ANALİZ | Avrupa'nın "kader" seçimi

Avrupa Birliği (AB) üyesi 28 ülkeden yaklaşık 370 milyon seçmen 23-26 Mayıs da yeni Avrupa Parlamentosunu (AP) belirlemek üzere sandık başına gidecek. Avusturya'da ise halk yarın (Pazar) günü seçime gidiyor.

© Adobe Stock/Symbol
ANALİZ | Avrupa'nın "kader" seçimi

KADDAFİ KAYA (VİYANA) - 751 sandalyeden oluşan parlamentoya Avusturya’dan 18 milletvekili gönderilirken, seçimler için ülke genelinde ÖVP, SPÖ, FPÖ, NEOS, KPÖ, GRÜNE ve EUROPA listelerinden adaylar yarışacak.

EUROPA listesinin dışında bütün partilerin 42 adayla girdiği seçimlerde, Avusturya’da 16 yaşını doldurmuş herkes oy kullanabilirken, Avrupa genelinde Malta’nın dışında bütün ülkelerde oy kullanma yaşı 18 olarak öne çıkıyor.

-Türk ve Müslümanlar etkisiz eleman

Avusturya’da 300 bine yakın Türkün ve yaklaşık 700 bini aşkın Müslüman azınlığını temsilen özellikle ana akım siyasi partilerde herhangi bir ismin yer almaması dikkati çekerken, yalnız KPÖ’den Cevdet Kurt isimli sosyal hizmetler alanında sığınmacı danışmanı olarak çalışan bir adayın bulunması ülke siyasetinde Müslümanların önemsenmediği, Müslüman toplumun siyasi alanda etkinlik göstermediğinin en önemli göstergesi olarak değerlendiriliyor.

-AP seçimlerine katılım çok düşük

Her 5 yılda bir yapılan seçimlerin ilki 1979’da düzenlenirken, 2014’de yapılan bir önceki seçimlerde Avrupa genelinde oy kullanma oranı yüzde 42, Avusturya’da ise yüzde 45 seviyelerinde kaldı.

Avrupalı seçmenlerin, seçimlerin ilk yapıldığı günden son yapılan seçimlere kadar AP seçimlerine ciddi bir ehemmiyet göstermemesi, bir yandan seçmenin AP’ye verdiği değeri gösterirken öte yandan birliğin temel felsefesini tam anlamıyla kavrayamadığı yorumlarına yol açıyor.

Üye ülkelerden AP’ye seçilen milletvekillerinin ana hedefi ulusal çıkarları gözetmek olsa da, Türkiye’yi yakından ilgilendiren Türkiye’nin AB’ye üyeliği, Ermeni sorunu  gibi konularda tavsiye nitelikli alınan kararlar, herhangi bir yaptırım içermese de  kamuoyu oluşturulması açısından önem arz ediyor.

Belçika, Yunanistan, Bulgaristan, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AP seçimlerine katılımı zorunlu tutarken, aralarında Avusturya’nın da bulunduğu 23 ülkede oy kullanma mecburiyeti bulunmuyor. Herhangi bir partinin Avrupa Meclisine milletvekili gönderebilmesi için yüzde 5’lik seçim barajını aşması gerekiyor.

-Avusturya’da seçim hareketliliği

Ülkede hükümeti oluşturan sağ popülist Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı koalisyon ortağı Özgürlük Partisi (FPÖ) seçimlerin arifesinde karşı karşıya gelemeye  başladı.

Avrupa genelinde ulusal seçimlerde ciddi yükseliş trendinde olan aşırı sağcı partilerin AP seçimlerine de önceki yıllara oranla daha fazla ehemmiyet göstermesi, AB genelinde seçimlerin heyecanlı geçeceği sinyallerini verirken, özellikle Sosyal Demokratlar ve Halk partililer bu seçimleri “Avrupa’nın Beka” seçimi olarak yorumluyor.

