banner476

Viyana Büyükelçisi Göğüş soruları yanıtladı

banner435

Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Mehmet Hasan Göğüş, Krone Gazete'sinin sorularını yanıtladı.

Viyana Büyükelçisi Göğüş soruları yanıtladı
© haberjournal / arşiv

banner462
(haberjournal) - Avusturya ile Türkiye arasındaki gerilim tırmanıyor. Krone Gazetesi'nden Conny Bischofberger’in sorularını yanıtlayan Türkiye Cumhuriyeti Viyana Büyükelçisi Mehmet Hasan Göğüş, Recep Tayyip Erdoğan, AB ile yaşanan gerilim ve Viyana’dan ayrılması hakkında konuştu.

Krone: Sayın Büyükelçi! Geçen hafta Viyana Havalimanı’nda Krone haber akışı panosunda yer alan bir manşete itiraz etmek üzere bizzat müdahale ettiniz…

Mehmet Hasan Göğüş: Evet, ama manşetin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, tamamen ulusumuza, Türkiye’ye ve cumhurbaşkanımıza karşıydı ve havalimanının ortasında turizmimizi baltalıyordu. Denen şey: “Türkiye’ye gitmeyin!” idi.

Krone: Manşet bu değildi. Manşette, bir kamuoyu yoklamasından alıntı yapılarak “Türkiye’de tatil yapanlar Erdoğan’ı destekliyor” denmekteydi.

Göğüş: Mesaj buydu.

Krone: Avusturya’da basın özgürlüğü bulunmasından rahatsız mısınız?

Göğüş: Elbette basın özgürlüğüne saygım var. Ancak bu dost bir ülkenin cumhurbaşkanına hakaret idi. Benim gözümde Avusturya ve Türkiye, her ne kadar tarihte birçok kez savaş meydanlarında karşı karşıya gelmiş olsak da, iki dost ülke. Diğer yandan örneğin Birinci Dünya Savaşı’nda ortak bir düşmana karşı omuz omuza savaştık.

Krone: Erdoğan’a gelelim. Almanya ve Avusturya’da binlerce insan cumhurbaşkanınız için sokaklara çıktı. Türkiye siyasetinin bizim ülkemizde ne işi var?

Göğüş: Burada bir yanlış anlaşılma var. Sanırım herkes toplantı ve gösteri hakkına ve aynı şekilde fikir hürriyetine saygılı. Türkiye dışında yaşayan bu insanlar – Türk diyasporası – Türkiye’de demokratik sistemin devamı için duruş ortaya koymaktadır. Bunda yanlış olan ne?

Krone: Darbe konusunda Köln’de ölüm cezası talepleri de, aynen Erdoğan’ın gündeme aldığı gibi sesli şekilde dile getirildi. Bu sizce doğru mu?

Göğüş: Şu anda duyguların tavan yaptığını anlamanız lazım. 246 sivil vatandaş hayatını kaybetti. Kendinizi onların babalarının, eşlerinin ve çocuklarının yerine koyun. Suçluların cezalandırıldığını görmek istersiniz. Cumhurbaşkanımızın dediği tek şey, eğer meclisimiz idam cezasının yeniden getirilmesi konusunda bir karar alırsa, bunu imzalayacağıdır. Dolayısı ile konu mecliste tartışılacaktır. Bunu destekleyen ve karşı çıkan siyasi partiler olacaktır ve anayasayı değiştirmeye yeterli çoğunluk sağlanamazsa referanduma gidilecektir.

Krone: Bu konuda bir sorun görmüyor musunuz?

Göğüş: Uluslararası yükümlülüklerimizin farkındayız. Ben İnsan Hakları Genel Müdürü’ydüm ve ölüm cezasını yürürlükten kaldırdık. Ancak dediğim gibi: Konuyu tartışacağız.
 
Yeşiller güvenlik sözcüsü Peter Pilz Viyana’daki Türk dernekleri ile söz düellosuna girdi. Pilz, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği’nin ve Türk derneklerin Avusturya’da Erdoğan lehine parti politikası yürüttüğü suçlamasında bulunmuştu.
 
Krone: Dışişleri Bakanımız Sebastian Kurz, Türkiye’nin iç siyasetini Avusturya’ya taşımak isteyen herkesi ülkeyi terk etmeye davet etti.
 
