25.03.2021, 18:07

Avusturya'da yasalar Müslümanlara farklı uygulanıyor

Avusturya'da Maliye Bakanı Gernot Blümel'in bir yolsuzluk soruşturmasında zanlı sıfatıyla evinde yapılan arama, ülkenin son 5 yılına damgasını vurmuş, merkez sağ Halk Partisini (ÖVP), sağcı, popülist bir çizgiye taşımış, kendi kariyerini ülke menfaatinin üstünde görmüş, son tavırlarıyla ciddi oranda güç zehirlenmesi yaşayan Sebastian Kurz'un hem ulusal hem de uluslararası arenada imajını ciddi oranda zedeledi.

Ülkenin önde gelen şans oyunu firması Novomatic'in 2017'deki CEO'sunun hem aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ) hem de Kurz'un partisi ÖVP'den bazı siyasilerle çıkar ilişkisi kurduğuna yönelik iddiaların araştırıldığı soruşturma kapsamında Mali Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı tarafından halihazırda görevde olan bir maliye bakanının evinde yapılan arama, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) rağmen ülkede bomba etkisi yaptı.

Savcılığın zanlı statüsünde evinde arama yaptığı Blümel'e yönelik iddialar ülke basınında şu şekilde yer aldı.

Blümel'in O dönem Novomatic CEO'su ile dönemin Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz arasındaki iletişimi gerçekleştiren kişi olduğu, Novomatic'in İtalya'daki işleri nedeniyle bu ülkeye milyonlarca avro vergi borcunun bulunduğu, bu durumun Dışişleri Bakanlığı nezdinde halledilmesi için Kurz'dan ricacı olmak istediği, bu rica karşılığında ise Kurz'un erken seçimlere hazırlanan yeni Turkuaz hareketine parasal yardım teklifinde bulunduğu ileri sürüldü.

Savcılık olaya ilişkin henüz açıklama yapmadan harekete geçen Kurz'un sadık adamı Blümel, önce yazılı daha sonra sözlü olarak evinde yapılan aramaya ilişkin açıklamalarda bulundu ve iddiaları kesinlikle kabul etmediğini söyledi.

-Panik yapan Kurz, olayı eline yüzüne bulaştırdı

Ancak başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere muhalefetin yoğun baskıları üzerine panik yaşayan Başbakan Kurz, ülke siyasetinde etkili olduğu son 5 yılda ilk defa karşı karşıya kaldığı bu ciddi krizi eline yüzüne bulaştırdı.

Daha önce yaşanan krizlerde ya bir şey olmamış gibi davranan ya da suçu koalisyon ortaklarına veya sorunun ilk etapta görünen muhatabı kimse ona yükleyerek olaylardan sıyrılan Kurz, bu kez işin ucu kendisine dokunduğunu anlayınca kıyameti kopardı.

- Kurz'dan hukuka müdahale

1945'de kurulan 2. Cumhuriyette ilk defa bir başbakan kamuoyu önünde ülke için çok değerli kabul edilen bağımsız adalet olgusunu göz ardı ederek, arama emri veren hakim ve savcılara yönelik ağır ithamlarda ve suçlamalarda bulundu.

Kurz'un dönüştürdüğü yeni partide önemli pozisyonlara getirilen ve Kurz sayesinde bakanlık gibi yüksek mevkilere gelen çok sayıda isim Blümel'in karıştığı iddia edilen skandalı örtbas edebilmek için açık bir şekilde hukuk sistemine savaş açtı.

Blümel'in yaşadığı sözde mağduriyet üzerinden hukuk sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunan ÖVP, bağımsız bir yüksek savcılık kurumu önerisinde bulunurken, savcıların suçlamalarının yer aldığı soruşturma dosyaların bulunan bilgiler üzerinden basının haber yapmaması gerektiği gibi sansüre varan teklifler gündeme getirildi.

Kurz, bir adım daha ileri giderek, savcılığa şahitlik yapabileceği yönünde açık bir mektup kaleme aldı. Ancak bu mektupta da savcılığı suçlamaktan imtina etmezken, tepeden bakan bir üslupla "siz kimsiniz benim imajımı zedelersiniz? Devlet benim" mealinde aba altından sopa gösterdi.

Savcı ve Hakimler Birliği başta olmak üzere muhalefet Kurz ve ekibinin açık bir şekilde adalete müdahale ettiğini ve bağımsız hukuk sistemine zarar verdiği tepkisinde bulunurken, özellikle Kurz'un eski ortağı aşırı sağcı FPÖ, Cumhurbaşkanını göreve çağırarak, hükümetin fes edilmesi talebinde bulundu.

