''Kılıçdaroğlu: 'Dehşet verici bir belge açıklayacağım'

Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, " Devletin çöktüğünü görüyoruz" dedi.

''Kılıçdaroğlu: 'Dehşet verici bir belge açıklayacağım'

 İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

Ben beklerdim ki Sayın Başbakan çıkıp şunu söylesin. Biz 3Y ile mücadele için iktidar olduk. Kim yolsuzluk yaparsa üzerine gideceğiz, isterse babam olsun. yolsuzlukları nasıl örteriz bunun mücadelesini verdiler.

"DEHŞET VERİCİ BİR BELGE AÇIKLAYACAĞIM"

Dehşet verici bir belge açıklayacağım arkadaşlar. Yolsuzluğun boyutu o kadar büyük ki… Bu ülke sömürülmeye layık bir ülke mi? Yazık günah değil mi? Siz sabah akşam kul hakkı yemek haramdır diye söylüyorsunuz. Nedir bu paralar? Öyle bir noktaya geldik ki yolsuzluğu savunan bir başbakan portresi çıktı karşımıza. Yolsuzlukla mücadele değil. bunu anlamak mümkün değil. bu olay nedir biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, Türkiye Cumhuriyeti devletini soymasıdır.

"KOMPLO MOMPLO HEPSİ HİKAYE"

Dört bakan istifa etti. Bazılarının çocukları içerde. Bazıları aranıyor, kimileri kaçtı. Olay büyük. Efendim bize komplo momplo bunların hepsi hikaye.

"DEVLETİN ÇÖKTÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ"

Bu kadar büyük bir yolsuzluğu örtmenin yolu nedir? Devleti çökertmektir. Devleti çökertmek nedir? Yasama yargı yürütme. Birisi çökertirseniz devlet çökmüş olur. İlk kim farkına vardı bunun? TBMM Başkanı, anayasanın 138’nci maddesi çökmüştür dedi, bitti. Yargıya hiçbir organ talimat veremez diyor. Bu çöktü diyor. Devletin çöktüğünü görüyoruz. Devlet kiriz görüyoruz. Yönetmeliği apar topar değiştirdiler, polisi savcının değil hırsızın emrine vermeye çalıştılar. Gitti Danıştay iptal etti. Apar topar parlamentoya HSYK ile ilgili bir kanun teklifi geldi. Başta sayın cumhurbaşkanı kaygılarını dile getirdi.

Biz her yerde doğruları savunduk. Anayasa görüşmelerine de oturduk. Dedik ki Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş bir anayasaya ihtiyacı vardır. Demokratik bir anayasaya ihtiyacı vardır. Örgütlü toplumu ayağa kaldıran bir anayasa ihtiyaç vardır. Oturduk, maddelerden birisi HSYK’ydı. Üç arkadaşımız görev yaptı. Bakın şu HSYK ile ilgili anayasa uzlaşma komisyonunun metni. Hakimler Yüksek Kurulu, savcılar Yüksek kurulu oluşturuluyor. Yeşiller dört partinin uzlaştığı metindir. Kırmızı, sadece ve sadece iki parti tereddütlerini ifade ediyor. Biz dedik ki, 60 maddede uzlaşma sağlandı, çekin başkanlık teklifini. Hayır dediler biz başkanlık teklifini çekmiyoruz. Biz savunduk onlar ortadan kaldırdılar. Olay gündeme gelince, sayın cumhurbaşkanı teklifin anayasaya aykırı olduğunu herhalde görmüştür. Görmemek mümkün değil çünkü.

"TARİHE NOT DÜŞMEK İÇİN ANLATIYORUM"

Sayın cumhurbaşkanına gitmeden önce gazeteciler ve anayasa hukukçusuyla beraberdik. HSYK’nın yeniden yapılanması için görüşümüzü sordular. Biz Türkiye’nin demokratik bir anayasaya sahip olmasını isteriz. Ortada bir devlet krizi var. Krizi fırsata döndürmek de mümkün. Bizim iki koşulumuz var dedik. Bir HSYK teklifini geri çekin. İki, yolsuzluk davalarına müdahale etmeyin, o kendi mecralarında yürüsün. Biz o zaman otururuz her türlü desteği veririz. Böylece çıkan krizi fırsata dönüştürürüz. Aynı söylemi ben sayın cumhurbaşkanına da ifade ettim. Bunları anlatmamın nedeni şu. Bir tarihe not düşmek, birileri hala utanmadan yalan söylüyor, onun yalanını aydınlatmak.

"SİZİN GENEL BAŞKANINIZ SİZE YALAN SÖYLÜYOR"

Diyorlar ki, siz gelmediniz. Anayasa değişikliği olacaktı CHP kabul etmedi. Az önce söyledim gelişmeler. Geçen Salı günü gruptan hemen sonra, muharrem beyi AK Parti grubuna gönderdik, telefonda konuştu. Sayın Nurettin Canikli ile, sayın adalet bakanı ile. Bakın sayın cumhurbaşkanı da bu konuda çok duyarlı. HSYK ile ilgili anayasada düzenleme yapalım diyor, lütfen teklifi geri çekin sizin samimiyetinizi görelim. Masaya oturup gerçekten çağdaş bir anayasa yapacağız. Bir görüşüp döneyim, verilen ilk yanıt bu. Sonra dönüldü, biz teklifimizi geri çekmiyoruz.

Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin milletvekillerine sesleniyorum, sizin genel başkanınız size yalan söylüyor, doğruları söylemiyor. Bunları tarihe not düşmek için söylüyorum. Biz samimiyiz, onlar samimi değiller.

"KARAR ÇIKSA DA OLAY KAPATILAMAZ"

HSYK yasası çıksa da kapatılmaz. Olay çok büyük. Bunu örtecek bez yok. Bizzat Başbakan bu işin içinde. Baş aktör o. O yüzden kendisine Başçalan dedim. Telefonla konuşuyor. Beykoz'daki özel orman arazilerini imara açmak için. İşadamı açıyor başbakana telefon. "Abi bu şey çıkmayacak mı diyor". Başbakan'a abi diyor. Özel orman alanı imara açılacak mı diyor. "Tabi tabi" diyor Başbakan. Yasama organı adına Başbakan konuşuyor. AK Parti vekillerine sesleniyorum. Başbakan sizi alet ediyor, farkında mısınız.

"BAŞBAKAN'A 'ABİ' DİYOR..."

İBB'ye bağlı inşaat şirketinin genel müdürüyle bir inşaat şirketinin sahibi konuşuyor. Beykoz'daki özel orman arazilerini satın alayım mı diye soruyor. Alabilirsin diyor. Al Al diyor kanun çıkacak, kanun çıkacak. Şimdi ben buna Başçalan demeyim de ne söyleyim. AK Parti'nin saygı değer milletvekillerine sesleniyorum. Yolsuzluklarda sizi kullanıyorlar. Alet ediyorlar. Siz yasama organının üyesisiniz yürütmenin değil. Torba yasa getiriyorlar. Getirdikleri her torbanın içinde mutlaka bir yolsuzluğa yönelik madde var. Hala el kaldırıyorsunuz. Çocuklarınıza hesap vereceksiniz yahu. Bu konuda duyarlı olun. HSYK teklifi görüşülecek biraz sonra. Ya devletin dibine dinamit koyacaksınız, ya da bu ülke aydınlığa kavuşacak. Adalet bakanına mahkemeri bağlıyorsunuz, AYM'yi de kalkın başbakana bağlayın o zaman. Böyle şey olur mu?

" PEYGAMBER'E NÜFUS CÜZDANI ÇIKARMIŞLARDI..."

Sağlık Bakanı gitmiş Trakya'da konuşuyor. 17 Aralık'ın delili var mı diyorlar. Birisi var var demiş. Kutu var demiş. Hala delil var mı diyor. Başbakan'ın konuşmaları var, milyon dolarlar var, oğlunun görüntüleri var, 700 bin liralık kol saati var, haram parayla umre var. Yahu gözünüz doymadı mı daha? Ne olacak daha? İş öyle bir noktaya geldi ki, gerçekten oturup kendimizi sorgulamamız gerekiyor. Bu ülke bu hale nasıl geldi diye... Din iman edebiyatıyla bu hale nasıl geldik? Bunların bir vekili var. Kalktı bir laf etti. Allah'ın vasıflarını Başbakan'da görüyorum dedi. Sen nasıl ibadet ediyorsun. Bu bir milletvekili. Sözde bunu söyleyerek yolsuzlukların üstünü kapatacak. Bunlar biliyorsunuz bir de, peygambere nüfus cüzdanı çıkarmışlardı. Evet söylerken utanıyorum ama maalesef öyle. Altında da AK Parti yazıyordu. Batsın sizin AKlığınız. Çocuklarından birinin adına da Tayyip yazıyor. Din istismarı bu boyuta ulaştı. Dinin siyasete alet edildiği yerde yolsuzluk zirve yapar. Halkın en masum duygularını sömürüyorlar.