Göğüş:Bu konuda yorum yapamam, ancak kişisel fikrimi söyleyebilirim. Avusturya’da 300 bin Türk kökenli insan yaşıyor. Bunların 114 bini halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bunların hepsi ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Atilla Doğudan ve birçok diğerleri buna çok iyi bir örnek. Gerek ben, gerek başkonsoloslarım Türk toplumuna sürekli, Almanca öğrenmelerini öğütlüyoruz. Bu onlar için, daha çok şey başarmaları için önemli. Ancak bu, kökenlerini unutmaları gerektiği anlamına gelmez. Avusturya vatandaşı olmaktan gurur duymak ve aynı zamanda aslına sadık kalmak mümkün.
 
Krone: Bazı Müslüman dernekler entegrasyonun tam tersini yapıyor – örneğin İslami kreşler.
 
Göğüş: Birçok İslami dernek var, ben hepsiyle görüşüyorum. İslami kreşler Avusturya yasaları çerçevesinde hizmet veriyor. Ancak bunlar yasadışıysa, Avusturya Hükümeti’nin her türlü önlemi alma hakkı doğmaktadır. Ancak herkesi aynı kefeye koymamakta da fayda var.
 
Krone: Avusturya’daki pek çok Türk Almanca dahi bilmiyor.
 
Göğüş: Bütün eğitimciler, anadilini iyi bilen insanların yabancı bir dili de rahat öğrenebileceğinde mutabık. Ancak ne yazık ki Türkçe bugüne kadar müfredatın bir parçası değil. Pek çok kez bunun nedenini sordum ancak şu ana kadar bir cevap alamadım. Sırpça, Rusça ve diğer birçok dil seçmeli olarak verilirken, Türkçe verilmiyor.
 
Krone: Ülkemizde Türk bayrağının dalgalandırılmasından pek hoşlanılmamasını anlıyor musunuz?
 
Göğüş: Kanımca konuya daha mutedil yaklaşmalıyız. Bir ay önce Avrupa Futbol Şampiyonası vardı ve Viyana’nın her yerinde her türlü bayrak dalgalandırıldı.
 
Krone: Şiddet olaylarının yaşandığı Erdoğan basın açıklamasında siz de bizzat bulundunuz mu?
 
Göğüş: Darbe gecesi Büyükelçilikteydim, ki burada barışçıl bir gösteri gerçekleşti. Sonuçta ikamet ettiğim yer de orası. Belki gösteri izinsizdi, ancak gecenin bir buçuğu idi ve o saatte hiçbir yerden izin alınması mümkün değil. Başka bir gösteride ne yazık ki istenmeyen olaylar yaşandı, ki burada Türk toplumuna üye kimselerin yaptıklarını şiddetle kınıyorum. Ancak başka bir olay daha yaşandı. Büyükelçiliğimin parçası olan Turizm ve Kültür Ateşeliğimiz PKK teröristlerince işgal edildi. Binaya girdiler, iki çalışanı dışarı attılar ve PKK paçavrasını diktiler. PKK da IŞİD gibi bir terör örgütü olduğu halde buna neredeyse hiç tepki verilmedi. Olay bundan ibaret.
 
Krone: Darbe girişiminden bu yana ülkeniz olağanüstü hal ile yönetiliyor. 18 binden fazla insan göz altına alındı, on binlerce bakanlık çalışanı, hakim, savcı, asker ve öğretmen görevden alındı. Erdoğan’a ne oldu böyle?
 
Göğüş: 15 Temmuz’da Türkiye’ye ne oldu? Başarısızlığa uğrayan bir darbe girişimi yaşadık. Ancak gerçekte askeri bir darbeden bahsedemeyiz. Ben 63 yaşındayım, Türkiye’de üç askeri darbe yaşadım – 1960, 1971 ve 1980 darbeleri. Bu kez işin arkasında, devlet yapılarının, yargı sisteminin, polisin ve ordunun içine sızmaya çalışan FETÖ terör örgütü vardı. Yaşadığımız olay, şu ana kadar yaşadığımız, tarihimizdeki en kanlı darbe girişimidir. Kendilerini tankların önüne atan 246 sivil vatandaşımız şehit olmuştur. Avusturyalı bir mimar tarafından tasarlanmış olan Türkiye Büyük Millet Meclisi binası F16 savaş uçakları tarafından bombalanmıştır. Tanklar sokaklarda ve kapattıkları boğaz köprüsündeydi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genel kurmay başkanı rehin alınmıştır. Olayın laik bir darbe girişimi olduğu gibi yanlış bir algı yaratılmak isteniyor. Bilakis! Hedef, Türkiye’nin laik, demokratik düzenini devirip, yerine başka bir rejim tesis etmekti. Sonra da cumhurbaşkanımızın tepkisi karşısında şaşkınlık duyuluyor.
 
