banner553

banner552

"İlkesiz gazeteciler (?), Avusturya'daki Türk toplumuna daha çok zarar veriyor!"

Avusturya’da bazı basın yayın kuruluşlarının Türk ve Müslümanlara yönelik tek taraflı ve kışkırtıcı yayınları tepkilere yol açarken, kimi yerel Türk gazetecilerin bu ucuz oyunlara alet olması, ülkedeki Türk toplumunu daha da derinden sarsıyor.

ANALİZ HABER 17.11.2019, 21:39 17.11.2019, 23:46 Kaddafi Kaya
"İlkesiz gazeteciler (?), Avusturya'daki Türk toplumuna daha çok zarar veriyor!"
© Adobe Stock/Symbol

(ANALİZ - KADDAFİ KAYA) - Özellikle Österreich ve Heute gibi gazetelerin son aylarda Müslüman ve Türklere yönelik tek taraflı, kışkırtıcı, yalana dayalı, hedef gösterici yayınları tahammül sınırlarını zorlayıcı bir hal almaya başladı.

-Ucuz metotlarla hedef gösterilen Türk ve Müslümanlar

İlkokullarda başörtüsü yasağının başlamasıyla birlikte bir metroda (U-Bahn) ilkokul çağlarında başörtüsü takmış bir kızın, (izni olmadan ve trende bulunan yolculardan biri tarafından çekilmiş fotoğraf) çekilen fotoğraflarını sürmanşet paylaşan gazete, kız çocuğunu hedef göstermekle kalmamış aynı zamanda hiçbir bilgiye sahip olmadığı babasını İslamist olmakla suçlamış, kızın örtünmeye zorlandığı yalanıyla kamuoyunu etkilemeye çalışmıştı.

Aşağı Avusturya eyaletinde bir Türkün eşi ve iki çocuğunu hunharca katlederek öldürdüğü insanlık dışı olayı, bağlamından kopartarak, katil babanın sosyal medya hesabında 3 yıl önce yaptığı bir paylaşımdan hareketle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taraftarı olduğunu ileri sürmüş, bununla yetinmeyen gazete, kendisini gazeteci olarak adlandıran bazılarının da yardımıyla, katledilen anne ve çocuklarının fotoğraflarını sansürsüz bir şekilde yayımlayarak, acılı ailenin mahremini ifşa etme pespayeliğinden imtina etmemiştir.

Son olarak ise yukarıda bahse konu olan olayda hayatını kaybeden anne ve çocukların cenaze merasimine katılan bir kişinin tek taraflı iddialarını, karşı tarafın görüşüne yer vermeden, gazetecilik ve insani ilkeler bir yana bırakılarak, evlat ve torunlarını kaybetmiş acılı bir ailenin dramını üç kuruşluk bir habere malzeme etmekten geri durulmamıştır. 

İnsanların arşa yükselen acılarıyla alay edercesine insanlık dışı bir tutum sergileyen Österreich gazetesi, başörtüsüyle uzaktan yakından alakası olamayan bir konuyu, başörtüsü nedeniyle yaşanmış gibi aktararak, Avusturya toplumda Türk ve Müslümanlara yönelik bayağı bir algı operasyonuna girişmiştir.

-Bulvar gazeteleri ve FPÖ işbirliği

Öte yandan söz konusu basın kuruluşları, Müslüman ve Türklere yönelik olumsuz gelişmelere ilişkin başvurdukları bir başka çirkin yöntem ise, olayın hemen akabinde aşırı sağcı FPÖ’den bir yetkili ya da partilinin görüşünü alarak, çoğu zaman dini ya da ırkı ne olursa olsun her kesimden insanın yaptığı veya yapabileceği olayları siyasi zemine taşınmasında taşeronluk yapmaları.

Aşırı sağcı parti mensuplarını söz konusu olayın uzmanıymış gibi muamele yapan Bulvar gazeteleri, bir sosyolok, hukukçu veya doktorun değerlendirmesi gereken konuları aşırı sağcılara yorumlatarak, yaşanan münferit olayı, her gün yaşanan kronik bir sorunmuş gibi anlaşılmasına yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasete alet edilmesine de hizmet ediyor.  
Kasıtlı ve bilinçli bir şekilde yapılan bu eylem, bir yandan Türk ve Müslümanları hedef tahtasına yerleştirirken, diğer yandan onca skandalın içinde yüzen, ilk fırsatta vatanlarını Ruslara peşkeş çeken, her gün yeni bir Nazi pisliğinin paçalarından sızdığı FPÖ’ye kaybettikleri yüzde 10’luk oyu geri kazandırma yolunu açıyor.

