banner476

Çelik: 'Avusturya, olayın mahiyetini kavrayamamış'

banner435

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye'nin Rusya'yla ilişkilerinin sürmesinin AB ile ilişkilerinin zaafa uğraması anlamına gelmediğini kaydetti.

Çelik: 'Avusturya, olayın mahiyetini kavrayamamış'
© Anadolu Ajansı

banner462
Bakan Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Vize muafiyeti olmazsa geri kabul olmayacak" şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine, Türkiye'nin bu mesajla tutumunu AB'ye net şekilde ilettiğini söyledi.

Türkiye'nin, AB tarihindeki en büyük kriz olan göç krizini yönettiğini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa'daki aşırı sağ, bu göçmen kirizini kullanarak yeni bir aşırı sağ dalga, yabancı düşmanı dalga, islamofobik dalga, hatta faşizm dalgası üretmeye çalışıyordu. Türkiye bu enstrümanı aldı. Bir günde 7 bin kişi geçerken Akdeniz'den, bire bir anlaşmasını kastederek söylüyorum, bu sayı 50'ye, 40'a, 30'a düştü. Demek ki AB, başına gelen böyle büyük bir krizi Türkiye olmadan yönetemeyecekti. Avusturya Başbakanı'nın, Avusturya Dışişleri Bakanı'nın 'Biz Türkiye'ye bu anlaşmaları feshedelim ve kendi başımızın çaresine bakalım, sınırlarımız koruyalım' gibi bir yaklaşımda bulunması hiçbir şekilde işlemeyecek bir şeydir. Bu, olayın mahiyetini kavramamak anlamına gelir.

- "Suriye krizi devam ettiği müddetçe göçmen krizi de sürer"

Bakan Çelik, "Türkiye'nin AB'ye 'Şu tarih itibarıyla vatandaşlarımıza vize muafiyeti uygulanmayacaksa geri kabul anlaşmasını feshettim' diyebileceği bir tarih var mı?" sorusuna, "Bazı siyasetçiler şöyle düşünebilirler: 'Nasılsa bire bir anlaşması işliyor, bir müddet sonra da yaz dönemi geçecektir.' Eğer bu şekilde 'Biz Türkiye'yi idare edelim' gibi bir yaklaşım üretirlerse bu fevkalede yanlış olur." yanıtını verdi.

Suriye krizi devam ettiği müddetçe göçmen krizinin de süreceğini vurgulayan Çelik, bu süreçte siyasilerin yaptığı açıklamaları işaret ederek, "Burda ilkeli davranmıyorlar. Açıkça da söylüyorlar, 'Türkiye mükellefiyetlerini yerine getirsin, ondan sonra bakarız." Hayır, öyle 'Bakarız' ile olmaz bu iş. Bize 'Şu tarihte vize muafiyeti sağlanacaktır.' diye net bir tarih verilmezse biz geri kabul anlaşmasını uygulamayacağız." dedi.

Türkiye'nin kimseyi tehdit etmediğini vurgulayan Çelik, "Tehdit ve şantaj gibi kelimelerden bahsedenler bu kelimelerin ne manaya geldiğini görmek istiyorlarsa bazı AB yetkililerinin yaptığı açıklamalara baksınlar." ifadesini kullandı.
Türkiye-AB müzakerelerinin karşılıklı olduğuna işaret eden Çelik, sürecin saygı ve eşitliğe dayanması gerektiğinin altını çizdi.

- AB'nin terör yasasını değiştirin talebi 

Bakan Çelik, AB’nin terör yasasında değişiklik yapılması talebine ilişkin bu konuda bir standart olmadığını, her ülkenin farklı farklı terör yasalarına sahip olduğunu anımsatarak, "Ayrıca 50 tane ülkenin oluşturduğu koalisyon DAEŞ’le mücadele edemezken biz sınırımızda mücadele ediyoruz." diye konuştu.

El Kaide, DAEŞ ve FETÖ’yü, dünyayı tehdit eden en tehlikeli üç terör örgütü olarak sıralayan Çelik, Türkiye’nin bu üç terör yapılanmasının da doğrudan hedefi halinde olduğunu söyledi.

Asker üniforması giymiş bir takım katillerle devlete karşı darbe teşebbüsünün yaşandığını hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Bu aşamada bize 'Terör yasasını değiştirin.' denmesi aslında Avrupa’nın kendi güvenliğini de riske atması demektir. Dolayısıyla ilerde yapılacak şeylerle ilgili olarak Avrupa Konseyi’yle bir mutabakata varılır ama bugün itibarıyla vize muafiyeti tarihinin verilmesi lazım. Bu zaten haziranda olacaktı. Bunun çok uzamasının herhangi bir manası da yok."

- "Sapık bir dini anlayış temelinde Türkiye’de askeri bir diktatörlük kuracaklardı"

Bakan Çelik, FETÖ’nün dünyadaki pek çok yapının sentezi biçiminde, çok tehlikeli bir örgüt olduğunu söyleyerek, PKK, El Kaide ve DAEŞ’ten farklı olarak FETÖ’nün bütün toplumsal hücrelerde kripto elemanlar ve farklı kimlikler altında bulunabileceğine dikkati çekti.

Basketbolcu Enes Kanter’in soyadını “Gülen” olarak değiştirmesine ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için kullandığı ifadelere ilişkin Çelik, "Bunun altını çiziyorum: Buna psikiyatristlerin ve ilahiyatçıların bakması lazım. Benim bilebildiğim kadarıyla Fetullah Gülen için kullandığı ifadelerin bazılarını Müslümanlar sadece Allah için kullanırlar. Bazılarını da sadece peygamberimiz için kullanırlar.” dedi.

FETÖ içinde Müslümanlığın sapkın bir yorumunun ötesinde teröre bulaşmış bir din anlayışının görüldüğünü dile getiren Çelik, “Sapık bir dini anlayış temelinde Türkiye’de bir askeri diktatörlük kuracaktı bunlar. Hem rejimin laik karakterini hem hukuk devletini hem demokratik karakterini ortadan kaldıracaklardı.” diye konuştu.  

- Savunma alanında yapılan düzenlemeler

Çelik, Türk Silahlı Kuvvetler (TSK) içinde yapılan düzenlemelerin örgütün devlet içindeki gücünü minimize edip etmediğine ilişkin soru üzerine, örgütün gücünü azaltmanın öncelikli ve acil olduğunu bildirdi. 

Düzenlemeleri eleştiren bazı emekli komutanlara ilişkin Çelik, “Sanki bizde hiç askeri darbe olmamış gibi konuşuyorlar. 1960’tan beri Türkiye askeri darbelerden kafasını kaldıramıyor.” dedi. 

Çelik, TSK’nın darbeci olarak yaftalanmasının yanlış bir tutum olacağını ama TSK’nın da kurumsal kapasitesinin kendi içinden çıkan darbe girişimini engelleyemediğini vurguladı. 

Yapılan düzenlemelerle ordunun kurumsal kapasitesinin güçlendirildiğinin altını çizen Çelik, hiyerarşik dizilen komutanların oluşturduğu ordu modelinin eskide kalmış olduğunu söyledi.

Çelik, silahlı kuvvetlerin sivil denetim altında olması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların kısa zamanda alınmadığını, dünyada yıllardır konuşulduğunu, emir komuta zincirinin bozulmayacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı
İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.