Aşırı sağcı partinin liste başı adayı Harald Vilimsky, hükümet ortağı ÖVP’nin tecrübeli liste başı adayı Othmar Karas’ı Avusturya’nın çıkarlarını korumamakla suçlayarak, koalisyon hükümetinin prensiplerinin dışında hareket etmekle suçluyor.

Aşırı sağcı parti tabanın yeterince ilgi göstermediği seçimlere teşviki arttırmak için ciddi bir çaba sarf eden FPÖ, düne kadar birlikten ayrılma sloganlarını sıklıkla kullanan aşırı sağcılar, bu söylemi topluma unutturmaya çalışırken, beri yandan AB’yi önemsediğini ve ana akım siyasi aktör olduğunu halka ispat etmeye çalışıyor.

FPÖ, İtalya’da koalisyon ortağı Matteo Salvini, Fransız aşırı sağcı Marine Le Pen ve son olarak Avrupa Halk Partisi (EPP) ile arası açılan Viktor Orban’ı da saflarına katarak parlamentoda aşırı sağ rüzgarın daha etkili bir şekilde esmesini hedefliyor.

-Kurz’un Avrupa’da öncülük iddiası

Başbakan Sebastian Kurz ise ulusal çapta yakaladığı başarıyı, AB geneline de yaymayı amaçlarken, özellikle aşırı sağcı bir partiyle koalisyon yapmamış gibi, Avrupa’nın aşırı sağcı ve Sosyal Demokratlara bırakılamayacağını, birliğin geleceğinin Avrupa Halk Partisi ile şekillendirileceğini ileri sürüyor.

Kurz, kendisi gibi mülteci ve Türkiye karşıtı Alman siyasetçi Manfred Weber’i desteklerken, 2009’da yürürlüğe giren birliğin anayasası olarak da kabul edilen Lizbon Anlaşması’nın göç, terör ve mali konularda güncel sorunlara karşı yetersiz kaldığı gerekçesiyle yenilenmesi gerektiğini savunuyor.

751 sandalyeli parlamentoda 18 koltuğa sahip bir ülkenin Başbakanı olarak iddialı açıklamalarla dikkatleri üzerine çeken Kurz, göç konusu başta olmak üzere, borçlanma ve hukuk devleti ilkelerine ters düşen ülkelere karşı daha sert yaptırım ve cezaların hayata geçirilmesi çağrısında bulunarak, birlik içinde öncülük yaptığı izlenimi uyandırmaya çalışıyor.

Kurz, Avrupa Parlamentosunun Brüksel, Strazburg ve Lüksemburg’daki 3 merkezinden özellikle Strazburg’daki  meclis binasının Brüksel’e taşınması gerektiğini, üyelerin kimi zaman Brüksel’de ancak çoğunlukla Strazburg da toplanmasını, “gezici sirke” benzeterek, popülist söylem uğruna Avrupa’nın iki lokomotif ülkesinden Fransa’yı karşısına almaktan çekinmediğini  göstermeye çalışıyor.

-Avrupa Parlamentosundaki siyasi oluşumlar

AP seçimlerine bu yıl 8 siyasi grup katılırken, farklı ülkelerden aynı ya da benzer siyasi çizgiye sahip partiler, siyasi grupları oluşturuyor.

Buna göre Avrupa Halk Partisi (EPP) liste başı adayı Manfred Weber ile bir önceki dönemde olduğu gibi en iddialı grup olarak öne çıkıyor.

Parlamentodaki ikinci en büyük grubu oluşturan Sosyal Demokratların adayı ise Frans Timmermans. Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) grubunun liste başı adayı da Jan Zahradil olacak.

Belçika’da bir dönem başbakanlık görevini yürütmüş olan Guy Verhofstadt, Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakının (ALDE) liste başı adayı.

Diğer ittifaklar ve partiler ise Avrupa Birleşik Solu-İskandinav Yeşil Solu, Yeşiller/Avrupa Özgür Birliği, Özgürlükler Avrupası ve Doğrudan Demokrasi (EFDD), Uluslar ve Özgürlükler Avrupası (ENF) olarak sıralanıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER