Davetli olarak gittiği IŞİD eyleminde, kendisine, Kur'an'a ve İslam'a hakaret edildi. O imam Haber Journal'e konuştu

Muhammed Erich Waldmann

Muhammed Erich Waldmann



27 Ağustos 2014, 12:43

 Avusturya Hristiyan Birliği ve Ortodoks Kilisesi üyeleri tarafından 10.8.2014 tarinde, 1. Viyana’da düzenlenen IŞİD protestosuna davetli olarak katılan, imam ve İslam Birliği Ehl-i Beyt Başkanı Muhammed Erich Waldmann sözlü saldırıya uğradı.

Haber Journal’e konuşan Muhammed Erich Waldmann, yaşananlarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Haber Journal: ‘Sayın Waldmann, öncelikle daha önce katıldığınız ilk eylemde neler yaşanmıştı?’

M. Waldmann: ‘ İlk protesto eylemini bir tanıdık vesilesiyle öğrendim. Ruhani elbiselerimi giyerek protesto eylemine katıldım. Daha sonra organizatörler ve ruhaniler tarafından gelmem ve Hristiyan ruhanilerin yanında yürümem rica edildi. Bende beraber yürümeyi kabul ettim. Kapanış konuşmasında, benimde konuşmamı istediler. Konuşma zorunluluğum yoktu ama organizatörün bu isteği kabul ettim ve konuştum. Yaptığım konuşmada: ‘’ IŞİD’in İslam ile bir ilgisini bulunmadığını ve bu yapılanların İslam’a mal edilmemesi gerektiğini, terör estirenlerin İslam’la hiçbir ilgisinin olmayacağını söyledim.’’ Benden önce söz alan Hristiyan ruhaniler de aynı cümleleri söylediler.

Konuşmamın devamında: ‘’ Yapılan bu terör saldırıları karşısında, Hristiyanların yanındayız. Hristiyanların yaşamlarının ve birikimlerinin Müslüman ülkelerde de güven içerisinde olması gerekiyor. Terör örgütü IŞİD’in silahları nereden aldığını açıklanmadan, Hristiyan Batı’nın da büyük bir sorumluluk taşıdığını’’ vurguladım. Batı medyasının, öldürülen Hristiyanlardan pek bahsetmediği, normalde Hristiyan bir ülke olarak ‘Hristiyanlar ne oluyor?’ diye bağırmalarının gerektiğini söyledim. İlk protestodaki cümlelerim bunlardı.

Haber Journal: 10 Ağustos tarihinde 1. Viyana’da düzenlenen ve size sözlü saldırılarda bulunulan eyleme kendiniz mi? Yoksa davetli olarak mı katıldınız?

M. Waldmann: Hristiyan ruhani tarafından 10 Ağustos tarihinde yapılacak protestoya katılmam için E-mail yoluyla davet aldım. O gün biraz geç kaldım ve ön tarafa doğru geçmeye çalıştım, diğer ruhanilerin yanında yürümek ve Müslümanların da onların yanında olduğunu göstermek için.

Haber Journal: Yürüyüş esnasında size, herhangi bir sözlü saldırı yapıldı mı?

M. Waldmann: Stephanplatz’a kadar yüründü. Yürüyüş esnasında bir olay yaşandı ve nasıl söylenmesi gerektiğini bilmiyorum. Talihsiz bir olay yaşandı. Yürüyüş esnasında birkaç provokatör tarafından bana karşı propaganda yapıldı. Bana ‘İran ajanı’ diye seslenmelerinin yanı sıra: ‘İran’ın beni casus olarak bu gösteride görevlendirdiğini’’ söylediler. Yani ben diğer ruhani kişilerle birlik mesajı vermek için ön tarafa geçmeye çalışırken, 2 kişi bu şekilde bana sözlü saldırıda bulundu.

Haber Journal: Daha sonra neler yaşandı, açıklama yapılan alanda herhangi bir sözlü saldırı oldu mu?

M. Waldmann: Yürüyüş esnasındaki olaydan sonra, konuşmamı istemediler. Bende kabul ettim, sadece protestoda olmak istediğimi söyledim.

Haber Journal: Konuşma yapacağınız, daha önceden belli miydi?

M. Waldmann: Evet, konuşma yapacağım daha önce planlanmıştı. İranlı Hristiyan ruhaninin isteği üzerine konuşmamı hazırlamıştım. Yürüyüş sonunda konuşmamı o istemişti.

Haber Journal: Konuşma alanında neler yaşandı?

M. Waldmann: İçlerinde bir Hristiyan Ruhaninin olduğu 3-4 kişi, beni tartışmanın içine alarak, ilk protestoda söylediklerimin yalan olduğunu öne sürdüler. Hristiyan ruhani ise bana, İslam’ın bir terör dini olduğunu, Kur’an’daki ayetlerin teröre çağırdığı’ gibi mesnetsiz söylemler de bulundu. Yürüyüşte sözlü saldırıda bulunan 2 provokatör ise, konuşma alanında, yine sözlü saldırılara devam ettiler.’ İslam’ın terörle alakası yok, diyorsun ama yalan söylüyorsun’ hakaretinde bulundular. Bana ve İslam’a karşı yapılan bu sözlü saldırılardan sonra, etraftakiler onu alkışlayarak o provokatöre destek verdiler. O provokatör, üzerindeki tişört değiştirilerek, konuşma yapması için mikrofona çağrıldı. Orda da benzer cümleler kullandı.


Haber Journal: Siz, provokatörleri daha önce hiçbir eylemde vs. gördünüz mü?

M. Waldmann: Bir tanesini tanıdım. Daha önce Gazze için düzenlediğimiz bir eylemde, İsrail yanlısı grup bizim yürüyüş güzergahımızın üzerinde sloganlar atıyordu. 10 Ağustos’taki IŞİD karşıtı eylemde sözlü saldırılarda bulunan provokatör yine ordaydı ve bu kişiye daha öncen ırkçılık ve İslam’a hakaretten dolayı dava açılmıştı.

Haber Journal: Siz ne zaman terkettiniz?

M. Waldmann: Sözlü saldırılardan sonra yanıma, polisler gelerek: ‘buradan gitmeniz dahi iyi olur’ dediler. Bende irtibatta olduğum diğer Hristiyan ruhanisine, yaşananları anlatmadan oradan uzaklaştım. Benimle birlikte yanımda bulunan Hristiyan ve Budist tanıdıklarım da orayı terkettiler. Ama orada ‘gitmem gerektiğini’ organizatörler söyleseydi daha doğru olurdu. Polisin gelmesine gerek yoktu.

Haber Journal: Siz daha sonra herhangi bir yetkiliyle iletişime geçtiniz mi?

M. Waldmann: Evet. İrtibatta olduğum Hristiyan ruhaniye mail yazarak durumu ve yaşananları izah ettim. Kendisi benden 2 kere özür diledi ve onların istemedikleri bir durum olduğunu söyledi.

Haber Journal: Konuşma yapmanız durumunda neler söyleyecektiniz?

M. Waldmann: İlk protesto eyleminde olduğu gibi, İslam’ın terörle bir alakası olmadığı, IŞİD’in yaptığı zulümlere karşı olduğumuzu ve IŞİD saldırılarına maruz kalan, Hristiyan, Yezidi ve diğer halkların yanında olduğumuzu vurgulayan bir açıklama yapacaktım.

Haber Journal: Son olarak Orta Doğu’da yaşananlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

M. Waldmann: Gazze ile ilgili olarak şunu söylemek istiyorum. Pazar günkü eylemde bana ve İslam’a sözlü saldırıda bulunan, İsrail yanlısı kişiler, Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki diyaloğu ve işbirliğine karşı çıkıyor ve engellemek istediklerini düşünüyorum. Terör örgütlerine değinmek gerekirse, bunlar neden ve nasıl ortaya çıktı? Sorunun sorulmasını gerektiğini düşünüyorum. Batının burada ciddi sorumluluğu var. Sonuçta o örgütlere Avusturya, Almanya ve diğer batı ülkelerinden katılan kişiler, hep orda kalmayacak. Bunlar gün gelecek evlerine dönecekler, dönmek isteyecekler. Batı devletlerinin bu noktada fazla sorumluluk almalarını gerektiğini düşünüyorum.

Son cümle olarak, farklı din yada mezhep mensubu olan insanların birbirinden korkmamaları gerektiğini düşnüyor, birbirimizi daha yakından tanımamız gerektiğini düşüyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.