banner445

Erdoğan'dan BM'ye ve AB'ye tepki: 'Verdikleri sözleri tutmadılar'

banner435

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Dünya 5'ten büyüktür" gerçeğini her fırsatta, uluslararası kamuoyuna hatırlatıyoruz hatırlatıyorum."

Erdoğan'dan BM'ye ve AB'ye tepki: 'Verdikleri sözleri tutmadılar'
© Anadolu Ajansı

banner462
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güvenlik Konseyi'ni, temsil niteliği güçlendirilmiş, daha demokratik, adil, şeffaf ve etkin kılacak kapsamlı bir reform üzerinde mümkün olan en geniş uzlaşmayı sağlamalıyız. Birleşmiş Milletlerin reforme edilmesi gerekir. Özellikle barışı koruma ve inşa faaliyetlerinin daha etkin hale getirilmesi konusunda Genel Sekreter Ban Ki-mun önderliğinde atılan adımları takdirle karşılıyoruz. Bununla birlikte uluslararası barış ve güvenliğin temininden sorumlu ana organ olan BMGüvenlik Konseyi reforme edilmekçe bu çabaların tam manasıyla amacına ulaşamayacağı açıktır. İşte bu sebeple, 'Dünya 5'ten büyüktür" gerçeğini her fırsatta, uluslararası kamuoyuna hatırlatıyoruz hatırlatıyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulundaki konuşmasında, "Bu kürsüden tüm uluslararası camiaya Suriyeli mültecileri kendilerine yönelik hayati tehdit gibi algılayan tüm Avrupalı dostlarıma sesleniyorum. Dikenli tel örgülerin, yüksek duvarların arkasında huzur aramak beyhude bir çabadır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Suriye'de yaşanan insani krizin 6. yılına yaklaştığını, bugüne kadar 600 bine yakın insanın hayatını kaybettiği söylenen bu savaş yüzünden, 12 milyon insanın yerini yurdunu terk ettiğini vurguladı. 5 milyon mültecinin diğer ülkelere sığındığını dile getiren Erdoğan, 2 milyon 700 bin mültecinin ise Türkiye'ye geldiğine işaret etti.

Türkiye'nin vatanlarını terk etmek zorunda kalan Suriyelileri misafir ettiğini anlatan Erdoğan, "Niye Türkiye'ye geldiniz' demiyoruz. Kapılarımızı kapatmadık. Zira bombalardan, varil bombalarından kaçan, uçakların attığı bombalardan kaçan bu insanlara karşı bizler insani ve vicdani görevimizi yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Dünya almayabilir, Batı almayabilir ama biz alacağız. Niye? Çünkü insanız. Öyleyse insana bu tür bir felaket karşısında kapılarımızı açmak durumundayız. Açtık, açıyoruz ve açacağız." ifadelerini kullandı.

Söz konusu rakamları uluslararası camianın uzun süredir kayıtsız ve tepkisiz bir şekilde karşıladığının altını çizen Erdoğan, "Oysa telaffuz edilen her sayı bir insana karşılık geliyor. Suriye halkı zalim bir yönetimin, katil, terörist bir yönetimin ve terör örgütlerinin, acımasız, küresel ve bölgesel rekabetin şekillendirdiği vekalet savaşlarının pençesinde tükeniyor. Bu süreçte uluslararası toplum, insani değerler ve vicdan sınavında maalesef sınıfta kaldık." şeklinde konuştu.

- "Ne yazık ki Avrupa Birliği de verdiği sözleri tutamamıştır"

Türkiye'nin şu ana kadar yaptığı harcamanın 12,5 milyar dolar olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"STK'lar, belediyelerimizin yaptığı harcamalar bir o kadar. Yani toplamda 25 milyar dolar gibi bir harcama yapılmıştır. Peki dünyadan size ne geldi? Şu anda çatısı altında bulunduğumuz Birleşmiş Milletler'den bize gelen destek 525 milyon dolardır. Başka? Başka herhangi bir şey yok. Peki Avrupa Birliği'nden gelen bir şey var mı? Ne yazık ki Avrupa Birliği de verdiği sözleri tutamamıştır. UNICEF'e sadece gönderdikleri 178 milyon dolardır. O kadar. Fakat Türkiye'ye gelen herhangi bir yardım bu konuda söz konusu değildir. Biz meselenin başından beri bu olayın tüm insanlığın ortak meselesi olduğu inancıyla bölgesel ve küresel aktörlerle iletişimi ve işbirliği içinde hareket etmeye özen gösterdik.