"BİZİM TARİHİMİZ YOLSUZLUKLA MÜCADELE TARİHİDİR"

Bir dikta rejimi yarattılar. Oysa bizim tarihimiz yolsuzlukla mücadele tarihidir. Arkadaşlarım iki örnek getirdiler. Ulusal kurtuluş savaşında mücadele eden iki kişi var. Türkiye'nin üçüncü hükümetinde iki bakan. Adları yolsuzluğa bulaşıyor. Kimse bize komplo kuruldu demiyor. Git yargılan ve aklan diyorlar. Aynı şekilde Suat Hayri Ürgüplü bakanken yolsuzluk söylemi çıkıyor. Kendi iradesiyle ben yüce divana gidip aklanmak istiyorum diyor. Gidiyor ve aklanıyor. Geldiğimiz nokta ne? Yolsuzluk var dört bakan istifa etmiş ama fezlekeler gelmiyor bir türlü.

"BRÜKSEL'DE NE ANLATACAK?"

Brüksele gitti orada ne anlatacak merak ediyorum. Paralel devlet var diyorlar. Mücadele et o halde diyecekler. Biri diyecektir ona, ayakkabı kutusundan çıkan 4 buçuk milyon doların paralel devletle ne ilgisi var, 700 bin liralık saatin paralel devletle ne ilgisi var, kasaların, içindeki milyon dolarların paralel devletle ne ilgisi var. Heralde bunları soracaklardır. Başbakan bu sorulara nasıl cevap verecek çok merak ediyorum. Sormazlarsa ayıp ederler. Buradan söylüyorum bu soruları sayın Başbakan'a mutlaka sorun. Biz de öğrenelim. Çete var diyor. Bakanlar kurulu çete, reisi de sensin zaten. Bunun için sana Başçalan diyorum.

"ADALETİ ARTIK YOK SAYABİLİRİZ"

Benzer olan İtalya'da oldu. Di Pietro çıktı ben yolsuzlukla savaşacağım dedi. Onunla röportaj yapıldı 6 konuda dikkati çekti. Bir diyor ki, savcılar sonuna kadar gitmeli demokrasiye darbe olur gitmezse. Bana da Amerikan ajanı dediler diyor. Orada hükümet bütün baskılara rağmen müdahale etmedi. Soruşturmalar ciddi hasar aldı diyor. Oysa soruşturmayı başlatan savcı soruşturma konusunda en derin bilgilere sahip kişidir diyor, onu görevden alırsanız hasar olur diyor. Türkiye'deki bu yer değiştirmeler soruşturmaya müthiş zarar veriyor, soruşturmaları durdurmak engellemek amacıyla yapılıyor. Bütün bunları emredenler yüksek suçlu zihinlerdir diyor. Yine Di Pietro diyor ki, İtalya'da da kutulardan paralar çıktı. Bunu önlemek için polisin hırsızdan hızlı olması lazım diyor. Bizde ne oldu? Yönetmelik değişikliği yaptık önce hırsıza haber verildi. Sonra polis gidecek. HSYK ile ilgili de şunu söylüyor. HSYK düzenlemesi ölüm vuruşu olur. Hırsız kendi hakimini seçemez diyor. Genel kurulda görüşülecek olan teklif yasalaşırsa devletin bir ayağı yok olmuş olacak. Adaleti artık yok sayabiliriz. Adalet aramak için şuna buna gitmeye de gerek yok. Adalet kavramına Allah rahmet eylesin diyeceğiz. Oysa adalet devletin temelidir. Adaleti yok ederseniz devleti de yok edersiniz.

"DEMOKRASİ KAN KAYBEDİYOR"

Tarihte ilk kez biz adaleti yok etmek için özel bir yasayı parlamentoda görüşeceğiz. Di Pietro şunu söylüyor. Savcı ve polisler hizmetlerini umarım canlarıyla ödemezler. İtalya'da bazı savcı ve polisler öldürüldü zira.
Türkiye iyi bir noktada değil. Demokrasi kan kaybediyor. Her başbakan yolsuzlukların üzerine yürüdü. Hiçbir siyasi açıkça yolsuzluğun yanında yer almadı. Yolsuzluk yapanlar siyasi hayattan çekildi.

"YOLSUZLUKLARIN ÜZERİNE KARARLILIKLA GİTMELİYİZ"

Hırsızların gözde, namusluların saklandığı bir rejimi yaratmış olursunuz. Namuslu insanlar suçlu konumuna gelecek. Böyle bir kültürü oluşturursunuz. Bu Türkiye'nin dünyadan kopması demek. Hiçbir ülkenin yasasında rüşvet ve yolsuzluk suç değildir diye bir hüküm yoktur. Bu gerçeği bilerek parlamentoda oturup karar vermemiz lazım. Yolsuzlukalrın üzerine kararlılıkla gitmeliyiz.

"YASALARDA EVLATLIKTAN REDDETME YOK"

Evlatlıktan reddederim diyor. Yasalarda öyle bir ceza yok. Ben devletim cezayı ben veririm diyor. Sen oğlunu bağımsız mahkemelere ver onlar yargılasın. Sen oğlunu mahkemelerin önüne göndermediğin için ben sana Başçalan diyorum. Evlatlıktan reddederim diyor. Olur ya Bilal de çıkıp şunu dese. Ya baba sen bana helal haram öğretmedin. Kul hakkı öğretmedin. Beni harama teşvik ettin. Benim üzerimden pazarlık yaptım. Sen beni reddedeceğine ben sana "Senin gibi baba olur mu desem" daha doğru olmaz mı?
Ben bugüne kadar evladından hırsızlık gören baba görmedim diyordu. Hırsızlık babadan evlada geçer diyordu. Kendisini tanımlıyor aslında.

" BU TIRLAR İNSAN TAŞISAYDI NE YAPACAKTIK?"

Değerli arkadaşlar, Adana'da TIR'lar habire yakalanıyor. Silah yüklü tırlar. Önceden insani yardım malzemesi diyorlardı. Bir devlet düşünün, insani yardım malzemesi götürse bunu saklar mı? Somaliye yardım götürüken alayı vala ile gazetecileri de götürmedin mi? Bunu da göster o zaman. Peynir, makarna, elbise çıkacak. Ama olay o olay değil. TIR'lar silah götürüyor, mühimmat götürüyor. Bunu eleştirdiğimde doğru değil dediğimde benim vatanseverliğimden şüphe ettiğini söylemiş. Edebilir. Kimin vatansever olup olmadığına millet karar verir. Ben bir gün cebimi doldurup Amerika'ya kaçmayacağım ama senden emin değilim. Ayrıca senin yatacak yerin de yok. Vatandaş elini cebine atarken bir başka el görürse mutlaka bilsin o el Recep'in elidir. MİT'in böyle bir görevi yok. Silah kaçakçılığı yapma görevi yok. Beni eleştirirken demiş ki, MİT kanununun 26. maddesini okusun.
Şimdi bütün vatandaşlarıma okuyorum. "MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında, işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı haklarında soruşturma açılması Başbakan'ın iznine bağlıdır" diyor. Neden? Görevlerini yaparken.

"MİT'İN GÖREVLERİ NELER?"


MİT'in 4. maddesi görevleri açıklıyor.
A maddesi: Milli güvenlik istihbaratını oluşturmak ve istihbaratı c.başkanı, başbakan, Genelkurmay başkanı ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak. Silah kaçakçılığı var mı yok!

Bakanlıkların istihbarat ihtiyaçlarını karşılamak diyor. Burada da sorun yok. Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat faaliyetleri için tavsiyede bulunmak. Kamu kurum ve kuruluşlarını istihbarat ve karşı koyma faaliyetinde teknik konularad müşavirlik yapmak. Bir sorun yok. Genelkurmay başkanlığınca TSK için lüzum görülecek haber ve istihbarat toplamak. MGK'da belirlenecek diğer görevleri yapmak. Son fıkra ise istihbarata karşı koymak.

Bir madde daha var. MİT'in bu görevler dışında görev verilemez. Bu teşkilat devletin güvenliğiyle ilgili hizmetlerden başka hizmet istikametlerine yönlendirilemez.
Başka bir görev verilemez diyor. Operasyonel bir görevi yoktur. İstihbaratı toplar devlete verir. Şimdi TIR... Benden habersiz aranamaz diyor. Diyelim ki sen eroincisin. Üç tane de MİT'çi buldun. Yükledin eroini götürüyorsun. Senden izin isteyecekler, izin vermeyeceksin. Böyle şey olur mu?