Büyükelçinin, cumhurbaşkanına yönelik eleştiriler karşısında içten içe kızgın olduğu gözleniyor. Darbecileri kamplarda çıplak ve bağlanmış halde istiflenmiş gösteren resimleri değerlendirmekten kaçınıyor. Röportajımızı takip eden hafta ortasında Türkiye’deki durum daha da kritik bir hal alıyor. Erdoğan ABD’den Fetullah Gülen’in iadesini talep etti. Ankara, başarısız darbe girişiminden onu sorumlu tutuyor.

Krone: Erdoğan’ın darbeden sonraki önlemlerini halen destekleyebiliyor musunuz?
 
Göğüş: Neden bunları sadece cumhurbaşkanına mal ediyorsunuz? Nihayetinde bir de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti var ve dediğim gibi bu hükümetin yol haritası. Hükümet şimdi, kimin terör örgütüne üye olduğunu ve darbe girişimine katıldığını soruşturmak zorundadır. FETÖ terör örgütü 30 yıl boyunca bu darbeye hazırlanmıştır. Hatta benim bakanlığıma da sızmışlardı. Hükümette her yere adam sızdırmışlardı.
 
Krone: Ancak 3000 öğretmenin hepsi terörist olamaz ya?
 
Göğüş: Bu, 3000 öğretmenin tamamının hapse atılacağı anlamına gelmez ki. Şu an için geçici olarak görevden alındılar ve soruşturmalar devam ediyor. Terör örgütüne üye olmayıp bu darbe girişimine katılmayanların korkmasını gerektirecek bir durum yok. Mahkemeler var, Anayasa Mahkemesi var ve nihayetinde Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf. Olağanüstü Hal kapsamında şu an bazı haklar askıya alınmış durumda. 750 asker, ne döndüğünü bilmedikleri tespit edildiğinden tekrar serbest bırakıldı bile. Bazılarına komutanlarınca tatbikata gittikleri söylenmiş. Şimdi onların suçsuz olduğu kanıtlandı ve evlerine dönebilirler.
 
Krone: Avusturya’da da durum tırmanışa geçti. İki Kürt kökenli restoran sahibi aldıkları tehditler nedeniyle ortadan kaybolmak zorunda kaldı, Facebook’ta da her gün ölüm tehditleri okumak mümkün.
 
Göğüş: Hiç kimse şiddet veya başka yasadışı eylemleri desteklemiyor. Bunların en şiddetli biçimde kınanması gerekir. Size, içişleri bakanlığının suç istatistiklerine bakmanızı öneririm. Burada Türkler’e çok küçük bir pay düştüğünü göreceksiniz. Ve Allah’a şükür Avusturya’da büyük bir terör saldırısı da gerçekleşmedi. Türkler terörizme meyletmez. Elbette provokasyonlar oluyor, ancak ben bunları ciddiye alınması gereken bir tehdit olarak görmüyorum.
 
Başbakan Christian Kern de radikal Erdoğan taraftarları tarafından ölümle tehdit edildi. Çarşamba akşamı “ZiB 2” programında Kern, Türkiye’nin AB üyeliğinin artık sadece diplomatik bir kurgu olduğunu kaydetti. Türk Dışişleri Bakanı ise bu söylemi “Çirkin” olarak değerlendirdi.
 
Krone: Güncel olarak Türkiye’nin AB üyelik sürecinin askıya alınması tartışılıyor. Sizce Türkiye bu konuda sorumluluğu kendinde aramalı mıdır?
 

Göğüş: Türkiye’de AB’den sorumlu bakan vekilliği yaptım ve bu bakımdan AB ile ilişkilerimizi çok iyi biliyorum. Son 55 yıldır AB’nin kapısını çaldık ve başka hiçbir ülke bu kadar uzun süre AB üyeliği için çaba göstermek zorunda kalmadı. Bazıları Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını söylüyor. Size sormak istiyorum: Acaba AB’den uzaklaşan Türkiye mi, yoksa Türkiye’den adım adım uzaklaşan AB midir? Örneğin Vize muafiyetine bakalım. Balkanlar ve Güney Amerika’da AB ile hiçbir ilişkisi olmayan bazı ülkelerin yurttaşları seyahat özgürlüğüne sahip. Türkiye, AB üyeliğine aday bir ülke olduğu halde neden vatandaşlarımız o kadar uzun kuyrukta beklemek zorunda?
 
