Avusturyalı Diana: 'Anadolu'yu çok seviyorum, Türkiye'ye de zaten aşığım'

Türkiye'ye 30 yıl önce yerleşen ve bu süreçte çocukluk hayali olan tekstil tasarımcılığında önemli başarılara imza atan Avusturyalı Diana Güven, uzun yıllar polisten itfaiyeye kadar birçok kuruluş için üniforma hazırladı

Avusturyalı Diana: 'Anadolu'yu çok seviyorum, Türkiye'ye de zaten aşığım'

Türkiye'ye 30 yıl önce yerleşen Avusturyalı Diana Güven, çocukluk hayali olan tekstil tasarımcılığında önemli başarılara imza attı. 

Avusturya'da küçük bir kasabada doğan ve 20'li yaşlarına kadar burada yaşayan Diana Güven (50), Türkiye'ye ilk kez 1989'da annesinin hediyesi olan geziyle geldi. İstanbul'a hayran kalan Güven, önce burada dil eğitimi almaya karar verdi, sonrasında da Türkiye'den kopamadı. 

Evlenen ve iki çocuk annesi olan Güven, AA muhabirine Türkiye'deki 30 yılını anlattı. 

"1989'da İstanbul'a ilk geldiğimde o kadar sevmiştim ki... Sanki daha önce yaşamış gibi hissetmiştim kendimi. 1989 sonbaharında, aslında iş aramam gereken bir dönemde, Türkiye'de dil öğrenmeye karar verdim" diyen Güven, daha sonra Türkiye'ye yerleşmeye karar verdiğini ve her zaman çok sevdiği tekstil sektörüne girdiğini söyledi.

Güven, Avusturya'da babasının da isteğiyle heykeltıraşlık eğitimi aldığını fakat çocukluğundan bu yana en büyük hayalinin tekstil sektöründe çalışmak olduğunu belirterek, "Türkiye'ye değil aslında tekstil cennetine gelmişim. Tekstil sektörüne girmek benim için o dönem kolay olmuştu. Çünkü ihracat yapan firmalar çift dil bilen insanları arıyordu. Başladım ve çok mutlu oldum." diye konuştu. 

- 20 yıl askeri, polisi, itfaiyeyi giydirdi 

Tekstil sektöründe yaşanan ekonomik krizden dolayı tekstilin "teknik tasarım" kısmına yöneldiğini aktaran Güven, bu alanda çalışan uluslararası kaynaklı bir firmada 20 sene hizmet verdiğini söyledi. 

Güven, bir süre sonra firmanın Türkiye danışmanlığını üstlendiğini, iş yerinin geçen yıl Türkiye'den çekilme kararı alması üzerine bu işin sonlandığını kaydetti.

Güven, bu konuda yürüttüğü çalışmaları, "Jandarmanın, polisin, itfaiyenin özel kıyafetleri, balistik yelekler, özel uyku tulumları yaptım. Eksi 40 dereceye kadar dayanıklı, aniden açılabilen, savaş sırasında kullanılabilen bir sürü teknik tekstili dizayn ettim. Teknik tekstil eğitimi alıp, Türkiye'de tek olmak bir ayrıcalıktı, büyük bir şanstı. Bu şansı yakaladım ve kullandım. Çok iyi bir fırsat oldu. Türkiye'ye hizmet verebilmek, 30 senedir yaşadığım ülkede sınırda savaşan askeri, polisi giydirebilmek, onların görev sırasında daha rahat olabilmesini sağlayabilmek çok özeldi." sözleriyle anlattı. 

"Her gün dışarıda polisin, itfaiyenin üzerinde benim tasarladığım kıyafetleri görebiliyorum" ifadesini kullanan Güven, asayişten zabıtaya, yunuslardan trafik görevlilerine, özel harekattan askeriyeye kadar birçok üniformayı tasarladığını ve bu işin sonlanmasının kendisini üzdüğünü belirtti. 

- Evde başlayan sağlıklı gıda üretimini dükkanına taşıdı 

Diana Güven, teknik tekstil sektöründeki işinin sonlanmasıyla, uzun süre bu işle beraber yürüttüğü, sağlıklı ve dayanıklı unlu mamüllere yöneldiğini dile getirdi. 

Önceleri evde yaptığı ürünleri dükkan açarak satmaya başladığını anlatan Güven, şunları dile getirdi:

"Hep Türkiye'de sağlıklı ve zararlı olmayan tatlı olmadığını düşünürdüm. Genel olarak çok şerbetli tatlılar var. Bu düşünceyle 'biscotti' ve 'grissini' üretmeye başladım. O süreçte hem üniformaları tasarlıyordum hem de evde bu ürünleri yapıyordum. En sonunda KOSGEB'e başvurup, buradan destek aldım ve kendi dükkanımı açtım." 

Ürünlerinin en iyi ve sağlıklı malzemelerle üretildiğini, bu nedenle maliyetlerin yüksek olduğunu söyleyen Güven, dükkanı üç yıl sonunda kapatmak zorunda kaldığını ve evde üretime devam ettiğini söyledi. 

Tüm bu süreçler içerisinde evlendiğine ve iki çocuk annesi olduğuna dikkati çeken Güven, evlatları biraz daha büyüdükten sonra tekrar iş hayatına dönmenin hayalini kurduğunu ifade etti. 

- "Yurt dışında anlatılan Türkiye, buradaki gibi değil" 

Güven, Türkiye ile ilgili özellikle son dönemde uluslararası alanda yürütülen bazı karalama kampanyalarına ilişkin de Orta Avrupa'da Türkiye'ye yönelik olumsuz görüşlerin hakim olduğunu ve zaman zaman oradaki çevresinden "Nasıl yaşıyorsun Türkiye'de?" tepkileri aldığını anlattı. 

Türkiye'yi hareketli, heyecan dolu bir ülke olarak gördüğünü ve buna çok alıştığını söyleyen Güven, "Türkiye'de mesela bir derdiniz varsa inanılmaz bir destek, yardımlaşma da var. Başka ülkelerde bu kadar görmedim. Gitsem, 'Benim şöyle bir sıkıntım' var desem, komşularımdan 10 kişi koşar gelir. Hatta alınırlar, 'Niye önce ona gittin, bana gelmedin?' diye..." değerlendirmesinde bulundu. 

Güven, yurt dışında anlatılan Türkiye'nin buradaki olmadığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Yurt dışında özellikle Orta Avrupa'da anlatılan Türkiye, çok farklı, vasat, ilkel bir Türkiye. Yok böyle bir şey, hiç alakası yok. Öyle sanıldığı gibi vasat bir yer değil, çok güzel yaşanıyor burada. 30 senedir burada yaşayan, iki ayrı iş yapan, çok değişik segmentlerden insanları tanıyan, çocukları iki ayrı okulda okuyan ben bile bunu anlatamıyorsam... Tüm bunları anlatmaya çalışıyorum ama Orta Avrupa'da bir hastalık var, bilirler ve noktayı koyarlar. Siz istediğiniz kadar anlatın, inanmazlar." 

Çok farklı renklere sahip bir ülke olan Türkiye'yi görmelerini herkese tavsiye ettiğini anlatan Güven, "Avrupa'daki herkes Türkiye'yi görsün çok isterdim. Buradaki mutluluğu, huzuru ve yardımlaşmayı görmelerini, görüp de örnek almalarını isterdim. Anadolu'yu çok seviyorum, Türkiye'ye de zaten aşığım." değerlendirmesinde bulundu.
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.