Savcıya ihbar geldiğinde savcı gider, durumu belgelendirir, varsa bir suç konusu bunu belirler ve belgeler. Sen izin verip vermemekte o zaman serbestsin. TIR aranmaz diye bir şey yok. Ya onun içinde insan kaçakçıları olsa. Eroin kaçakçıları varsa... Silah kaçırıyorlar. Sen Türkiye Cumhuriyetinin saygınlığını uluslar arası alanda tartışmaya açıyorsun. Hala ısrar ediyor. TıR'ın içinde ne olduğunu kimse bilmeyecekmiş. Ne demek kimse bilmeyecek...

''KILIÇDAROĞLU'NUN AÇIKLADIĞI BELGE''

''Gelelim en önemli konuya''

İzmir’de de bir operasyon yapıldı. Operasyon çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık. Deliller toplanıyor, önce bilirkişiye gönderiliyor, raporunu veriyor. Bunun üzerine savcılık 6 Ocak 2014’te bir karar alıyor, arama yapılacak yerler belirleniyor, şüphelilerin de yakalanması isteniyor. Aynı tarihte, bu mahkeme kararı gereği yapılmak üzere emniyete gönderiliyor. Çünkü emniyet bu işi yapacak.

''Tutanaktan okuyorum, başsavcının tuttuğu tutanaktan okuyorum size''

“Mahkeme tarafından verilen kararlar mesai sonrasına karmış, emniyete gönderilmesinden sonra 6 Ocak 2014 tarihinde saat 19:38’de evimde bulunduğum sırada, müsteşarlık makamından, adalet bakanlığı, telefonu veriyor, arayan sekreter, sayın müsteşar Kenan İpek’in benimle görüşmek istediğini iletti. Sayın müsteşar, hal hatır sorduktan sonra, sözü yürütülen evraka getirip içeriğini sordu. Kendisine kısaca soruşturmayla ilgil bilgi verdim. Bunun üzerine, soruşturmanın derhal durdurulmasını, cumhuriyet savcısının değiştirilmesini istedi. Makamda beklediğini, sonucun kendisine bildirilmesini istedi. Cevaben kendisine, hukuk ve aykırı bir işlem olmadığını izah etmeme rağmen ısrarcı oldu. dört dakika süren görüşme sonrası, tekrar soruşturmayı durdurmamı, mahkeme kararlarını kolluktan geri istememi ve savcıyı değiştirmemi ısrarla istedi. Cevap beklediğini belirterek telefonu kapattı”

''Bitmiyor''

“Daha sonra beni tekrar 22:31’de. Aynı şekilde müsteşar bey arayarak ne yaptığımı sordu. Ben de yapılan işlemin hukuk içinde olduğunu, herhangi bir müdahaleyi gerektirir bir durumu nezaketle anlatmama rağmen, bana hitaben, su saatte git cumhuriyet savcısını değiştir, bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız diyerek telefonu kapattı”

Tutanağın son bölümünde şöyle diyor:

“Cumhuriyet başsavcılığımızca yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir işlem görmediğimden bu taleplerine yeri getirmedim”

"30 MART'TA ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN"

Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Sizin vicdanınız el veriyorsa, bir yolsuzluk davasının soruşturmasının kapatılmasına evet, varsın kul hakkı da yensin diyorsanız söyleyecek bir lafım yok. Ama demiyorsanız 30 Mart’ta sandık önünüze gelecek. Elinize vicdanınıza koyun, hırsızlığa hep beraber dur diyelim.

Bu adalet bakanına sesleniyorum. Sen o müsteşarı yerinde tutacak mısın? Yerinde tutuyorsan o işin sorumlusu sensin. Zaten bir müsteşar bakandan talimat almadan bir dosyayı kapat savcıyı al sonuçtan bana bilgi ver, sonucuna katlanırsın diyemez zaten. Şimdi HSYK’nın kanun teklifi görüşülüyor. O geçerse, bunların tamamı gerçek olacak. Bir talimatla yargı şekillendirilmiş olacak. Hepinize saygılar sunuyorum.



(ülkehaber)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.