Viyana'da Naziler tarafından yakılan Osmanlı Sefarad Yahudileri'nin sinagoguna anıt plaketi

Viyana Şehircilik Bakanı Doktor Ludwig: - “Yabancı düşmanlığını tetikleyen nefret söylemine karşı birlikte bir duruş sergileyeceğimiz her işaret her plaket bizim için çok büyük bir anlam ifade ediyor.” 

Viyana'da Naziler tarafından yakılan Osmanlı Sefarad Yahudileri'nin sinagoguna anıt plaketi
© haberjournal

Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Mehmet Ferden Çarıkçı, 2. Dünya savaşı döneminde Avrupalı ırkçılara karşı Türkiye’nin Yahudi vatandaşlarını korumak için verdiği çetin ve onurlu mücadeleyi anımsatarak, “Şüphesiz ülkemizin bu mazlumların yanında yer alma politikası, ırkçılık, yabancı düşmanlığı antisemitizm ve İslam düşmanlığının maalesef tekrar yükselmekte olduğu günümüzde de devam etmektedir.” dedi. 

Avusturya’nın başkenti Viyana’da “Türk Mabedi” olarak bilinen Osmanlı Sefarad Yahudileri tarafından 1887 yılında inşa edilen sinagogun 9-10 Kasım 1938 tarihinde Naziler tarafından yakılmasının unutulmaması maksatlıyla Viyana belediyesi tarafından yaptırılan plaketin açılışında , Viyana Şehircilik Bakanı Doktor Micheal Ludwig, Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Mehmet Ferden Çarıkçı, Avusturya Yahudi Cemaati Başkanı Oskar Deutsch, Türk Musevi Cemaati eski Başkanı Silvyo Ovadya ve Türkiye’nin Viyana Başkonsolosu Tayyar Kağan Atay hazır bulundu. 

Foto: ©haberjournal
Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Çarıkçı burada yaptığı konuşmada, Sefarad Yahudilerinin, 1798 tarihinde Pasarofça Antlaşması’nın Osmanlı tebaasına ikamet ve ticaret serbestisi veren hükmü çerçevesinde çoğu zaman Avusturya’da yaşayan Yahudilere oranla daha iyi koşullarda yaşamlarını sürdürdüklerini anlattı. 

Çarıkçı, 17 Eylül 1887 yılında Türk Yahudi Cemaatinin ibadetlerini ifa etmek için açılan sinagogun Avusturya İmparatoru I. Franz-Josef ve Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in adına İspanyolca yapılan dualarla açıldığını aktardı. 

Sefarad Yahudilerinin her zaman Osmanlı kimliğini koruduklarına işaret eden Çarıkçı, özellikli 18. Ve 19. Yüzyılda iki ülke arasındaki en önemli bağı bu gurubun oluşturduğunu ifade etti. 

Çarıkçı, 2. Dünya savaşı döneminde Avrupa genelinde Musevi toplumuna yönelik işlenen soykırıma dikkati çekerek, “Türkiye, Yahudi vatandaşlarını korumak için bir hukuk mücadelesi verirken aynı zamanda Avrupalı ırkçılara karşı çetin ve çetin olduğu kadarda onurlu bir mücadele yürütmüştür. Şüphesiz ülkemizin bu mazlumların yanında yer alma politikası, ırkçılık, yabancı düşmanlığı antisemitizm ve İslam düşmanlığının maalesef tekrar yükselmekte olduğu günümüzde de devam etmektedir.” diye konuştu. 

Foto: ©haberjournal
Viyana Şehircilik Bakanı Ludwig, Osmanlı Sefarad Yahudilerine ait sinagogun Avusturya ve Osmanlı devletini birleştiren önemli unsurların başında yer aldığını belirterek, Osmanlının Avrupa’da ilk Büyükelçiliğini Avusturya’da açtığını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister tarafından tasarlandığını anımsatarak, iki ülkenin tarihi birlikteliğine vurgu yaptı. 

9-10 Kasım 1938 tarihinde Naziler tarafından sistemli olarak Avrupa genelinde Yahudi toplumuna yönelik zulüm ve katliamların yapılmaya başlandığını dile getiren Ludwig, Avusturya’da aralarında Osmanlı Sefarad Yahudilerine de ait olan Türk Mabedinin de bulunduğu 41 sinagog ve çok sayıda dini yerleşkenin yakılarak yıkıldığını ve çok sayıda Musevi vatandaşın yaşamını yitirdiğini anlattı.

Ludwig, özellikle 2. Dünya savaşı döneminde bir çok Yahudi vatandaşın Nazi zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığındığını söyledi.

Bu küçük plaket Viyana’da birlikte yaşamı sembolize eden büyük bir işaret dolduğunu kaydeden Ludwig, “Yabancı düşmanlığını tetikleyen nefret söylemine karşı birlikte bir duruş sergileyeceğimiz her işaret her plaket bizim için çok büyük bir anlam ifade ediyor.” şeklinde konuştu. 

Türk Musevi Cemaati eski Başkanı Silvyo Ovadya da Sefarad Yahudileri anısına açılan bu plaketten ötürü duyduğu memnuniyeti dile getirerek, özelikle Edirne’de bulunan büyük sinagog ve Viyana Sefarad Yahudilerine ait sinagog arasındaki yakın ilişkiyi anlattı. 

Ovadya, Türkiye’de yaşayan Musevi cemaati mensupları olarak hem İstanbul’da hem de Edirne’deki sinagoglarda dini vecibelerini özgürce ifa ettiklerini sözlerine ekledi.

(Haber Journal / AA)
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.