Yaşananları uzun süre sessizce izleyen Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen ise en sonunda dayanamayarak, adaletin tecelli etmesi için hukukun rahat bırakılması çağrısında bulundu.

-Blümel'in çocuğuna tanınan ayrıcalık Müslüman çocuklara tanınmadı

Blümel'in evinde yapılan aramanın siyasi yönü bu denli büyük bir gürültüye yol açarken, hukuki sürecin işleyişi ise ayrı bir çifte standarttı gün yüzüne çıkarttı.

Bakan, evinde yapılacak arama öncesinde yetkili savcıyla görüştüğünü, polislerin evini aramak üzere geleceğini eşine bildirdiğini, küçük çocuğunun huzursuz edilmemesi için önlemlerin alındığını söyledi.

Daha sonra basında Bakanın eşinin arama sırasında, Blümel'in şahsi laptopunu yanına alarak dışarıda dolaşmaya gittiği ortaya çıktı.

Ancak hatırlanacağı üzere 9 Kasım 2020'de sözde terörle mücadele bahanesiyle 30 Müslüman aktivist ve akademisyenin evine sabah çok erken saatlerde 1000'e yakın polisle baskın düzenlenmiş, kamuoyunun yakinen tanıdığı bu kişilerin herhangi bir suçlama kapsamında evleri daha medeni bir şekilde aranabilirken, kapıları kırılmak suretiyle evlerine girilmiş, yataklarından zorla kaldırılmış, küçük çocuklara silahlar doğrultulmuş, 100'e yakın çoğu Avusturya vatandaşı bireyin uzun yıllar unutamayacağı psikolojik travmalar yaşamalarına neden olunmuştu.

-Kurz'un ipi yakında pazara düşer

Yaşananları kısaca toparlamaya çalıştığımız bu analiz haberde, Kurz'un bütün gücüyle üstünü örtmeye çalıştığı skandalın aslında buzdağının sadece görünen kısmı olduğu, ipin ucunun sağlam tutulması durumunda bu söküğün Kurz ve ekibini, yani yeni ÖVP'yi yerle yeksan edeceği çok rahat bir şekilde görülebiliyor.

Kurz'un bu skandala verdiği tepki, Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere uluslararası arenada pazarladığı, genç, başarılı, yenilikçi imajıyla taban tabana zıt olduğu, aslında anı kurtarmaya çalışan, her çıkarcı popülist gibi kendi cebinden başka bir şey düşünmeyen, pire için yorgan yakmaktan çekinmeyecek bir yeni yetme olduğu gösterdi.

-Bu sefer siyasal İslam işe yaramadı

Kurz, yaşadığı her skandal sonrasında ya "siyasal İslam" safsatasıyla ülkedeki Müslümanlara saldırmak suretiyle olayı örtbas etmeye çalışır ya da antisemitizm, İsrail kartını sahaya sürerek gündem değiştirmeye çalışırdı.

Bu kez İsrail kartını kullanmayı tercih eden Kurz, güya salgınla mücadele kapsamında İsrail'le aşı alanında iş birliği girişimde bulunmak üzere bu ülkeye giderek, kamuoyuna ülkeyi normale döndürmek için ne kadar çalıştığını pazarlamaya kalktı. Ancak İşin trajikomik yani aşı alanında iş birliği yapmak istediği İsrail'in halihazırda bir aşısının bulunmamasıydı.

İsrail, herkes gibi mevcut aşıları kullanmış, bununla beraber AB'ye kıyasla aşı üreticilerine ürün başına daha fazla ödeme yaparak, her ülkeden daha fazla aşı elde etmişti. İsrail'in çok övülen aşı stratejisinin ardında yatan tek basit gerçek, başka ülkelere oranla daha fazla para ödemenin dışında bir şey değildi. Bu da aslında küresel bir sorun olan salgın karşısında nasıl bencilce bir tutum sergilendiğini gösterirken, Kurz'un kariyerini kurtarmak için yöneldiği yolu da ortaya çıkartmış oldu.

Bir başka husus ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da uzun süredir yolsuzluk suçlamaları nedeniyle ülkesinde düzenli olarak protesto edilmesi konusuydu. Çıkar birliğini yaparak Kurz ve Netanyahu, suçlamalardan sıyrılmak için Kovid-19'u kullanışlı araç haline getirme çabası içine girdi.

Anlaşılan o ki çok da uzak olmayan bir vakitte, tarih bir kez daha tekerrür edecek ve bir skandal yine bir popülistin sonunu getirecek.

Yorumlar (0)
GazetelerTümü
Günün Anketi Tümü
Haber Sitemizden memnun musunuz?
Haber Sitemizden memnun musunuz?