Avusturya'daki Türk toplumu “misafir” kimliğinden kurtulmalı


Kaddafi Kaya

Kaddafi Kaya

13 Ekim 2017, 21:29

Son dönemde Avusturya-Türkiye arasında yaşanan siyasi gerilimden en çok zarar gören şüphesiz ki Avusturya’da yaşayan Türk toplumudur. Bunu sokakta, metroda ve birçok yerde görmek mümkün. Bu gerginliğe bir de bazı siyasilerin popülist söylemleri de eklenince, tehlikeli bir tablo çıkıyor karşımıza. 

İlerleyen dönemde Avusturya-Türkiye arasındaki ilişkiler normale döndüğünde, iktidar koltuğu için popülist söylemlerle halk arasında tedirginlik yaratan siyasetçiler buna bir çözüm bulabilecekler mi? Hep birlikte göreceğiz…

Siyasetçilerin hata yapması, Türk ve göçmen toplumuna hata yapma hakkı tanımaz. Siyasetçiler bir hata yaptığında bizler iki doğru yapacağız. Yapacağız ki, doğrularımızı görmezden gelip bizleri sadece yanlışlarımızla değerlendiren siyasetçilere ve kişilere; Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gerçeğini bir kez daha ispatlayacağız. Konfüçyüs’ün dediği gibi: “Doğruluk dışındaki hiçbir düşünceyi ne kafanızda ne de yüreğinizde yaşatın”

15 Ekim yeni bir başlangıç olsun

15 Ekim’de yapılacak genel seçimler Avusturya’nın siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyor ve sandıktan sürpriz sonuçlar çıkabilir.

Önceki seçimlere baktığımızda Türkiye kökenli Avusturyalı seçmenin büyük çoğunluğunun sandığa gitmediğini görüyoruz. Seçime gitmeyenler bir şekilde basit bahaneler uyduruyor ama sağlık dışındaki hiçbir bahanenin geçerliliği olamaz. 

Son dönemde bazı tepkilerine kısmen hak verdiğim Türk toplumu için artık özeleştiri yapma zamanı gelmiştir hatta geç kalınmıştır. (Sonraki yazılarımda bu konuları detaylı şekilde yazacağım.) 

Bana göre Avusturyalı Türklerin yaptığı en büyük hata; Seçime gidip gitmeme kararını, oy vereceği parti ya da siyasetçileri, Türkiye’ye karşı olan tutumlarına ve söylemlerine göre değerlendirmesidir. Avusturya-Türkiye ilişkileri bugün kötü olabilir. Devletler arasında bu tarz durumlar zaman zaman yaşanır. Bugün kötü olan ilişkiler yarın normale döner ama siz, seçime gidip gitmeme ve hangi partiye oy verip vermeme kararı için Avusturya-Türkiye ilişkilerini baz alırsanız, önce kendinize sonra yaşadığınız bu ülkeye kötülük etmiş olursunuz.

Seçme hakkı olup da sandığa gitmeyenlere sesleniyorum;

Bedenen Avusturya’da bulunmanız sizin buradaki varlığınızı bütünüyle ispatlamaz. Siyasetten ekonomiye, spordan kültüre yani hayatın her alanında fikir ve düşünce olarak da Avusturya’da bulunduğunuzu ispatlamalısınız.

Birçok açıdan baktığımızda 50 yıl önce Avusturya’ya “misafir işçi” olarak gelmiş insanların “Avusturya vatandaşı” olarak doğmuş çocuklarının çoğu maalesef şu an “misafir vatandaş” görünümü veriyor. “Bizler Avusturya’nın bir parçasıyız” diyorsak, bir an önce bu hoş olmayan “misafir” görüntüsünü silmemiz gerekiyor. 

Bu, “misafir” kimliğinden kurtulmak için 15 Ekim günü sandığa giderek güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. 

----------

Die Türkische Gemeinde muss ihre “Gast”-Identität ablegen

Unter der Spannung zwischen der Türkei und Österreich litt vor allem die Türkische Gemeinde in Österreich. Dies ist überall zu beobachten: Auf der Straße, in der U-Bahn und in vielen anderen Bereichen. Politiker, die mit populistischen Argumenten die Atmosphäre weiter anheizen, verschärfen die Situation nur.

Werden die Politiker, die für politische Macht, Spannungen unter der Bevölkerung schürten, in naher Zukunft, wenn sich die Beziehungen zwischen Österreich und der Türkei wieder normalisiert haben auch Lösungen für diese Spannungen finden? Wir werden es gemeinsam sehen…

Dass Politiker Fehler machen gibt jedoch der türkischen Gemeinde und Migranten nicht das Recht auch Fehler zu machen. Wir müssen noch richtiger handeln als zuvor, sobald Politiker beginnen Fehler zu machen. Wir müssen richtig Handeln um denjenigen, die unsere Stärken ignorieren und uns nur anhand unserer Schwächen bewerten, wieder einmal zu zeigen, dass Lügen kurze Beine haben. Wie Konfuzius sagt: „Verberget in euch keinen anderen Gedanken als die Wahrheit – weder in euren Herzen, noch in euren Köpfen!“

Lässt den 15. Oktober ein Anfang sein

Die Wahlen am 15. Oktober haben große Bedeutung für Österreich und wir können Überraschungen erleben.

Wir haben in den Wahlen zuvor gesehen, dass die Wahlbeteiligung unter türkischstämmigen Österreicher besonders niedrig war. Diejenigen die keine Stimme abgegeben haben kommen mit Ausreden, doch jede Ausrede außer Gesundheitsprobleme ist ungültig.

An manchen Punkten muss ich mich der Kritik anschließen und denke es ist an der Zeit, dass die Türkische Gemeinde Selbstkritik ausübt, die gar überfällig ist. (In den Nächsten Ausgaben werde ich diese Punkte konkretisieren).

Meiner Meinung nach, ist der größte Fehler von Austro-Türken, dass sie ihre Entscheidung sich an die Wahlen zu beteiligen oder nicht oder für welche Partei oder welchen Politiker sie stimmen werden nur anhand ihres Verhaltens gegenüber der Türkei fällen. Die österreichisch-türkischen Beziehungen mögen heute gespannt sein. Zwischen Staaten gibt es solche Reibungen von Zeit zu Zeit. Die heute schlechten Beziehungen können sich schon Morgen wieder verbessern. Doch wenn Sie Ihre Wahlbeteiligung nur von den österreichisch-türkischen Beziehungen abhängig machen, so tun Sie weder sich selbst noch dem Land indem Sie leben etwas Gutes.

Ich wende mich an diejenigen die wahlberechtigt sind und dennoch nicht zur Urne gehen:

Physisch in Österreich zu sein hat alleine keine Bedeutung. Ihr müsst beweisen, dass Ihr in allen Bereichen des Lebens, sei es Politik oder Wirtschaft, Sport oder Kultur, auch geistlich und mental in Österreich angekommen seid.

In vieler Hinsicht erwecken viele als „Österreicher“ geborene Kinder der in den 50ern als „Gastarbeiter“ nach Österreich gekommene Menschen den Eindruck „Gastbürger“ zu sein. Wenn wir behaupten ein Teil von Österreich zu sein, so müssen wir umgehend diesen unschönen Eindruck ablegen.

Wir können am 15. Oktober damit Anfangen indem wir Wählen gehen…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.