Krone: Cumhurbaşkanınız ölüm cezası üzerinde düşünürken ve vize muafiyetinin önkoşulu olan Terörle Mücadele Yasası’nın yürürlükten kaldırılması gerçekleşmezken buna gerçekten şaşırıyor musunuz?
 

Göğüş: Bunun AB için bir sorun teşkil ettiğini biliyorum. Ancak bu durumda tehditlerin pek de faydalı olduğunu düşünmüyorum. Ortakların iletişiminin bu şekilde olmaması gerektiği kanaatindeyim. Şu anda Avrupalı müttefiklerimizin desteğine ihtiyacımız var, çünkü istikrarlı bir Türkiye sadece bölge için değil, aynı zamanda bütün Avrupa ve dünya için çok önemli.
 
Krone: Ne tip bir destekten bahsediyorsunuz?
 
Göğüş: Türk demokrasisi büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı. Avrupalı dışişleri bakanlarının Türkiye’ye gelip dayanışma mesajı vermeleri, demokrasinin savunulmasında şehit düşenler için taziye dileklerini iletmelerini beklerdik. Ne yazık ki bu gerçekleşmedi. Vize zorunluluğuna gelince, ortada büyük bir yanlış anlama var. Bu konu, sığınmacı krizinden çok önce tartışılmaya başlandı.
 
Krone: Şimdi Türkiye sığınmacılar anlaşmasını feshetmekle tehdit ediyor. Bu da ortakların iletişim şekli değil.
 

Göğüş: Şu anda kamplarda ve kamplar dışında olmak üzere Türkiye’de yaşayan 3 milyon Suriyeli var. Ben Gaziantep denen bir şehirdenim ve orası Suriye sınırına sadece 5 km uzaklıkta. Komşu kentte Suriyelilerin sayısı yerli nüfusu çoktan geçmiş durumda. Şu ana dek bütçemizden sekiz milyar Euro’dan fazlasını sığınmacılar için harcadık. Ne yazık ki Türkiye’nin şu ana kadar yaptıklarının kıymeti bilinmiyor. Yunanistan’a doğru gerçekleşen sığınmacı dalgası çok büyük oranda bir azalış kaydetti.
 
Krone: Sayın Büyükelçi! Cumhurbaşkanı Erdoğan Alman mizahçısı Jan Böhmermann aleyhine ceza davası açılması için şikayette bulundu. Bu konuda onunla hemfikir misiniz?
 

Göğüş: Programı izlediniz mi? Eleştiri ve hakaret arasında fark var.
 
Krone: Bu mizah. Bu, “sanat özgürlüğü” kapsamındadır.
 
Göğüş: Ben bunu kızıma dahi gösteremem.
 
Krone: O halde mizah dergisi “Titanic”in yeni kapağını görmediniz diye tahmin ediyorum.
 
Göğüş: İyisi mi görmeyeyim (gülüyor). Bazı ülkelerde o ülkenin ulusal bayrağı iç çamaşırlarına bile basılıyor. Ancak bu bizim aklımıza dahi gelmez. Bunlar bizim değer yargılarımız ve bunlara saygı gösterilmesi gerekir.
 
Krone: Röportajımızı İngilizce gerçekleştirdik. Hiç Almanca öğrenmeyi düşündünüz mü?
 
Göğüş: Bir yarama dokundunuz. İtiraf ediyorum bunu, ilk kez Avusturya’da bulunduğum 90’lı yıllarda yapmalıydım. Şimdi Büyükelçi olarak buradaki sürem dolmak üzere. Türkiye Cumhuriyeti’nin Portekiz büyükelçisi olarak atandım ve muhtemelen Eylül’de Viyana’dan ayrılmak durumunda kalacağım.
 
Krone: Neleri özleyeceksiniz?
 
Göğüş: Klasik müziği. Müzik Derneği’nde bir büyükelçi locasına sahip olma onurum oldu ve pek tabii ki güzel yemeklerinizi de özleyeceğim. Viyana Şnitzeli’ni kesinlikle özleyeceğim.
 
Kariyeri:
 
23.10.1953 tarihinde Gaziantep’te doğan Göğüş, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. 1977’den bu yana Yeni Delhi, Londra, Yunanistan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi yerlerde diplomatik görevde bulundu. 2013 yılından bu yana Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi olan Göğüş evli ve bir kız çocuğu babası.

Röportajın orjinali için=> http://www.krone.at/oesterreich/was-ist-in-erdogan-gefahren-herr-botschafter-krone-interview-story-523350
 
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.