Başbakanlıktan azledilmesi, Kurz için hezimet mi yoksa zafer mi?

Avusturya’da koalisyon ortağı FPÖ Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı HC Strache’nin yer aldığı ve İbiza’da çekilen videonun ortaya çıkmasıyla birlikte başlayan süreç hükümetin düşmesiyle son buldu. 

© haberjournal/Mart sayısı
Başbakanlıktan azledilmesi, Kurz için hezimet mi yoksa zafer mi?

ANALİZ - KADDAFİ KAYA

(VİYANA) - Meclis genel kurulunda yapılan özel oturumda, ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nin (FPÖ) yanı sıra Liste Jetzt'in de karşı oylarıyla Başbakan ve geçici hükümet güven oyu alamadı. Ülkede Eylül ayında erken seçime gidilmesi yönünde alınan kararın ardından Avusturya'yı seçime götürecek geçici hükümet ve Başbakan Kurz'un görevden azledilmesine karar verildi.

Meclisteki güven oylamasıyla başbakanlıktan azledilen Sebastian Kurz'un son haftalardaki süreçten zararlı, muhalefetin ise karlı çıktığını söylemek zor bir durum. Zira Kurz'un dışişleri bakanlığından bu yana izlediği politikalara bakıldığında bugün ortaya çıkan tablonun kendi eseri olduğunu söylemek mümkün. İzlediği gizli çalışmalarla ÖVP'nin başına gelen Kurz, mülteci sorununu seçmen kazanımına çevirebilmek için erken seçim talep ederek, Mülteci kriziyle başlayan süreçte Avrupa genelinde Sosyal Demokratların oy kaybınından faydalanmak isteyen Kurz, aşırı sağcı söylemlerle girdiği 2017 erken seçimlerinde birinci parti olarak çıkmayı başardı. Akabinde tüm uyarılara rağmen aşırı sağcı parti FPÖ ile koalisyon kurarak uzun yıllardır siyasi iktidarı elinde tutan SPÖ'yü saf dışı bıraktı. FPÖ ile geçen 1,5 yıllık koalisyon sürecinde göçmen karşıtı bir çok yasaya imza atarak, sağcı seçmenin "güvenini boşa çıkarmayan" Kurz için sıradaki hedef, "tek başına iktidar yolunda" engel olarak gördüğü ve SPÖ'yü saf dışı bırakmak için kullandığı FPÖ'ydü. Koalisyonda çatlakların ses vermeye başladığı sürecin ardından Kurz'un şansı (?) yaver gitti ve FPÖ tabanını ciddi derecede rahatsız edecek olan "İbiza skandalı" patlak verdi.

Strache'nin ÖVP-FPÖ koalisyonun devamı için istifasını da yine 2017'deki gibi erken seçim kararı adına bir fırsat olarak gören Kurz, kısa sürede erken seçim kararı alarak hem FPÖ'yü saf dışı bıraktı hemde güven oylamasının zemini hazırladı. Kurz'a kızgın FPÖ, tabanını memnun etmek isteyen SPÖ ve AP seçimlerinde yokları oynayan Peter Pilz'in partisi Liste Jetzt'in güven oylaması talebi ve devamındaki ret oyları sonucu başbakanlıktan azledilen Kurz, Eylül'de kendisini daha da güçlü kılacak bir siyasi darbeye maruz kaldı yada kendisini bu darbeye maruz bıraktırdı. 

Kurz'un azledilmesini bir başarı olarak gören muhalefet, farkında olmadan Kurz'un zaferini kutluyor olabilir mi (?).

- Peki başbakanlıktan azledilmesi, sanıldığı gibi Kurz için hezimet mi?

Muhalefetin Kurz’u hezimete uğrattığını düşünerek, zafer kazanmış gibi hareket etmesi anlaşılması güç bir durum. Bugün muhalefetin Kurz için “hezimet” olarak gördüğü tablonun aslında onun için bir “zafer” olduğunu anlamaları uzun sürmeyecektir. Zira Kurz aleyhine bir gelişme olmadığı müddetçe, kendisinin Eylül ayında yapılacak seçimlerde yüzde 42 bandına ulaşmasını tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Konuyu detaylandırmak adına gazetemizin Mart ve Mayıs aylarında yer alan analizlerden iki bölümü tekrar hatırlamakta fayda görüyoruz.

Gazetemizin Mart sayısının manşet ismini de taşıyan “Kurz’un tek başına iktidar hayali” başlıklı analiz haberde yer alan bir bölüm:

“… Dışişleri Bakanlığı döneminde ilk olarak ÖVP’nin başına geçmek ve daha sonra başbakan olabilmek için yürüttüğü gizli çalışmalarla bilinen Kurz’un, 2017’de yapılan genel seçimler öncesi şahsına yönelik ağır eleştirilerde bulunan Strache’den kurtularak , tek başına iktidar koltuğuna oturmak için çeşitli senaryolar üzerinde çalıştığı tahmin ediliyor.” (16 Mart 2019)

İbiza-Video skandalından önce dağıtıma çıkan gazetemizde yayınlanan baş makalenin bir bölümünde yer alan şu ifadeler, bugün gelinen durumu özetliyor: 

“…AP seçimlerinde elde edeceği ciddi bir başarı ve AB’nin kurumsal yapısına ilişkin sert eleştirilerle yelkenini doldurmayı hedefleyen Kurz’un seçim başarısı ve popülist söylemler ışığında mevcut hükümeti sonlandırarak, yeni bir seçime gitmesi olası bir ihtimal olarak değerlendirilebilir. Özellikle ÖVP’den aşırı sağcı partiye kayan yüzde 10’a yakın seçmeni tekrar partisine kazandırmayı hedefleyen Kurz, 6 milyonun üzerindeki “Avusturyalı seçmene aşırı sağcı FPÖ’ye gerek yok gerekirse ben onların yerini dolduruyorum” mesajını vermeye çalışacak. Tek başına iktidara gelmeyi hedefleyen genç Başbakan, soğuk kanlı, planlı ve programlı bir şekilde amacına ulaşmak için sabırlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürüyor.” (15 Mayıs 2019)

- 2017’de ÖVP’den FPÖ’ye kayan yüzde 10’a yakın seçmen, İbiza skandalından sonra geri döner mi?

İbiza skandalından sonra ÖVP’den FPÖ’ye kayan yüzde 10’a yakın seçmenin tekrar ÖVP’ye dönüşünü tartışabilirdik. Ama yapılan güven oylamasının ardından bu konunun tartışmaya kapandığını söylemek daha gerçekçi olacaktır. 

- SPÖ, FPÖ ve Liste Jetzt, Kurz’u seçmen kaybetme riskinden kurtardı

Erken seçim kararının alınmasından sonra Başbakan Kurz’a karşı güven oylaması istemek ve akabinde karşıt oy kullanmanın özellikle SPÖ için çok büyük bir strateji hatası olduğunu söyleyebiliriz. 

FPÖ’lü bakanların hükümetten çekilmesiyle yerlerine atanan isimlerle Eylül ayına kadar yaklaşık 4 aylık bir süreçte iktidarda olacak Kurz’un, tabanı memnun edecek siyasi bir yol izlemesi zor bir durumdu. Bugüne kadar izlenilen göçmen karşıtı politikalara gelen eleştiri oklarının yönünü FPÖ’ye çeviren Kurz’un bu durumdan mahrum kaldığı bir süreçte, benzer politikalar izlemesi de zorlaşmıştı. Dolayısıyla Kurz’un Eylül ayına kadar iktidarda kalması, başta FPÖ olmak üzere SPÖ’ye de ciddi malzemeler verebilirdi. Yapılan güven oylamasıyla başbakanlıktan azledilerek geçici hükümetten doğacak “seçmen kaybetme” riskinden kurtulan Kurz, bunun yanı sıra “mağdur” konumuna konumlandırıldı. 

- Kurz, süreçten güçlenerek çıkacak

Tüm bu yaşananların Kurz’un lehine olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Başbakanlıktan azledilmeden saatler öncesinde AP seçimlerinde yüzde 34 ile birinci çıkan Kurz önderliğindeki ÖVP’nin FPÖ’ye giden seçmeni geri kazanabilme durumu incelenirken, İbiza skandalı ve başbakanlıktan azledilmesiyle edindiği “mağdur” konumunu da göz önüne alınmalı. Bunların gölgesinde son gelişmelerde Rendi-Wagner liderliğindeki ana muhalefet partisi SPÖ’nün oldukça pasif kalması da Kurz’u, Eylül ayında yapılacak olan erken seçimlerde yüzde 40 bandına çekmesi, çok yüksek ihtimal olarak görülüyor.

- SPÖ, seçimlere Doskozil ile girebilir

Mevcut durumda Sebastian Kurz rüzgarına karşı mevcut başkan Rendi-Wagner ile karşı koymakta zorlanan SPÖ’de Eylül seçimleri öncesinde bir değişim kaçınılmaz görünüyor. Güncel tabloya baktığımız zaman merkez sağ düşüncesine yakın bir isim olan Hans Peter Doskozil’in, seçimlerden önce SPÖ’nün başına geçmesi, yüksek bir ihtimal olarak değerlendirilebilir. 

Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2019, 23:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa
Mustafa - 3 hafta Önce

Sizi gerçekten tebrik ediyorum. Daha önceki yazdıklarınız birebir çıktı

A. Soydemir
A. Soydemir - 3 hafta Önce

Avusturya’da gerçek gazeteci.

Gizli takipçi
Gizli takipçi - 3 hafta Önce

Analiz, bilgi ve öngörüleriniz çok iyi. Bilgilerinizi bu şekilde okurlarınızla paylaşmanız da ayriyeten alkışlanacak bi hareket. Teşekkürler

SIRADAKİ HABER