararın ilk aşaması, Rusya ile vize muafiyeti alanında yürütülen müzakerelerin askıya alınması, ekonomik işbirliğine ilişkin müzakerelerin durdurulması ve G8 Zirvesi hazırlıklarına ara verilmesi şeklindeydi. AB kararının ikinci aşamasını seyahat sınırlamaları ve Rusların Avrupa'daki mal varlıklarının dondurulması oluştururken, en son ve en önemli aşama ise silah ve ticaret ambargolarını içeriyordu.

- Yaptırıma "hayır" diyen ülkeler var

Avusturya Başbakanı Werner Faymann ise gerilimi yükseltecek adımlardan kaçınılması uyarısında bulunarak, Rusya ile baskıya başvurulmaksızın müzakerelerin desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Batı kanadında yapılan müzakereler yaptırım seçeneğinde düğümlenirken, bu konuda da belli endişeler söz konusu.

Rusya'ya uygulanması tartışılan yaptırımlar konusunda öncelikli sorun zamanlama. Her ne kadar AB kanadında yaptırım kararı için hazırlıklar başlasa da olağanüstü toplantı yapılmaması halinde yaptırım kararı en erken bir sonraki Dışişleri Bakanları Toplantısının yapılacağı 17 Mart'ta alınabilecek. Bu da Kırım'daki referandumun çoktan yapılmış ve ortaya yepyeni bir durumun çıkması anlamına geliyor.

Yaptırımlar konusunda diğer bir sorun ise AB ülkeleri arasında görüş birliği sağlanması. Zira ülkelerin yaptırıma yaklaşımları ekonomilerinin kırılganlığı ve Rusya ile ilişkilerinin yakınlığına göre değişiyor.

Yaptırımlar yoluyla Rusya'nın ikna edilmesini savunan ülkelerin başını İngiltere çekerken, Fransa gerilimin düşürülmesi konusunda yaptırımların söz konusu olabileceğini dile getiriyor. Almanya ise siyasi çabaların en ileri noktaya götürülmesi kaydıyla yaptırımlara destek veriyor.

Uluslararası hukukun çiğnenmesi karşısında yaptırımların kaçınılmaz olduğunu savunan Polonya ise yaptırım kararının şimdiden alındığını savunuyor.

Rusya'nın kapı komşusu Estonya ve Letonya ile Litvanya da yaptırımlara destek veriyor.

Yaptırım karşıtlığı konusunda şu ana kadar en açık tavrı Yunanistan sergiledi. Yaptırımların hem uygulanana hem de uygulayana zarar verdiğini belirten Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos, "yaptırım istemediklerini" de açıkça dile getirdi.

Litvanya Devlet Başkanı Dalia Grybauskaite de Rusya'nın tüm Avrupa'yı tehdit ettiğini kabul etti fakat yaptırımların gündemlerinde olmadığını söyledi.

- Yaptırımlar AB'yi de vurabilir-

Yaptırımların caydırıcılığı konusu da diğer bir önemli nokta. Rusya'ya uygulanması düşünülen yaptırımlar BM yaptırımları olmayacağı için İran'da alınan sonucun bir benzerinin alınması söz konusu değil. Uygulanması durumunda ise yaptırımların Rusya'ya vereceği zarar kadar AB'ye de zarar vermesi olası. Çünkü Eurostat verilerine göre, 2012'de Rusya AB'ye 123 milyar avroluk ihracat yaparken, karşılığında yaklaşık 213 milyar avroluk mal ithal etti. Rusya'nın ihracatının yüzde 76'sını petrol ve doğalgaz oluştururken, AB ülkelerinden araç ve işlenmiş ürün satın aldı. Küresel ekonomik krizle sarsılan Avrupa'nın ABD ve Çin'den sonra en büyük ekonomik ortağı ile ilişkilerini askıya alması, Avrupa açısından da büyük sorunlar doğuracak.

