Özel Haber: 'Batı'nın 'darbe' ile imtihanı'

İnsan hakları, demokrasi ve özgürlükler konularında kendilerini "merkez" kabul eden ABD ve AB, Mursi'ye yönelik darbeye sessiz kaldı ve sokak katliamlarını görmezden geldi.

AVRUPA 21.05.2015, 15:44 21.05.2015, 16:47 Kaddafi Kaya
Özel Haber: 'Batı'nın 'darbe' ile imtihanı'
 Mısır'da seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbeyle görevden uzaklaştırılmasına tepki göstermeyen hatta kısa süre içerisinde darbenin mimarı Sisi ile iyi ilişkiler kuran Batı ülkeleri, Mursi ve 100'den fazla kişi için idam cezası verilmesini de 'cılız' tepkiler ile geçiştirdi. İdam kararlarına retorik olarak tepki gösteren Batılı ülkelerin fiilen darbe yönetimi ile ilişkilerini sürdürmeleri, Avrupa ve ABD'nin darbeler ve idamlar konusundaki iki yüzlülüğünü de ortaya koydu.

30 Haziran 2012'de aldığı yüzde 52 oyla Mısır'ın ilk cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi, 3 Temmuz 2013 tarihinde general Abdulfettah Sisi darbesiyle yönetimden uzaklaştırıldı. Darbeye karşı çıkan binlerce insan sokaklarda katledildi. Mursi ve çoğu Müslüman Kardeşler üyesi yüzlerce kişi, darbe yönetiminin mahkemelerinde yargılanarak idam cezalarına mahkum edildi. Bu süreçte kendilerini insan hakları, demokrasi ve özgürlüklerin merkezi olarak gören ABD ve Avrupa Birliği'nden (AB) sert tepkiler ve ağır yaptırımlar beklendi. 

- ABD ve AB, darbeye “darbe” demedi

Mısır’da gerçekleştirilen darbenin ardından gözlerin çevrildiği ABD ve AB, gelişmeleri “darbe” olarak nitelendirmekten kaçındı. ABD, darbe yönetimi ile ilişkileri askıya alacağını açıklasa da bütün ilişkileri devam ettirdi. Darbeye karşılık bazı askeri sistemlerin teslimatı ve nakit yardımının askıya alınacağı açıklandı ancak söz konusu yaptırımlar uygulanmaya konmadı. ABD, Mısır’a yapılan 1,5 milyar dolarlık yardımlarını kısa süreli kesintilere rağmen devam ettirdi.

Mısır’da ordunun yönetime el koymasının ardından açıklama yapan AB, yaşananları darbe olarak nitelendirmekten ve kınamaktan kaçındı. Dönemin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, "Umarız yeni yönetim bütünüyle kapsayıcı olur" açıklaması ile yapılan darbeye destek olduklarını gösterdi. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu da darbeye karşı sessiz kaldı.

Dönemin NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, yaşananlara "darbe demenin" önemli olmadığını, bundan sonra "demokrasiyi güçlendirecek çözümler" bulunmasının önemli olduğunu ifade etti.

- İdama eleştiri, ilişkiye devam

İdam cezalarını ilkesel olarak eleştiren ABD ve AB'nin, fiilen darbe yönetimi ile bütün ilişkilerini devam ettirmesi dikkati çekiyor.

Darbeyi görmezden gelen ABD ve Avrupa, Mursi ve arkadaşlarına idam cezası verilmesini eleştirdi ancak ilişkilerin de süreceğini vurguladı. Her şart altında idam cezasına karşı olduklarını belirten AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, istikrar ve hukukun üstünlüğünün güvence altına alınması çağrısı yaptı. Mogherini’nin sözcüsü Catherine Ray ise “Mısır hükümetiyle güçlü ve sabit ilişkilerin süreceğini” açıkladı.

ABD yönetimi de Mursi ve arkadaşlarına verilen idam cezası kararlarından dolayı “derin endişe” duyduğunu bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jeff Rathke, yargılamaları “adaletsizce ve hukukun üstünlüğüne zarar verici nitelikte” olduğunu belirterek, herkese kanun önünde eşit muamele edilmesi gerektiğini ifade etti.

- İngiltere

İngiliz hükümeti, idam cezalarından "derin endişe" duyduğunu açıkladı. Mısırlı yetkililerin uluslararası standartlar doğrultusunda hukukun üstünlüğü kuralını uygulamaları istenen açıklamada, “Her ne koşulda olursa olsun idam cezasına karşı olmak İngiliz hükümetinin süregelen politikasıdır" ifadelerine yer verildi.

Mursi'nin darbeyle devrilmesine seyirci kalan hükümet, Sisi dönemiyle birlikte ülkedeki Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na şüpheyle yaklaşmaya başladı. İngiltere Başbakanı David Cameron'ın talimatıyla teşkilatın faaliyetleri inceleme altına alındı.