Komşumuz ve akrabamız Suriyelilerin yaşadığı bu kıyamete sessiz kalamazdık. Kalmadık ve kalmayacağız. Ülkemize sığınan 2 milyon 700 bin Suriyeli, 300 bin Iraklı olmak üzere, bu 3 milyon mülteciye bizler hiçbir etnik, mezhep veya din ayrımı gözetmeksizin kucak açtık. Türkiye'deki bu çadır kentlerde, konteyner kentlerde misafir ettiğimiz bu insanlarla ilgili olarak desteğimizi devam ettireceğiz. Başta Avrupa Birliği olmak üzere bu konuda bize katkı sözü verenler halen sözlerini yerine getirmediler ve biz bu sözlerini yerine getirmelerini bekliyoruz."

Aynı şekilde Birleşmiş Milletler'den verilen sözlerin de yerine gelmesini beklediğini dile getiren Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in 71. Genel Kurulu'nun, bu sesi tüm dünyaya duyurma bakımından çok önemli olduğuna dikkati çekti.

- "Yüksek duvarların arkasında huzur aramak beyhude bir çabadır"

Uluslararası toplumun katkısının sadece 525 milyon dolarda kalmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu kürsüden tüm uluslararası camiaya Suriyeli mültecileri kendilerine yönelik hayati tehdit gibi algılayan tüm Avrupalı dostlarıma sesleniyorum. Dikenli tel örgülerin, yüksek duvarların arkasında huzur aramak beyhude bir çabadır. Suriyeli mültecilerin eğitim, iş ve iskan sorunlarına süratle çözüm bulamadığımız takdirde düzensiz göçün, sosyal meselelerin ve güvenlik risklerinin önüne geçemeyiz. Sorunun kaynağı olan Suriye'deki çatışma, terör, zulüm ortamının sonlandırılması ve siyasi çözüm sürecinin hayata geçirilmesi için daha fazla vakit kaybedemeyiz." 

Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunmasına en fazla önem veren ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bizim Suriye'nin topraklarında asla gözümüz yoktur. Bütün mesele Suriye, Suriyelilerindir. Suriye topraklarında kimsenin gözünün olmaması gerekir." diye konuştu.

- Fırat Kalkanı Harekatı

Fırat Kalkanı Harekatı'na da değinen Erdoğan, "Suriye muhalefetine verdiğimiz destekle başlayan Fırat Kalkanı Harekatı, umutsuzluğun hakim olduğu bir bölgede, istikrarın, huzurun ve dengenin yeniden tesisi bakımından kritik bir öneme sahiptir. PKK, PYD terör örgütünün önceliğinin DEAŞ'la mücadele etmek olmadığı bu operasyonla birlikte açıkça ortaya çıktı. Operasyon Suriye'deki ılımlı muhalif unsurların öz güvenlerinin yerine gelmesini de sağlamış oldu. Hatta bu gelişme Musul'u DEAŞ teröründen kurtarmak isteyen Irak'taki yerel güçleri de cesaretlendirdi." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin uzun süredir Suriye sınırları boyunca güvenli bir bölge oluşturma çağrısında bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: 

"Bizim 911 kilometre sınırımız var. En uzun sınıra biz sahibiz ve bu sınırlarda Türkiye bir tehdit altındadır. Ve biz sabrettik, sabrettik, sabrettik. Ancak 24 Ağustos'ta Gaziantep'te bir düğün merasiminde, 14 yaşındaki bir çocuğu canlı bomba yapmak suretiyle o kalabalığın içerisine göndererek patlattılar ve orada 56 kişi öldü, 100'e yakın insan yaralandı. O ana kadar duran Türkiye, artık daha duramazdı ve ılımlı muhaliflerle birlikte bizler bu olaya müdahale ettik. Önce Cerablus, Cerablus'tan DEAŞ'ı derdest ettik. Ardından Rai, Rai'de de aynı şekilde DEAŞ'ı oradan da derdest ettik. Böylece Cerabluslu Cerablus'a, Raili Rai'ye yerleşmiş oldu.

Şimdi ise bölge tamamıyla Azez'den Fırat'a kadar bir terör koridoru olmaktan çıktı ve böylece burası bir barış koridoru haline gelmiş bulunuyor. Bugün bizim yaptığımız operasyonun amacı işte bu güvenli bölgeyi fiili olarak hayata geçirmektir. Terör örgütlerinden kurtardığımız Cerablus halkı güven ve huzur içinde evlerine dönmeye başladı. Bölgenin elektrik ve su altyapısını çalışır hale getirmek için hemen harekete geçtik. Kızılay, AFAD ve sivil toplum kuruluşlarımız, bölge halkının ihtiyaçlarını yerinde karşılıyor. Yine bu bölgede, ülke dışına gitmiş mültecilerin de kullanacağı tüm sosyal donatılara sahip yerleşim yerleri inşa etmeyi planlıyoruz. Bunun için güvenli alan haline getirdiğimiz yerlerin uçuşa yasak bölge ilan edilmesine yönelik kararlı bir duruş göstermeli ve birlikte çalışmalıyız."
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.