Rusya'nın ABD ile ticari ilişkilerine gelince, Rusya İstatistik Kurumu Rosstat'ın verilerine göre Rusya 2012-2013'te ABD ile 11,2 milyar dolarlık ithalat, yaklaşık 27 milyar dolarlık da ihracat gerçekleştirdi. Rusya'nın ihracatının yüzde 76'sını petrol ve doğalgaz, yüzde 16'sını madenler ve hammaddeler, yüzde 7'sini de kimyasal maddeler oluşturdu.

Bunun dışında Ford, Boeing, General Motors, ExxonMobil gibi çok sayıda ABD şirketinin Rusya'da yatırımı söz konusu.

Rusya'nın, Avrupa ve Amerika'daki Rus şirketlerinin mal varlıklarının dondurulmasına karışılık Rusya'da faaliyet gösteren AB ve ABD şirketlerine el koymasına olanak sağlayacak kanun üzerinde çalıştığı basına yansımıştı. Konuyla ilgili demeç veren Üst Meclis milletvekillerinden Andrei Klishas, söz konusu yasanın Rusya'nın toprak bütünlüğünü dış tehditlere karşı korumayı amaçladığını söylemişti.

Öte yandan, ABD ve AB'nin Rusya'yla ticareti durdurması durumunda, Rusya'nın ortaya çıkacak olumsuzluğu başta BRICS (Brezilya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle ticaretini ilerleterek aşabileceği belirtiliyor.

- Rusya, alternatiflere yönelebilir

Silah ambargosuna gelince, söz konusu ambargo tehditlerinin neredeyse en zayıf halkasını silah ambargosu oluşturuyor. Bunun nedeni ise Rusya'nın AB ülkeleriyle elle tutulur bir silah ticaretinin olmayışı. Bu konuda Rusya'nın en büyük müşterileri sırasıyla Hindistan, Çin, Cezayir, Venezuela ve Vietnam. Rus silahının en büyük müşterisi Hindistan. Rusya, 2013'teki silah satışlarının üçte birini Hindistan'a yaptı. Bundan da 15,7 milyar dolar gelir elde etti.

Ekonomik ambargonun AB şirketleri açısından diğer bir riski de Rus piyasasından çekilecek bu şirketlerin piyasayı rakiplerine kaptıracak olmaları ve ilerde ilişkiler düzelse bile yeniden Rus piyasasına girmelerinin oldukça zor olacağı.

Ambargolar karşısında Rusya'nın en büyük kozunun Avrupa'nın toplam gaz ihtiyacının yüzde 34'ünü karşılayan Gazprom olduğu belirtiliyor. Rusya'dan Avrupa'ya akan gazın yüzde 14'ü Ukrayna üzerinden aktarıldı. Rusya'nın vanaları kısması Avrupa enerji piyasasında dalgalanmaya sebep olabilir ancak AB bu konuda tedbirini almış görünüyor.

- AB gaz krizine hazırlıklı

Kışın nispeten ılık geçmesinin de etkisiyle AB'nin yaklaşık 3 aylık gaz ihtiyacını depo ettiği biliniyor. Avrupa da uzun süredir enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için çaba sarf ediyordu. Özellikle sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) Avrupa piyasasındaki hacminin giderek artması bu noktada AB'nin elini güçlendiriyor.

Gazprom'un uzun dönemli anlaşmaları karşısında esnek fiyatlandırma sistemine sahip olan LNG serbest piyasa modeline de daha uygun olarak görülüyordu. Gazprom'dan açılacak boşluğu hem Körfez ülkelerinden hem de ABD'den gelecek LNG'nin doldurabileceği belirtiliyor. Bu konuda en büyük olumsuzluğun ise sürecin zaman alacak olması ve Avrupa'nın enerji güvenliğinin riske girmesi gösteriliyor.

Bu konudaki diğer bir olumsuzluk ise bütün AB ülkelerinin erişim ve likidite bakımından eşit şartlara sahip olmayışı. Özellikle Macaristan, Romanya, Slovakya, Bulgaristan gibi tamamıyla Ukrayna üzerinden gelen Rus gazına bağımlı ülkeler için LNG çok tercih edilebilir görünmüyor.

Anadolu Ajansı

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2014, 04:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER