banner553

banner552

05.08.2016, 21:20

27 Mayıs - 15 Temmuz denkleminde Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi

"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?'', der Mehmet Akif Ersoy…

15 Temmuz 2016’da tarihin kısmen tekerrür ettiğini, kısmen de tarihten ibret alındığını gördük.

****

Yıl: 1960

İktidarının son yıllarında Batı’nın desteğini bulamayan Adnan Menderes, ülkedeki ekonomi krizi aşmak için ABD’ye gitmiş ve görüşme olumsuz sonuçlanmıştı. Bunun üzerine, Menderes, gereken yardımı alabilmek için SSCB’ye (Rusya) yönelmişti. İki ülke arasındaki yakınlaşma ise ABD ve NATO üyesi ülkeleri son derece rahatsız etmiş, ABD’nin kontrolünden çıkan Menderes iktidarına son vermek için artık düğmeye basılmıştı. 

Tanıdık bir olay: Uçak düşürme 

Menderes’in Sovyetlere yakınlaşmasının ardından, İncirlik hava üssünden kalkan ve Sovyetlerin hava sahasını işgal eden U-2 tipi uçak, Sovyet güçleri tarafından 1 Mayıs 1960 tarihinde düşürülüyordu. Ve Sovyetler Birliği, 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada ‘’Bu saldırıda kullanılan üslerin de (İncirlik) yerle bir edilecek’’ cümlesiyle Türkiye’ye doğrudan bir tehdit mesajı veriliyordu. 

Menderes yalnızlaştırılmıştı… Artık darbe için gerekli zemin oluşturulmuştu. 

En yakınından ihanet…

Adnan Menderes’in siyasetle tanıştırdığı çocukluk arkadaşı, darbecilerle işbirliği yapan dönemin Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes, Genel Kurmay Başkanı Cemal Gürsel’in 3 Mayıs 1960’da hükümete verdiği ihtar mektubunu gizlemiş, bir nevi Menderes’i darağacına teslim etmişti.

‘’Ve 27 Mayıs 1960’’

Menderes’in Sovyetler Birliğine yakınlaşmasından rahatsız olan NATO ve ABD, izin vermiş ve 27 Mayıs askeri darbesi gerçekleştirilmişti. 

Dip not: Adnan Menderes’in memleketi Aydın’ın Yunanlar tarafından işgal edildiği tarih de 27 Mayıs’tı…

Göze çarptan bir diğer ayrıntı da, Menderes’in Temmuz ayının başlarında Rusya’ya yapacağı ziyaretin darbeyle iptal edilmesidir. 

Yıl: 2010

2010 yılında Tunus ile birlikte ABD ve Batı destekli Arap Baharı adıyla yeni bir operasyon dalgası başlatılıyor. Hedef, Orta Doğu ülkelerini kontrol altına almak, oradan Türkiye’ye son olarak Rusya’ya uzanmak…

2013- Türkiye’nin en yakın müttefiki Mısır’da darbe olmuş, seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı Mursi devrilmiş ve Mısır’daki darbeden sonra Türkiye’de Gezi Eylemleri başlamıştı. 

Mısır’daki katliamı görmezden gelen Avrupa Medyası, Gezi Eylemlerini canlı yayınlıyor ve bugüne kadar devam edecek olan algı operasyonunun başlangıcını yapıyordu.

Görev sırası FETÖ’ye geldi

ABD ve NATO, kendilerine engel olarak gördükleri kişi ve kurumları FETÖ yapılanmasıyla bertaraf etmeye başladı.

FETÖ’nün savcıları, tetikçi gazetecileri, polisleri ve askerleri artık düğmeye basmıştı.

FETÖ mensupları tarafından yapılacak tüm eylemler, önceden haber verilen twitter fenomeni Fuat Avni ile hükümete mal edinmek istedi. Hedef belli: Hükümeti halk içinde itibarsızlaştırmak…

Bu eylemlere çok örnek verilebilir ama uzatmamak adına tek örnek olarak Gezi eylemlerinin tırmanmasına sebep olan çadırların bazı polisler tarafından yakılması yeterli olur.

‘’Gezi eylemlerinin, Menderes dönemindeki 6-7 Eylül olaylarına benzemediğini ve Batı destekli olmadığını kim inkar edebilir?’’

Ve tarih 24 Kasım 2015…

Bölgede yalnızlaştırılmak istenen Türkiye’ye, olası bir askeri müdahale için zemin hazırlanıyordu. 24 Kasım 2015 tarihinde  Rusya’ya ait Sukhoi Su-24M tipi uçağın sınır ihlali gerçekleştirmesinden dolayı Türk jetleri tarafından düşürülüyor ve Türkiye - Rusya arasında bir krizin temelleri atılıyordu. 

Türkiye artık çok daha yalnızdı…

DOĞU KANADI İSTENMİYOR

Menderes’e yapılan ve Erdoğan’a da yapılmak istenen darbelerin tek nedeni var. ABD ve Batı, Türkiye ve Rusya’nın öncülük ettiği bir Doğu kanadının oluşmasını istemiyor. 

ERDOĞAN’DAN OYUN BOZAN HAMLE…

2009’da Türkiye’nin başlatmış olduğu ‘bağımsızlık’ mücadelesinden rahatsız olan ABD’nin istediği herşey, FETÖ mensuplarının eliyle yapılıyor ve plan şahane işliyordu.

Ta ki; 5 Mayıs 2016 tarihine kadar. Erdoğan-Davutoğlu zirvesinden ‘istifa’ kararı çıkmış ve Ahmet Davutoğlu başbakanlıktan istifa etmişti. Bu istifa, Rusya ve İsrail ile ilişkileri normalleştirmenin bir ilk adımıydı ve akabinde yeni Başbakan Binali Yıldırım hiç beklenmedik şekilde Rusya ve İsrail ile ilişkileri düzeltme için adımlar atmış ve başarılı olmuştu.

FETÖ’lü askerler tarafından düşürüldüğü iddia edilen Rus uçağının üzerinden yapılan plan artık suya düşmüştü.
**********
ABD, NATO ve FETÖ için artık son çarenin adı: Askeri darbeydi

Türkiye ile Rusya’nın normalleşen ilişkisi kadar Yüksek Askeri Şura’nın da yaklaşması, bu üç yapıyı tedirgin ediyordu. Çünkü FETÖ’cü komutanların isimleri tespit edilmiş, Ağustos’ta yapılacak YAŞ’ta tasviye edileceklerdi. Bu, Gülen cemaatinin yaklaşık 40 yıldır (askeri sınav sorularını çalarak) emek verdiği TSK’daki yapılanmasının sonu olacaktı. ABD, NATO ve FETÖ, 40 yıllık emeklerinin boşa gitmesini istemezlerdi ve her ne olursa olsun buna engel olacaktılar. Sivilleri katletmek dahi olsa bile. 

Tarih kısmen tekerrür etmişti ama kısmende tarihten ibret alınmıştı. 

Bu ibreti yalnız Türkiye değil, Rusya’da aldığını söylemek durumundayız. Zira, her askeri darbeden sonra ABD’nin Türkiye’de daha güçlü hale geldiğini yalnız Türkiye değil, Rusya da görüyor ve bu durumun kendisi için iyi birşey olmadığını biliyor.

DESTANIN TARİHİ: 15 TEMMUZ…

15 Temmuz gecesi Türkiye halkı, Türk’ünden Kürt’üne, Sunni’sinden Alevi’sine, sağcısından solcusuna bir destan yazmıştır. 

Bu destan, bir bağımsızlığın destanıdır. Bu sebeple Batının anlayamacağı ve anlamak istemeyeceği…

Avrupa’nın demokrasi maskesi düştü…

Darbe girişiminin başarız olmasıyla birlikte Avrupa’nın uzun süredir taktığı ‘demokrasi maskesi’ düşmüştür ve hükümsüzdür. (Bulanların dikkatine)

Avrupa’ya göre darbeciler masum, darbeye direnen halk suçlu. Öyle değil mi? (Bir sonraki yazı)

********

Fetullah Gülen

2000’lerin başlarıyla, hükümette koalisyon vardı.  Fetullah Gülen’i o dönem ismen tanımıştım. İstanbul / Esenyurt’ta tanıştığım Bitlisli bir abiyle sohbet ederken, kendisine ‘’Fetullah Gülen, Bediüzzaman’ın talebesi miydi?’’ diye bir soru sormuştum. 

Verdiği ilk tepki: ‘O ırkçıyı mı soruyorsun?

Şaşırmıştım. Irkçılık ne alaka diye sorunca başladı anlatmaya; 

‘’Babamdan duymuştum. 60’lı yıllarda Bediüzzaman Saidi Nursi üstad, Erzurum’a gelmiş. Bir çok kişi kendisini ziyarete gitmiş. Fakat, Fetullah Gülen ‘’Ne de olsa Erzurumluyuz içimizde az da olsa Turancılık var. Ben bir Kürt’ün ayağına gitmem’’ deyip kendisini ziyaret etmemiş.’’

Şok olmuştum adeta. Bu anlatımdan sonra Gülen’in varlığı benim için pek de kayda değer değildi açıkcası. Irkçı bir adamın, İslam’ı temsil etmesi düşünülemezdi. O Kürt diye ayağına gitmediği Bediüzzaman, siyasete karıştırılıyor diye Saidi Kurd-i olan ismini Saidi Nurs-i olarak değiştirmişti.

Ama siyasetle ilgisinin bulunmadığını söyleyen Gülen ise, Mısır kanalındaki konuşmasında ‘Avrupa’nın Türkiye’ye müdahale etmesini’ istiyor. 


******

FETÖ - ABD İlişkisi

Son kaç haftadır yaptığım küçük çaplı araştırmada 6 yıl önce Eski FBI danışmanı Paul L. Williams’ın “Evrensel Hilafet Pennsylvania’dan mı çıktı? CIA bir İslamcının ihtiyaçlarını mı karşılıyor?” başlıklı yazısına denk geldim. Ve daha bir çok makale, yazı vs…

FBI işbirlikçisi

FBI resmi internet sitesinde ‘ortaklık kurulanlar’ arasında yer alan Gülen cemaati, 17-25 Aralık operasyonları sonrasında kaldırılmıştı.

Resimdeki link burada: https://www.fbi.gov/houston/news-and-outreach/in-your-community/outreach ama sayfa kaldırılmış.

Türkiye’deki askeri darbeleri savunmuştu.

Fetullah Gülen 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri darbelerinin baş destekçisi oldu. Ama yetmiyordu. Öyle bir kadrolaşma olacaktı ki istediği zaman askeri darbe yapabilecek seviyede olmalıydılar.

Gülen cemaatinin ilk dergisi olan Sızıntı, 12 Eylül darbesini şu sözleriyle meşrulaştırmaya çalışmıştı: “Asker tam zamanında yetişmese bütün millet olarak inkisar içinde ağlamaktan başka çaremiz kalmayacaktı”. Ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz”. (Sızıntı, Ekim 1980, sayı: 21)

Erbakan hükümeti için, ‘Beceremediniz, artık bırakın’ diyen de bizzat Fetullah Gülen’in kendisi değil miydi?

*****************

Sözün özü;

ABD, CIA’in Yeşil Kuşak Projesi kapsamında desteklediği Gülen Cemaati’ni bir maşa olarak kullandı her zaman. 

Darbecilerin itiraflarında bunları görmek mümkün…

Bu şans değerlendirilmeli,

Darbenin püskürtülmesiyle, Türkiye için yeni bir umut kapısı aralanmıştır. Demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin kalıcı teminatına ulaşılması için son derece uygun bir ortam bulunmakta. Biz Türkiye halkları olarak, kendi sorunlarımızı fikirle, düşünceyle çözmek zorundayız. Çünkü timsah pusu kurmuş bekliyor… 

Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Sünni, Alevi farketmiyor anlayın artık. Biz birlikte bir bütünüz, bin yıllık bir medeniyetin temsilcileriyiz.

Buradan Pazar günü İstanbul’da yapılacak olan demokrasi mitingine katılma kararı alan muhalefet parti başkanlarına şahsım adına teşekkür ediyorum. 

Son olarak,

Darbe girişimine yönelik operasyonlar devam ediyor. Suçluların tespit edilip, adelete teslim edilmesi en büyük arzumuz. Dileğim şudur ki, pamuk ipliğine bağlı olan bu süreçte kurunun yanında yaşın da yanmamasıdır. 

Sevgilerimle…
Yorumlar (0)