banner445

Hürriyet yazarından Kurz'a tepki: 'Bu nasıl çağdaşlık?'

banner435

Hürriyet gazetesinin tecrübeli gazetecilerinden Ahmet Kulahçı, Avusturya Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz'u sert bir dille eleştirdi.

Hürriyet yazarından Kurz'a tepki: 'Bu nasıl çağdaşlık?'
© haberjournal

banner462
Kulahçı, 'Bu nasıl çağdaşlık?' başlığını taşıyan yazısında şu ifadelere yer verdi;

AVUSTURYA bir Avrupa ülkesidir.

Lihtenştayn, İsviçre, İtalya, Slovenya,Macaristan, Çek Cumhuriyeti veAlmanya ile sınır komşusudur.

Nüfusu 8 milyon 700 bin civarındadır.

Nüfusun yüzde 17.5’i göçmen kökenlidir.

Ülkede 135 bin 500’e yakını Avusturya vatandaşı 247 bin 500 Türk kökenli insan yaşamaktadır.

Avusturya 1 Ocak 1995 tarihinden beri Avrupa Birliği (AB) ülkesidir.

Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü başta olmak üzere, her alanda özgürlük, eşitlik gibi değerlerin büyük harflerle yazıldığı; demokrasi projesi, medeniyetler projesi ve dayanışma projesi olarak nitelenen AB üyesi.
Avusturya’nın genç bir dışişleri bakanı var.

Sebastian Kurz.
1986 doğumlu.
Genç bir politikacı.
Çağdaş bir politikacı.
3 yıl önce henüz 27 yaşındayken Avusturya Dışişleri ve Uyum Bakanı oldu.
Avusturya Cumhuriyeti’nin en genç Dışişleri Bakanı.
AB’nin de.

***
Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye’deki darbe girişimi Avusturya’da yaşayan Türkler ve Türk kökenliler tarafından da protesto edildi.

Dışişleri Bakanı Kurz, darbeye karşı çıkan, demokrasiye sahip çıkan bu insanların yanında olma, onlara sahip çıkma yerine, “Türkiye’nin iç politikasında angajman göstermek isteyen herkes ülkemizi terk edebilir” diye şaşırtıcı bir açıklama yaptı.

Muhafazakar Avusturya Halk Partisi (ÖVP) üyesi Sebastian Kurz, bu yaklaşımıyla tıpkı aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) mensubu politikacılar gibi bir tutum sergiledi.

FPÖ’lü Cumhurbaşkanı adayı Norbert Hofer, Türklere Avusturya vatandaşlığı verilmesinin durdurulmasını gündeme getirdi.

FPÖ Viyana Teşkilatı Genel Sekreteri Anton Mhadalik de “Bizim misafirperverliğimizi otoriter bir Devlet Başkanı’nın emriyle politik ajitasyonlar için istismar edenler, şiddeti bizim sokaklarımıza taşıyanlar için bugünden yarına hemen şu geçerli olmalıdır: Bir daha asla görüşmemek üzere güle güle. Auf Nimmerwiedersehen” dedi.

***
Görülüyor ki çağdaş, demokrat Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz ile aşırı sağcı FPÖ bu konuda neredeyse aynı çizgide.
FPÖ’lü politikacıların açıklamaları beni hiç şaşırtmadı.
Çünkü benzer şeyleri yıllardır duyuyoruz.
Onlar yabancı düşmanı, ırkçı olduklarını zaten gizlemiyorlar.
Ya Sebastian Kurz?
Onun bu konudaki yaklaşımı da, tutumu da, açıklamaları da çağdaş, demokrat bir politikacıya hiç yakışmadı.
Bu nasıl çağdaşlıktır?

***
Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, Avusturya’da yaşayan Türklerin yarıdan fazlası kendilerini Avusturyalı hissetmektedir.
Ama aynı insanların yüzde 49.8’i, göçmen kökenli oldukları için kendilerinin dışlandıkları, yani eşit yurttaş olmadıkları hissi taşımaktadır.
Avusturya’daki Türklerin ve Türk kökenli insanların yüzde 43’ü son 5 yılda yaşam koşullarının kötüleştiği düşüncesi taşımaktadır.
Avusturya’da işsizlik oranı yüzde 8.1 civarında olduğu halde bu oran Türkler ve Türk kökenliler arasında yüzde 19.8’e ulaşmaktadır.
İşte Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz ve sağduyulu tüm Avusturyalılar, bu olumsuz hislerin, düşüncelerin giderilmesi, insanların kendilerini oralı hissetmeleri için politikalar üretmeli, üretilmesine katkıda bulunmalıdır.
Kafa yormalıdır.

Darbelere karşı çıkan, demokrasiye sahip çıkan ve çoğu Avusturya vatandaşı olan bu insanlara kapıyı göstermenin hem yanlış hem de çok ayıp olduğunu Sebastian Kurz da bilmelidir.
Mutlaka biliyordur da...

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.