- Fransa

Afrika'daki birçok darbeye verdiği destekle bilinen Fransa, Mısır ile siyasi ve ekonomik ilişkileri nedeniyle Mursi'ye yönelik darbeye ve idamlara sessiz kalan ülkeler arasında yer aldı. AB'den gelen kınama açıklamasınını arkasına sığınan Fransa, arka planda kalmayı tercih etti. Dahası, ihraç etmekte zorlandığı Rafale savaş uçaklarını ilk kez Mısır'a sattı. 

Fransa'nın darbe ve idamlara karşı tavrı, ilgili ülkelerle olan ekonomik ve siyasi ilişkilerine göre değişiyor. Afrika’da gerçekleşen birçok darbe sonrası tarafları uzlaşmaya çağıran açıklamalarla yetinen Fransa, en son Burundi’de gerçekleşen darbe girişimi ile ilgili açıklamasında “Burundi’deki olaylar” ifadesini kullanmıştı.

- Almanya

İdam cezalarına sert tepki vermesiyle bilinen Almanya’nın Mısır’daki idamları yumuşak bir açıklama ile geçiştirmesi dikkati çekti. Oysa Almanya, yakın zamanda Rizana Nafik'in Suudi Arabistan'da infaz edilmesi, uyuşturucu ticareti yaptıkları gerekçesiyle 9’u yabancı 10 kişinin Endonezya tarafından idam cezasına çarptırılması ve Çin'in tanınmış gazetecilerinden Gao Yu'nun 7 yıl hapse mahkum edilmesinin ardından derhal açıklamalarda bulunmuş ve bu kararların insan haklarıyla bağdaşmadığı yönünde ifadeler kullanmıştı.

Mısır'da gerçekleştirilen askeri darbeye, darbe tanımlaması yapmayan Almanya, bu ülkedeki vakıflarının faaliyetlerinde sıkıntı olmaması için askeri cuntayla irtibata geçmenin yollarını aramıştı.

Mart ayında Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel Mısır'a ziyarette bulunmuş ve Abdülfettah Sisi'yi Almanya'ya davet etmişti. Mayıs ayında Kahire'ye giden Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, Sisi ile görüşmüş ve bu ziyaret, Almanya hükümetinin Mısır ile ilişkileri tekrar düzeltmek istemesi olarak yorumlanmıştı.

Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi, haziran ayı başında Almanya'ya resmi ziyarette bulunacak. Ziyaret öncesi sadece Almanya'dan değil, tüm Batılı ülkelerden ilk "net" tepki ise Almanya'nın Meclis Başkanı'ndan geldi. Meclis Başkanı Norbert Lammert, Mısır'ın Berlin Büyükelçiliğine bir mektup yazarak Devlet Başkanı Sisi ile yapacağı görüşmeyi iptal ettiğini bildirdi. Mektupta, özetle, "Muhalif grupların sistematik bir şekilde kitlesel olarak tutuklanmasına, uzun süreli mahkûmiyet kararlarına ve idam cezalarına" vurgu yapıldı. Lammert'in mektubunda, "Bu süreçte El Sisi ile görüşme zemini bulunmamaktadır" ifadesine yer verildi. 

- Bakan Kurz’dan darbeci Sisi’ye ziyaret

Avusturya hükümeti de, Mısır’daki darbeye sessiz kalan ve idam cezalarını rutin açıklamalar ile geçiştiren ülkeler arasında yer aldı. İdama karşı olduklarını belirten Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Mursi’ye yapılan darbenin mimarı Sisi’yi ziyaret ederek, iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için görüş alışverişinde bulundu.

-“Demokratik muhafazakar bir hükümet istemiyorlar”

Londra Metropolitan Üniversitesi Din, Çatışma ve İşbirliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Jeff Haynes, Batılı ülkelerin tutumu konusunda AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB ile ABD’nin Mısır'ı stratejik öneme sahip bir ülke olarak gördüğünü ve ülkede muhafazakarların iktidara gelmesinden endişe duyduklarını söyledi. Mısır’ın laikler ve muhafazakarlar olarak ikiye bölündüğünü ifade eden Haynes, “ABD ve AB’nin Mısır’daki en büyük endişesi muhafazakarların göreve gelerek ilişkileri bozma ihtimali. Yani bu ülkeler bir yandan mevcut hükümetin ülkede istikrar ve güvenlik sağlama taktiklerini beğenmiyor,diğer yandan aşırıcıların engellenmesi hedefine destek veriyor. Sonuç olarak ABD ve AB ülkeleri, Mısır'da demokratik muhafazakar bir hükümet görmektense, demokrasiyi temsil etmeyen daha otoriter bir hükümet görmeyi tercih ediyor” diye konuştu.

-"Tepkiler, demokratik prensiplerden ziyade çıkarlara bağlı"-

Fransa'daki Grenoble Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Jean Marcou ise Mursi ve Müslüman kardeşler için verilen idam cezalarının hukuki açıdan tartışmalı olduğunu ve Batılı ülkelerin darbe ve idamlara karşı tavrının ekonomik ve siyasi ilişkilere göre değiştiğini belirtti.

Mısır'da Müslüman Kardeşler'e ve darbeyle görevden uzaklaştırılan Mursi'ye karşı acımasız bir savaş yürütüldüğünü ve Batı'nın bu savaşa en azından seyirci kaldığını vurgulayan Marcou, "Genellikle hapis cezasına dönüştürüldüğünden dolayı idamlar, sembolik bir anlam taşırlar. Bu kapsamda Mursi’ye ve Müslüman Kardeşlerin taraftarlarına verilen kitlesel idam cezalarının Sisi rejiminin kararlılığını göstermek için bir araç olarak kullandığını düşünüyorum. Ayrıca idam kararları Mısır’da İslami kesimlerin radikalleşmesine sebep olma riski taşıyor. Ülkede milli uzlaşma ve diyaloğun yokluğunda şiddet körükleniyor” ifadelerini kullandı.

Marcou, darbenin gerçekleştiği ya da insan hakları ihlallerinin bulunduğu ülkelere yönelik tepkilerin, insani ve demokratik prensiplerden ziyade siyasi ve ekonomik çıkarlara bağlı olarak değiştiğini sözlerine ekledi.

- Ukrayna, en yeni örnek

Batı'nın demokratik yollarla iş başına gelen siyasilere yönelik darbe girişimlerine destekleri, Mısır'daki Sisi darbesi ile sınırlı değil. Özellikle 2000'li yıllarda, siyasi ve ekonomik çıkarlarına uygun hareket etmeyen hükümetler, farklı darbe yöntemleri ile Batı tarafından devrilme girişimlerine maruz kaldı. 

Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı ve ülkenin doğusunun kısmen ayrılıkçıların kontrolüne geçmesi ile sonuçlanan ancak iç savaş tehlikesinin hala sürdüğü Ukrayna, Batı'nın siyasi çıkarları için darbe girişimlerini desteklediği en taze örnek. Demokratik seçimlerle iktidara gelen Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, AB ile Ortaklık Anlaşması’nı imzalamaktan vazgeçtiğini açıklaması üzerine Batı'nın destek ve teşvikleriyle ortaya çıkan sokak eylemcilerinin hedefi oldu. ABD ve AB, iktidarı istifaya çağıran eylemcileri "özgürlük ve demokrasi isteyen gençler” olarak nitelendirmiş ve iktidarın eylemcilerle uzlaşmasını talep etmişti. ABD'li bir yetkili, "Ukrayna ya içine kapanacak ya da uluslararası camiaya kapılarını açacak" ifadelerini kullanmıştı. Aylarca süren ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği olaylardan sonra Cumhurbaşkanı Yanukoviç ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ancak ülkedeki kaos henüz bitmiş değil.

- Darbecilere destek

ABD ve İspanya, 2000 yılında Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'i devirmek amacıyla yapılan başarısız darbe girişimine destek verdi. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, sadece 2 gün süren darbeyi “barışçıl eylem ve iktidar değişimi" olarak nitelendirmiş ve Chavez'in yaşananlardan ders alması gerektiğini ifade etmişti.

Honduras'ta Haziran 2009'da ordu, seçilmiş devlet başkanı Manuel Zelaya'ya darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. ABD yönetimi, darbenin yasal olmadığını açıklamasına rağmen ülkeye yaptığı askeri yardımları durdurmadı ve darbe yönetimine yaptırım uygulamadı. Wikileaks adlı internet sitesi tarafından kamuoyuna açıklanan belgeler, ABD hükümetinin bir yandan darbeci hükümeti eleştirdiği diğer yandan mali yardım yaptığını ortaya koydu.

ABD'nin arka bahçesi olarak gördüğü Haiti yıllardır darbeler ve diktatörlükle idare ediliyor. Tarihi boyunca toplam 32 kez darbeye maruz kalan Haiti'de 2000 yılında ABD'nin istemediği Jean-Bertrand Aristide, seçimle iktidara geldi ancak Aristide’ye karşı 2004 yılında ABD, Fransa ve Kanada destekli bir darbe gerçekleşti. Astride, darbe sonucu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

- İnsan hakları ve yaptırımlar

Marcou'nun, "İnsani ve demokratik prensiplerden ziyade siyasi ve ekonomik çıkarlara bağlı olarak değiştiğini" ifade ettiği darbeler arasında, Batı'nın sert tepki gösterip, yaptırıma tabi tuttukları da mevcut. 

Mali’de 2012'de Batı'yla iyi ilişkiler içerisinde olan hükümete karşı ayaklanan gruplar, darbe yaparak yönetimi ele geçirmişti. ABD, yaşananları darbe olarak nitelendirmiş, meşru hükümetin yanında olduğunu bildirmiş ve Mali’ye yaptığı tüm yardımları durdurmuştu.

Nijer'de 2010'da devlet başkanlığı sarayını basan askerler yönetime el koydu. ABD’de, Nijer’de darbeden demokrasiye hemen dönülmesi çağrısında bulundu.

ABD, Tayland'da 2014'de ordunun yönetime el koymasının ardından bu ülkeye yönelik 3,5 milyon dolarlık askeri yardımı askıya aldığını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Tayland'da ordunun yönetime el koymasını darbe olarak nitelendirmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı
banner551
Yorumlar (0)
banner547
Günün Anketi Tümü
Haber Sitemizden memnun musunuz?
Haber Sitemizden memnun musunuz?