banner445

Hürriyet yazarından Kurz'a 'Türkiye' tepkisi: 'Bu mu dürüstlük?'

banner435

Hürriyet Gazetesi'nin tecrübeli yazarlarından Ahmet Külahçı, köşesinde Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz'un 'Türkiye - AB' müzakereleri hakkındaki açıklamara sert tepki gösterdi.

Hürriyet yazarından Kurz'a 'Türkiye' tepkisi: 'Bu mu dürüstlük?'
© haberjournal / arşiv

banner462
Hürriyet yazarı Külahçı, yazısında şu ifadelere yer verdi:

ALMANYA’daki günlük gazetelerden Die Welt, geçen hafta Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz’un Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ilgili açıklamalarına yer verdi.

Haberde, Sebastian Kurz’un, “Ben Türkiye’nin ABüyeliğinin gerçekleşmeyeceğinden kesinlikle eminim” sözlerinin altı çizildi.

Hatta Avusturya Dışişleri Bakanı’nın, “Bu görüşü birçok AB ülkesi Hükümet Başkanları ile Dışişleri Bakanları da paylaşmakta. Onlar, ‘Müzakereler devam etsin ama sonunda tam üyelik nasıl olsa olmayacak’ diyorlar” içerikli açıklaması da yer aldı.

Sebastian Kurz, Avrupalı politikacıların çoğunun Türkiye’nin AB üyeliği konusuda düşündükleri ile dışa dönük yaptıkları açıklamaların birbiriyle örtüşmediğini de söyledi.
Die Welt’in haberinde, Avusturya Dışişleri Bakanı’nın, “Birbirimize karşı dürüst olmalıyız!” sözlerine de yer verildi.
İşte Sebastian Kurz’un dürüstlük anlayışını anlamak da kabullenmek de mümkün değildir.

***
Türkiye, AB’nin anası konumundaki Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) 1959 yılında ortaklık başvurusunda bulunmuştur.

12 Eylül 1963 tarihinde Türkiye ile AET arasında tam üyeliğe giden Ankara Anlaşması imzalanmıştır.

Avusturya 1995 yılında İsveç ve Finlandiya ile birlikte AB üyesi olmuştur.

1999 yılında Helsinki’de Türkiye’ye AB’ye aday üye statüsü verilmiştir.

Avusturya da buna destek vermiştir.

Hem de Sebastian Kurz’un üyesi olduğu Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ile Avusturya Sosyal Demokrat Parti’nin (SPÖ) oluşturduğu koalisyon hükümetinin imzası vardır o sözleşmenin altında.

3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlatılması kararı alınmıştır.

Bu kararın altında da Sebastian Kurz’un üyesi olduğu ÖVP’li Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel’in imzası vardır.

Bu gelişmeleri Sebastian Kurz’un bilmemesi mümkün değildir.

Evet, hem resmi adaylık statüsüne destek vereceksin, hem müzakerelerin başlamasına onay vereceksin, sonra da kalkıp, “Canım biz müzakerelerin başlamasını destekledik, ama bunun tam üyeliğe gitmeyeceğini taa o zaman da biliyorduk. Su koymamak için destek verdik” diyeceksin.

İşte bu durumda Sebastian Kurz’a ve onun gibi düşünenlere ve “Dürüst davranmalıyız” açıklaması yapanlara şunu sormak lazım:

“Bu mudur sizin dürüstlük anlayışınız?”

“Bu nasıl dürüstlüktür?”

“Sözleşmelere imza atan o dönemdeki Avrupalı politikacılar dürüst değiller miydi?”

***

Sebastian Kurz, Türkiye ile ilişkilerin sürdürülmesi gerektiğini de söylemiş.

Ama AB’de tam üyelik değil, “Türkiye’ye özgü -usta terzi elinden çıkmış- bir ortaklık” (massgeschneiderte Partnerschaft).

Bunu okuyunca aklıma hemen Almanya’da Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partilerinın (CDU/CSU) Türkiye için tam üyelik yerine uygun gördükleri Priviligierte Partnerschaft (imtiyazlı ortaklık) önerisi geldi.

Her ne kadar Almanya’nın Sosyal Demokrat Partili (SPD) eski başbakanlarından Gerhard Schröder, “Birazcık hamilelik olmaz”, yani “Birazcık üyelik olmaz” deyip CDU/CSU’nun önerisine karşı çıkmışsa da, demek ki, komşu ülke Avusturya çoktan rafa kaldırılan eski politikalar peşinde.

Rafa kaldırılan diyorum, çünkü Almanya Başbakanı ve CDU Genel Başkanı Angela Merkel, imtiyazlı ortaklık’ın artık sözünü bile etmiyor.

Merkel, tarafların kararlaştırdığı şekilde, müzakerelerin ucu açık bir biçimde sürdürüldüğünü ve bundan sonra da sürdürüleceğini söylüyor.
Zaten doğru olanı da budur.
Tabii dürüst olanı da...
banner433

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.