-İlkesiz gazeteciler Türk toplumuna daha da zarar veriyor

Bu tür ilkesiz, seviyesiz ve tek taraflı yaklaşımlara yönelik onlarca örnek vermek mümkün. Ancak bu gelişmeler karşısında Türk kamuoyunu derinden sarsan asıl konu ise, tamamen kişisel çıkarları ve reklamları için hakkaniyetli bir tutum sergilemeyerek, Avusturyalı muhataplarının çirkin emellerini bildikleri halde kendi vatandaşlarının mahrem bilgilerini paylaşan sözde yerel gazeteciler.

Türk gazetecilerin özellikle kendi toplumlarını ilgilendiren konulara yönelik daha ilkeli ve hakkaniyetli bir yaklaşım sergilemesi, habere ilişkin kriterleri göz önünde bulundurarak hareket etmesi ve her şeyden önemlisi de son 5 yıldır Türk ve Müslümanlara yönelik artan baskıların temel tetikleyicisi olan bazı Avusturyalı basın organlarına karşı daha tedbirli olması gerekir. 

Haber değeri taşıyan bir konu hakkında din, dil, etnik köken gözetilmeksizin doğru ve olabildiğince tarafsız yayın yapmak elbette ki bütün gazetecilerin ortak şiarı olmalıdır. Bu çerçevede “Türk ise yaptığı yanlış görmezden gelinsin ya da Müslümansa yapılan olumsuzluk göz ardı edilsin” gibi bir yanlış anlayışa meyledilmesi kesinlikle tasvip edilemez. 

-Yerel Türk medyasının ciddiye alınması engelleniyor

Gazeteci bir olay ya da gelişmeye ilişkin bütün tarafların görüşlerini şeffaf bir şekilde yansıtarak, kamuoyunu bilgilendirir, olayın nasıl anlaşılması gerektiğini okuyucuya, ortada bir suç unsuru var ise, bu durumu da hukukçulara bırakmalıdır. Gazeteci hakim gibi bir konu hakkında hüküm veremeyeceği gibi, toplumu yanlış mecralara sürükleyecek yorumlardan da kaçınır.

Gazetecilik donanımından uzak bazı kişilerin, bir şekilde edindiği gazeteci kimliğini, düğün, dernek takibi, reklam ve sponsor elde etmek için baskı unsuru olarak kullanmaları, ülkedeki yerel Türk basınının seviyesini düşürdüğü gibi farklı merciler tarafından ciddiye alınmasını da engellemektedir.

Ülkede yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeleri takip etme becerisinden ve donanımından yoksun kişilerin elle tutulur, dikkat çekici, okuyucuda merak uyandıracak ve bilgilendirici haberlere imza atamaması aslında çokta şaşırılacak bir durum değildir. 

Medyadaki değişimi gözlemleyemeyen, 20 yıl önceki şartlara göre hareket etmek isteyen ve alışa geldiği düzenini bozma lüksünde ve zahmetinde bulunmayan kişilerin sıklıkla çeşitli bahaneleri ortaya atarak şikayette bulunmaları kaçınılmaz bir durumdur.  

Yerel gazetecilerin en çok dert yandıkları konuların başında ekonomik kaynak bulmakta çektikleri zorluklar geliyor. Ancak dikkat çekici, farklı ve kaliteli yayın yapan, değişimi doğru okuyan gazetecilerin yaptıkları işler her zaman daha öne çıkacağı gibi, bu durum, gerek Avusturyalı gerekse Türk sermaye sahipleri tarafından fark edilecektir. Yapılan her iyi iş beraberinde yeni imkanları da getirecektir.

- Aydın, yaşadığı toplumun vicdanı olmalıdır

Sosyolog ve fikir adamı Cemil Meriç’in de ifade ettiği gibi “Aydın, yaşadığı toplumun vicdanı olmak zorundadır”.

Geçtiğimiz haftalarda Aşağı Avusturya’da meydana gelen aile dramında hayatlarını kaybeden kurbanların cenaze törenine ait görüntülerin, ailenin tüm uyarılarına rağmen  OE24 haber sitesine, Türk gazetesi kaynaklı gönderilmiş olmasını hangi vicdani değerlerle savunabiliriz?

banner551
Yorumlar (2)
Süleyman 11 ay önce
Kaleminize sağlık
Ali korucu 11 ay önce
Hangi yerel gazeteymis,birde adini bilsek