banner445

Avusturya'da tarihi 'yolsuzluk' davasında karar açıklandı: '10 yıl hapis'

banner435

“Skiper” projesine verilen usulsüz kredilerle ilgili olarak görülen Hypo davasında karar verildi.

Avusturya'da tarihi 'yolsuzluk' davasında karar açıklandı: '10 yıl hapis'
© shutterstock / sembol

banner462
(haberjournal) - Eski genel müdürler Wolfgang Kulterer ve Günther Striedinger’e diğer cezalarıyla birlikte üst sınır olan 10 yıl hapis cezası verildi.

Dört sanık, “Kempinski Hotel Adriatic” olan lüks Hırvat “Rezidencija Skiper” projesine usulsüz krediler verilerek toplam 105 milyon Euro zarara yol açmak suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Kulterer ve Striedinger 70 milyon Euro’luk kısım için suçlu bulunurken, diğer krediler konusunda beraat ettiler. Kulterer dört yıl bir ay, Günter Striedinger ise beş yıl sekiz ay hapse ve 500 biner Euro tazminat ödemeye mahkum edildi.

Projeyi yürüten Miro Oblak ve projenin genel müdiresi beraat ederken Kulterer ve Striedinger temyiz başvurusunda bulundu. Savcı ise beyanat vermedi. Karar böylece kesinleşmemiş oldu.
 
Eski genel müdürlere ceza üst sınırı uygulandı

Kelterer ve Striedinger daha önce başka davalarda da mahkum olmuştu. Mahkeme heyeti başkanı Hakim Uwe Dumpelnik, hapis cezalarının, sanıkların aldıkları diğer cezalar da göz önüne alındığında, toplamda 10 yıllık ceza üst sınırını aşmayacak şekilde belirlenmesi gereğinin doğduğunu açıkladı.

Kulterer’in tutukluluğu devam ederken, Striedinger, Klagenfurt Eyalet Mahkemesi’nden alınan bilgiye göre ikinci bir emre kadar şartlı salıverildi. Klagenfurt Savcılığı’’ndan alınan bilgiye göre, hükmün kesinleşmesi durumunda, sanıklara açılacak başka davalarda daha fazla hapis cezası verilmesi mümkün değil. Her ne kadar mahkum edilebilseler de, söz konusu suçlar nedeniyle hapis cezasının arttırılması mümkün olmayacak.

Hakim: Geri ödeme imkanı olmaksızın verilen krediler

Gerekçeli kararında hakim Dumpelnik, krediler verilirken iki genel müdürün “bir plan dahilinde” bilinçli ve kasıtlı şekilde birlikte hareket ettiklerinin açık olduğunu, herhangi bir teminat veya geri ödeme imkanı bulunmadığı halde kredi verdikleri ve böylece bankaya zarar verdiklerini kaydetti. Hakim ayrıca, açığa çıkan diğer eksiklikler de göz önünde bulundurulduğunda, güven ilkesinin çok geniş tefsir edilmesi durumunda dahi görevi suiistimal suçunun sübut ettiğinden yola çıkılması gerektiğini belirtti.

Projeyi yürüten ve krediyi alan Oblak hakkında ise hakim, bunun karara etki ettiğine dair kanıt bulunmadığına hükmeden hakim, bankanın kredi başvurusunu her zaman ve hiçbir zorlama olmadan geri çevirme şansı bulunduğunu kaydetti. Dumpelnik, kredi başvurusu için gereken belgeleri temin ederek bankaya ileten genel müdürün de zarar verme amacıyla hareket ettiğine dair kanıt bulunmadığını, ayrıca sanıklardan hiçbirinin kişisel menfaat sağladığının kanıtlanamadığını ancak bunun “yolsuzluk” suçunun unsurları açısından önemsiz olduğunu söyledi.
 
“Krediler yöneticilerin yetkisindeydi”

Dava, Perşembe günü kapanış beyanlarıyla son turuna girdi. Savcı Andreas Höbl, “yolsuzluk” suçunun sübut ettiğini ileri sürerken sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Höbl ayrıca, eski yöneticilerin gerekli teminatlar olmaksızın beş adet kredi verdiklerinin tartışmasız olduğunu, Striedinger’in birden çok kez krediler hakkında talimatlar verdiğini ve hiyerarşik bir yapıya sahip olan bankada kredilerin yöneticilerin yetkisinde olduğunu öne sürdü.
Kulterer’in avukatı Josef Weixelbaum, tüm tanıkların müvekkili ile herhangi bir iletişimlerinin olmadığını beyan ettiklerini, sorgulanan elliden fazla kişiden hiçbirinin müvekkili aleyhine ifade vermediğini hatırlattı ve peşinen hükme varmanın anlaşılmaz olduğunu söyledi. Avukat ayrıca, iddia makamının olayda bir “eylem planı” görmesini, gayriciddi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacak bir iddia olarak değerlendirdi.
 
Avukatlar savcıyı topa tuttu

Striedinger’in avukatı Sebastian Lesigang ise, eğer savcı zaten dikkate almayacaksa neden bu kadar ayrıntılı şekilde delil toplandığını merak ettiğini dile getirdi. Avukat, tanıkların da ifadesinden anlaşılacağı üzere, asla projede bir şeyin göze hoş gelecek hale getirilmesi ya da sayıların manipüle edilmesi konusunda bir talimat verilmediğinin ortaya çıktığını söyledi.

Oblak ve genel müdürü temsil eden Avukat Wolfgang Moringer de savcıya ağır şekilde yüklendi ve iddia makamının, herkesçe açıkça anlaşılabilecek şekilde, olayın arkasında nasıl bir zihniyet yattığını ortaya koyduğunu ve bu anlayışın yasaların özüyle barışık olmadığını söyledi. Ortaya konan tek bir Hırvat belgesinin dahi savcılıkça tercüme ettirilmemesini eleştiren avukat, bu durumun soruşturma aşamasında da kimseyi rahatsız etmemiş olmasından yakındı. Avukat, bu bakımdan davanın yer yer soruşturma karakterine büründüğünü kaydetti. (ORF)
 
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.